Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
131

Dünya tarihini değiştiren ve derinleştiren kadınların ilham veren hikayelerini bir yazı dizisi oluşturarak paylaşmaya çalışacağız. Erkek hegemonyasından sıyrılıp tarihe damga vuran bu kadınların hayatları bizlere ışık tutacaktır.

İlk sıranın sahibi tarihin ilk lirik şairi, kadın haklarının ilk savunucularından kabul edilen Sappho. Hakkında çok az bilgi sahibi olabildiğimiz Sappho, M.Ö. 600’lü yıllarda, eski adı Lesbos, bugünkü adıyla Midilli adasında dünyaya gelmiştir. Aristokrat bir ailenin kızı olan Sappho çok iyi bir eğitim almış ve kadın erotizmini öne çıkaran şiirleriyle ön planda olmuştur. Şiirlerin içeriği ve adadaki diğer genç kızları “evlilik kurumundan ayırması” sebebiyle çok fazla tepki toplamıştır.

Fotoğraf: livreshebdo.fr

Farklı kaynaklardan mutsuz bir evliliği olduğu ya da hiçbir evlilik teklifini kabul etmediği bilgilerine ulaşabiliyoruz. Bir kısım tarihçi Sappho’nun şiirlerini kurduğu şiir okulundaki kız arkadaşları ve kızı Kleis için yazdığına, bir kısmı ise eşcinsel eğilimleri ile bu duygu yoğunluklu şiirleri oluşturduğunu belirtir.

Yunan antolojisinde Plato, Sappho için şunları söyler: “Bazıları, dokuz sanat perisi olduğunu söyler -gelin sayalım tekrar- bakın, onuncusu; Lesbos’lu Sappho.” Bugün ne yazık ki sadece bir şiirinin tamamına ulaşılabiliyor. Diğer eserleri büyük oranda parçalanmış ve tahrip edilmiş durumda. 1073 yılında, VIII. Papa Gregory‘nin emriyle bütün şiirleri yakılmıştır. En ünlü ve günümüze eksiksiz ulaşan eseri Aphrodite’ye Yakarış‘tır.

“Ey tahtı ışıl ışıl Aphrodite
ulu Zeus’un düzenci kızı,
yalvarırım yüreğimi acılarla dağlama!
Yardımıma gel gene, hani eskiden
sesimi duyunca nasıl, çıkıp babanın sarayından kanat çırpan kuşların
çektiği yaldızlı arabana biner; yeryüzüne inerdin bulutsuz mavilikten
ölümsüz dudağında o aydınlık gülüşle sorardın,
’Gene nen var?’ derdin, nedir gene/deli gönlünü çelen?
Tılsımımla kimi/baştan çıkarıp yollamam gerekiyor koynuna?”
Kadınların toplumdan tamamen dışlandığı, eve hapsedildiği o günlerde; felsefe, sanat ve günlük hayatın her alanında erkek egemenliğinin varlığında Sappho’nun şiirleri, bir meşale gibi o günkü kadının hayallerini, aşklarını yansıtmaktadır. Sadece şiirleri ile değil, genç kızlara özel olarak şiir, edebiyat ve müzik eğitimi verdiği okulda da varoluş mücadelesini ve başkaldırısını sürdürmüştür.
Sappho, eşcinselliğin bile sadece erkekler arasında olduğunda hoşgörüldüğü günlerde baskılara dayanamamış ve ölüm tehditleri almıştır. Sonrasında Sicilya’ya yerleşmiştir ve Sicilya halkı bu büyük şairin gelişi şerefine heykelini yaptırmıştır.
Antik Yunan şairi Sappho’nun mermer büstü. Smyrna (İzmir), Türkiye. (Fotoğraf Vikipedi)
Bir rivayete göre 40’lı yaşlarında Faon isimli genç bir erkeğe karşılıksız aşkından kendini kayalıklardan bırakmış, hayatına Sicilya’da son vermiştir. Diğer bir rivayet ise okulundaki kız öğrencilerden birine duyduğu karşılıksız aşktan ve toplum baskısından dolayı Lesbos’da intihar ettiği yönündedir. Kilise bazlı kaynaklar eşcinsel eğilimlerinin geçici ve tinsel olduğunun vurgusu ile daha tutucu bir düzlemde yazılmıştır, bu sebeple de yaşamı ve ölümü hakkında çok farklı bilgiler yer almaktadır.
Sappho şiire tamamen farklı bir bakış açısı ile yaklaşmış, kelimeler melodi için dizilmişlerdir. Şiirleri arzu, özlem, aşk ve erotizm yüklüdür. İçtenliği ve açıklığı ile fark yaratmıştır.
“Hiç uyarmadan,
kasırga nasıl sökerse
meşeleri kökünden,
öyle sarsıyor yüreğimi aşk.”
Yunan edebiyatına yeni bir perspektif ve soluk getiren lirik şair Sappho’nun gücü ve coşkusu kuşkusuz yaşadığı acılar, özlem ve zorluklardan gelir. Tarihin her bir cephesinde sayısız başarıya imza atmış ilham veren kadınların öyküsü diğer yazılarla devam edecektir.
Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
131

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here