15 Haziran – 12 Eylül tarihleri arasında bantmag.havuz/Bina’da sanatseverlerle buluşan “İrrrtibatta Kalalım”ın ardından, sergide yer alan işlerin kaynak noktası, “Türkçeden Türkçeye Çeviri Şiirler – Fata Morgana”nın sahibi Suhan Lalettayin ile ilk küratörtlük deneyimi, geleceğe dair planları ve “şiir” üzerine bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle tebrik ederim, sergiyi gezmek benim için çok farklı bir deneyim oldu, eminim buraya yolu düşen herkes hislerimi paylaşıyordur. 

“İrrrtibatta Kalalım”ın ve fikrinin ortaya çıkış sürecinden biraz bahseder misin?

Farklı sanat pratiklerinin sınırlarında gezinen işler oldum olası ilgimi çekiyordu zaten. Üretmek için beslenmek, etkileşime geçmek gerektiğine inanıyorum. Bu etkileşim içinse her dakika maruz kaldığımız toksik iletişim hallerinden, plastik söz ve duruş birleşimlerden başka bir şeyler yapmak gerekiyordu. Aslında kaynağını Fata Morgana’dan (Türkçeden Türkçeye Çeviri Şiirler) alan birleştirici bir iş ortaya koyma arzusu içten içe hep benimle olsa da fikrin işaret fişeği çok sevdiğim bir arkadaşımla ettiğimiz bir sohbet esnasında ateşlendi diyebilirim. 18 sanatçı kitabı okudu ve diledikleri şiiri seçerek içsel bir yolculuğu görünür kıldılar. Burası benim için hassas bir nokta çünkü başlarken özellikle ifade ettiğim gibi bu bir vinyet sergisi değildi ve düz bir noktadan “şiirin resmedilmesi” gibi bir “erkeği” yoktu.

Peki fikrin projeye dönüşme süreci nasıl gerçekleşti, sonrasında sanatçılar ve Bantmag ile nasıl bir araya geldiniz?

Aslında sergiyi organize etmeye karar verdiğim ilk andan itibaren aklımda Bina vardı. Çünkü serginin konseptine de uygun olarak açılışın ardından bir parti olmasının hoş olabileceğini düşündük. Hem sergiye hem de partiye uygun olabilecek yegane mekan, sokağın bebeği Bina’ydı. Mekan organizasyonu devam ederken sevgili Özgür Özdemir, Thinking Brand Communication ile serginin sponsorluğunu üstlendi. Sanatçılarla bir araya gelme konusuysa, bunu dile getirmesi biraz güç olacak sanırım… Projeyi açtığım insanlar arasında önceden tanıdığım, beraber iş ürettiğim insanların yanı sıra işlerini beğenerek takip ettiğim insanlar da vardı. Ama genel anlamda belirleyici bir ölçüt olarak şiire hakimiyetleri, ilgilerinden ziyade hissetmeleri ve bir şeyler uyandırabilecek açıklıkta, frekansta buluşabilmek serginin ve benim asıl gereksinimimizdi.

Sanırım İrrrtibatta Kalalım ilk kürasyon deneyiminin değil mi?  Devam etmeyi düşünüyor musun?

Bu soruyu soran ilk kişi değilsin aslında, defalarca buna benzer cümleler duydum. Benim İrrrtibatta Kalalım bünyesinde yaptığım işin tam karşılığı -her ne kadar afişte öyle tanımlanmış olsa da- kürasyon değildi aslında. Dolayısıyla “Devam edeceğim,”, “Duracağım” gibi bir yanıt da veremem bu soruna. Küratörlük kesinlikle entelektüel birikim ve keskin bir estetik algısı talep eden ince bir iş ve “had” mevzusuna her zaman inanırım. Afişte adımın bir şekilde yer alması gerekiyordu ve “Suhan Lalettayin şiirlerinden esinle” gibi beylik bir şey yazmasını istemedik, çünkü anlamsal olarak da tam karşılamayacaktı. Keza işlerin “vinyet” gibi algılanmasına da yol açabilirdi ki bu da serginin ana fikrine ters düşen bir kullanım olacaktı. Afişin yapılacağı gün ben küratör demekten kaçınmaya çalıştıkça daha da tuhaf titr önerileri ortaya atmaya başladık ve afişin baskıya yetişmesi gerektiği için bir noktada “Tamam, küratör diyelim” dedim ben de. Yoksa sergi kürasyon bağlamında deneyimlenebilir son halini sevgili Sadi’nin (Güran) güzel gözü ve yardımlarıyla aldı. Bir de aslına bakarsan titrler, etiketler içerisinde boğuluyoruz. Adlandırmaların göz alıcı ışığına kafamızı çevirip ortaya koyulan işin içeriğini, derdini, niyetini görmeyi öğrendiğimizde “olan”ı da “olmayan”ı da zaten göreceğiz.

Neden “irtibatta” kalalım değil de “irrrtibatta” kalalım?

Biliyorsun, “Haberleşelim,”, “Görüşelim,” gibi “İrtibatta kalalım” da ileriye dönük iletişim, bağ beklentisi belirten bir kalıp ama ne yazık ki genellikle hepsinin akıbeti benzer. “İrtibatta kalalım”ın   cezbedici bir fonetiği var, güçlü tınlayan bir temenni. Üç r vurgusu bu temmiyi daha da güçlendiriyor, dikkat çekiyor. İrrrtibatta kalalım, çünkü başka çaremiz yok. “Ben, ben, ben” diye bağıran milyonlarca mikrop saçan ağız ve toplu/yapay arınma numaraları bizi iyileştirmiyor.

Sana baktığımda meraklı ve hevesli bir sanatçı görüyorum. Birçok farklı alanda üretiyorsun, şiir yazıyorsun, bir kitabın var, sinema okuyorsun, modellik yapıyorsun ve bildiğim kadarıyla bir resim geçmişin de var.

Evet birçok şey yapıyorum, kimisi hobi kimisi artistik amaca hizmet ediyor ama genelde bu kategoriler iç içe geçebiliyor ya da biri diğerini besleyebiliyor. Bana hayal kurdurtan ve beni heveslendiren her yeni şeye hemen kucak açabilme kabiliyetim var, ne pahasına olursa olsun. Gencim ve gençlik biraz da ehlileşmemişlik demek aslında. Ehil olmayan tehlike teşkil eder, ne doğuracağı belli değildir. Ben sadece burnumu ilgimi çeken, merakımı kamçılayan işlere sokuyorum, sonra gerisi gelirse geliyor. Hata yapma lüksüm hep var. Klişe olacak belki ama deniyorum, arıyorum, öğreniyorum, yanılıyorum
ve eğleniyorum.

Peki Suhan Lalettayin’in bundan sonrası için planları neler? İkinci bir kitap, belki sonrasında ikinci bir sergi planlıyor musun?

Kendimle arkadaşlık kurduğum zamanları seviyorum, bu arkadaşlığı bir süredir ihmal ettim. Biraz zamana ihtiyacım var ki söyleyeceğim şeylerin bir “ayrı”lığı olsun. En son !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde çalıştım, epey yoğun ama hoş ilerleyen bir süreçti. Festivalin ardından öncelikle biraz sakinleşmeye ihtiyacım var. Sonrasında yapacaklarım, kendi tarihlerini kendileri tayin edebilecek güçteler zaten.

Son olarak İrrrtibatta Kalalım’ın ardından neler söylemek istersin?

Ruhu olan, yeni bağlara gebe bir iş ortaya koyduğumuza inanıyorum. İnsanların geçmişlerinden, hayallerinden, gizlediklerinden bir şeyleri gün yüzüne çıkarmasına vesile olmak, hikayelerini dinlemek ve onlara dokunmak şahane bir deneyimdi. İrrrtibatta Kalalım yazınsal hayatım için de adeta bir okul oldu. Şiirlerin apayrı dünyalar özelindeki yansımalarına bu denli yakından şahit olmak kuram ve eleştiri kitaplarından öğrenilemeyecek şeyleri içeriyordu. Cesaretlendiren, ziyaret eden, destekleyen herkesin ruhuna sağlık.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here