Bu içerik yazarlarımızdan Emircan Demir tarafından seslendirilmiştir.

En ihtişamlı mimari akımlardan biri olan Art Deco, üzerinden bir yüzyıl geçmiş olmasına rağmen hala daha günümüz dünyasına ilham veriyor. İlhamını antik medeniyetlerden alan ancak bir yüzü geleceğe dönük bu akım, bir anlamda geçmiş ve geleceği olabilecek en zarif şekilde bünyesinde birleştiriyor. Çizgisel ve simetrik tasarım anlayışı ile modern bir grafik çizgi yakalayan Art Deco’nun yolculuğu ise oldukça ilgi çekici. İşte, Fransa’dan Amerika’ya uzanan ve günümüz New York’unun siluetinin oluşmasında büyük etkisi olan Art Deco akımı!

Antik Kökenlerden Modern Şehirlere

1920’lerin ikonik stili Art Deco, ilhamını çok farklı yerlerden almış bir akım. Bunların en etkili olanlarından biri de 1922’de Firavun Tutankhamun’un mezarının açılması. Uzun yıllardır aranan mezar odasının bulunması ve bununla birlikte içindeki eşyaların gün yüzüne çıkarılması, elbette Antik Mısır’ın estetik anlayışına ışık tuttu ve yalnızca dönemin araştırmacılarını değil tasarımcılarını da etkiledi. Geometrik çizgilere sahip yerel motifler kullanan Antik Mısır sanatı; Aztek ve Afrika sanatları ile birlikte Art Deco’ya yön verdi.

Geometrik çizgiler ile doğal formları birleştiren Art Deco, kendisini en çok mücevherlerde gösterdi.
Antik dönemden ilham alan tasarımlarda gerektiğinde renk kullanmaktan kaçınılmadı

1920’lerde Rusya’da her türlü süslemeye şiddetle karşı çıkan konstrüktivizm ve Avrupa ile Amerika’da yerelliği reddeden modernizm hüküm sürerken, Art Deco yerel kültürlerden ilham alan süslemeci tavrı ile çok eleştirildi. Ancak Art Deco’nun (o dönemki adıyla Style Moderne) eleştirilmesinin en büyük sebeplerinden biri tam olarak bir ihtiyaçtan doğmamış olmasıydı. Diğer mimari ya da sanat akımları gibi bir tepki ya da ihtiyacın ürünü değildi. Kendine ait manifestosu yoktu. İlk kez uluslararası alanda dikkat çektiği Paris’teki 1925 tarihli ‘Exposition Internationale des Arts Decoratifs et Industriels Modernes’ sergisinde dahi yalnızca bir süsleme stiliydi. Zengin insanlar için dekoratif eşyalar tasarlayan Art Deco, burada gördüğü ilgiyi bir adım ileri götürerek çok yakın zamanda moda ve mimaride de etkisini gösterecekti.

Modada da ilhamını antik kültürlerden alan Art Deco, simetriyi de elden bırakmaz.
(Great Gatsby,2013)

Modernizm’e Yaranamayan Akım

Art Deco, kendisine olan ilginin artması ile takı, kıyafet ve mobilya tasarımlarını etkilemeye başladı. Bu süre içinde farklı akımlardan ilham almayı da bırakmadı. Dünyaya yayıldıkça farklı şekillerde yorumlanan ve bu süre içinde modernizm, fütürizm ve kübizmden de kendine bir şeyler katan Art Deco, bunları kökenindeki Art Nouveau ile birleştirip özgün bir karakter ortaya koymayı başardı.  Ayrıca ünü de Fransa dışına çıkarak Amerika’ya kadar geldi. Bu noktada Amerika’nın o dönem ki konumu Art Deco’nun kaderini değiştirdi denebilir. Henüz inşa aşamasında olan New York gibi büyük şehirleri ve adından söz ettiren bir ekonomik güç olma yolundaki Amerika’nın dışarıya çizmek istediği görüntü için Art Deco çok uygundu.

Gösterişli ve lüksü çağrıştıran tasarımları; o dönemin zenginlik ve yüksek refah göstergesi şehri New York’un kimliğini oluşturdu. Kendini tekrarlayan geometrik formu da Art Deco’nun seri üretime uygun olmasını sağladı. Böylece hızlı bir şekilde mimaride Art Deco dönemi başladı.

Teksas, ABD’de bulunan Sinclair Binası ve girişi

Planlama ve inşa konularında alanına herhangi bir yenilik getiremeyen Art Deco, bu noktada modernist mimarlar tarafından çok eleştirildi. Kendini yalnızca cephelerde gösteren Art Deco, bu yüzden hala daha kimi araştırmacılar tarafından tam bir ‘akım’ olarak adlandırılmıyor.

Ancak kendi dönemine bakılacak olursa, Art Deco’nun en azından Amerika’da kendini çok net bir şekilde kabullendirdiği de görülebiliyor. Özellikle yapıldığı yıllarda dünyanın en yüksek binası olan Empire State ve Chrysler gibi gökdelenlerin cephelerinde Art Deco etkileri oldukça belirgin. Bu da akıma bir nevi dokunulmazlık kazandırıyor.

Amerika’nın ve özel olarak New York’un simgelerinden Empire State Binası, girişi ve cephe özellikleri ile tam bir Art Deco örneğidir.

Art Deco; Hızlı Parlayıp Erken Sönenlerden

Mücevherler, dekoratif eşyalar ve duvar kâğıtları derken dünyanın en uzun binasının cephesini şekillendirebilmiş olmak gerçekten kayda değer bir başarı. Ancak Art Deco’nun en büyük başarıları da bunlarla sınırlı. Adeta Amerikan rüyasının estetik temsili olan akım, popülerliğini 1940’lı yıllara kadar korusa da bu noktadan sonra popülerliği azalmaya başlar.

Empire State Binası’ndan sonra Art Deco stilindeki en ünlü yapılardan olan Chrysler Binası

 

İkinci dünya savaşının patlak vermesi ile de tamamen unutuldu. Tüm inşaatların durduğu, lüksün değil tasarrufun öne çıkarıldığı bir dönemde tutunamayan Art Deco çok vakit geçmeden geri döndü. 1960’lı yıllardan tekrar gündeme gelen stil, yine kısa süreli etkisini gösterip kayboldu. Günümüzde ise hala ikonik bir akım olarak değer görmekte ve modadan grafik tasarıma birçok alana ilham vermeye devam etmekte.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here