Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

Tarihten bugüne ışık tutan kadınların hikayeleri serimizin 3. sırasında benzersiz biyografisi ile Jeanne d’Arc bulunuyor. Binlerce tarihçi, edebiyatçı ve şaire ilham olan Joan of Arc, Yüz Yıl Savaşı’nın ve Avrupa’nın kaderini değiştiren kadın olarak biliniyor.

Ortaçağ Fransasında yaşayan bir köylü kızı olan Joan of Arc, 1412 yılında Meuse’deki Domrémy köyünde doğdu. Çiftçi bir ailenin kızı olarak büyüdü, dönemin zihniyeti itibariyle annesi tarafından koyu bir Katolik olarak yetiştirildi. Jeanne d’Arc’ın hayatını efsaneleştiren de, sonlandıran da inancı olmuştur.

Kaynak: http://www.maidofheaven.com

Çevresi tarafından çok sevilen biriydi, hayvanlara çok düşkün, yardımsever, şefkatli ve iyi kalpli olması ile tanınan Jeanne d’Arc, inancının merkezine sadece Tanrı’yı koyuyor, kilisenin aracılığını kabul etmiyordu. Çocuk yaşlarından itibaren Jeanne, Aziz Michael, Saint Catherine ve Saint Margaret’in sesleri aracılığıyla Tanrı’dan gelen sesleri duyduğunu söylüyordu. Ortaçağ şartları, savaş iklimi ile bu özelliği herkesçe tanınmasını sağlamıştı.

O sırada Fransa’nın bulunduğu siyasi durum hiç iç açıcı değildi. 1415 yılında İngiltere Kralı Henry V, kuzey Fransa’ya saldırılarda bulundu. Fransız kuvvetlerini dağıttıktan sonra, İngiltere, Fransa’daki Burgonyalıların desteğini kazandı. Fransız müttefikleri ile birlikte İngiltere, kuzey Fransa’nın çoğunu işgal etti -Joan’ın köyü Domrémy başta olmak üzere-, köylüler işgal tehdidi altında evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Joan, 13 yaşındayken, Tanrı tarafından bu zulmü durdurması için bir misyon verildiğini belirttiği sesler duymaya başladı. Düşmanlarını kovarak Fransa’yı kurtarmak ve Charles’ı kral tahtına oturtmak. Bu ilahi misyonun bir parçası olarak, Joan bekaret yemini etti. 16 yaşındayken, babası onun için bir evlilik düzenlemeye çalıştıktan sonra, yerel bir mahkemeyi, bu evliliği kabul etmek zorunda bırakılmaması gerektiğine başarılı bir şekilde ikna etti.

1428 yılının Mayıs ayında, Joan’ın görüleri onu Vaucouleur’a gitme ve garnizon komutanı ve Charles’ın destekçisi Robert de Baudricourt’la görüşme talimatı verdi. İlk başta, Baudricourt Joan’ın talebini reddetti, ancak köylülerin onayını aldığını gördükten sonra, 1429’da ona bir at ve birkaç asker verdi. Joan, saçlarını kesti ve Charles’ın mahkemesinin bulunduğu bölge olan Chinon’a düşman topraklarında yaptığı 11 günlük yolculuk için erkek kıyafetlerini giydi.

Joan Chinon’daki kaleye vardığında, Charles onunla görüşüp görüşmemekte kararsız kaldı, danışmanları çelişkili tavsiyelerde bulunmuşlardı. 2. günün sonunda Charles Joan’ı kabul etti ve Joan ona İngilizlere karşı savaşmak istediğini ve kralın onun olması gerektiğini söyledi. Charles kararsız kalsa da tüm gözler üstünde olduğundan ve başka çaresi olmadığından Joan’ın savaşa katılmasına izin verdi. Birçok yazara göre bu tarihin en büyük gizemlerinden biridir. Hiçbir askeri kariyeri olmayan, Tanrı’nın sesini işittiğini söyleyen genç bir kızın savaşa önderlik etmesine nasıl izin verilmiştir? İkili görüştüklerinde duyduğu seslere dair detayları açıklayan Joan, inancıyla kralı ikna etmeyi başarmıştır. Danışmanları tarafından da gözlem altında tutulan Joan, herhangi bir “iffetsiz” davranışta bulunmadığından tam not almıştır. Erkek kıyafeti giymenin suç olduğu Ortaçağ döneminde, genç bir kız savaşa önderlik edecektir.

Albert Lynch, Jeanne d’Arc, 1903

Charles, 17 yaşındaki Joan of Arc’a zırhını ve atını vererek, ordusuyla İngiliz kuşatma alanı olan Orléans’a gitmesine izin verdi. Fransız askerleri, 4 Mayıs ile 7 Mayıs 1429 arasında yapılan bir dizi savaşta, İngiliz surlarının kontrolünü ele geçirdi. Joan omzundan yaralandı ama daha sonra son başka bir saldırıyı teşvik etmek için liderliğine devam etti. Haziran ortasına gelindiğinde, Fransızlar İngilizleri tamamen kuşatmışlardı.

Orléans’ın kurtarılmasıyla ve ardından Loire Nehri üzerindeki kasabaları özgürleştirilmesi ile Joan şimdi Tanrı’nın verdiği misyonun büyük bir bölümünü yerine getirebilecekti. Mistik gücüyle en genç savaşçı olan Joan’ın huzurunda 18 Temmuz 1429’da, Reims katedralinde Charles VII taç giydi.

Yeni kralın üstünde başkent Paris’in kuşatılmasına dair baskı bulunmaktaydı, Joan da Paris’in alınması hususunda çok istekliydi. Farklı görüşlere göre Charles halihazırda düşman birlikleriyle 15 günlük ateşkes sağlamıştı, bu sırada Paris savunması güçlenmişti. Joan ve diğer Fransız komutanları kazanamayacakları bir saldırıya eksik güçlerle yollamıştı ve saldırı başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Daha sonrasında Joan büyük saldırılarda yer alamadı. 1430 yılının Mayıs ayında, bir Anglo-Burgonya kuvveti Compiègne kasabasına kuşatma girişiminde bulundu. Joan birkaç yüz kişiden fazlasıyla yardıma koştu. Tanrı’nın sesi birkaç ay önce ona İngilizler tarafından ele geçirileceğini söylemişti ama yine de kasabanın savunmasına gitti.

Anglo-Burgonya birlikleri, kendisinden çok daha büyüktü ve düşmanın dengesini korumak için vur-kaç saldırıları başlatarak kasabanın savunucularına yardım etmeye çalıştı. 23 Mayıs’ta bu saldırılardan biri başarısız oldu. Her ne kadar askerlerinin çoğu şehir duvarlarına geri dönmeyi başarsa da, Joan, Lüksemburg Dükü John’un askerleri tarafından ele geçirildi.

The capture of Joan of Arc oil on panel by Adolphe-Alexandre Dillens, 1847-1852. Hermitage Museum, St. Petersburg, Russia

Burgonyalılar Joan’ı esir aldı ve onu birkaç ay tuttu. İngilizler ile müzakere ederek, Joan’ı 10.000 Frank karşılığında teslim ettiler.

Charles VII ne yapacağından emin değildi. Yine de Joan’ın ilahi gücüne ikna olmadı ve serbest bırakılması için hiçbir girişimde bulunmadı. Joan’ın eylemleri İngiliz işgal ordusuna karşı olsa da, kilise yetkililerine teslim edildi. Cadılık, sapkınlık ve erkek gibi giyinme dahil olmak üzere 70 farklı suç ile yargılandı.

Aylarca süren işkence ve sorgulara dayanamayan Joan, suçlamaları kabul etti ve bir daha erkek giysileri giymeyeceğine, kiliseyi otorite olarak kabul ettiğine dair bir anlaşma imzalayarak yemin etti. Böylece cezası ömür boyu hapis olmuştu. Daha sonrasında bu kararından caydı ve 30 Mayıs sabahı, Rouen’de bir meydana götürüldü ve tahmini 10.000 kişilik bir kalabalığın önünde kazıkta yakıldı.

Joan’ın ölümünden sonra, Yüz Yıl Savaşı 22 yıl daha devam etti. Kral Charles VII nihayetinde tacını korudu ve 1456’da Joan of Arc’ın tüm suçlamalarda masum olduğuna ve şehit ilan edeceğine dair bir soruşturma emretti. 16 Mayıs 1920’de, ölümünden 490 yıl sonra ise azize ilan edildi. Artık adı “Koruyucu Azize ve Orleans Hizmetçisi” olarak tarihte yer almaktadır.

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here