Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
6

1 Aralık 2017’de ilk sezonu yayına giren Dark, Netflix‘in Almanca ilk orijinal dizisidir. Yayınlandığı tarihten itibaren oldukça ses getirmiş ve ilgi odağı haline gelmiş olan Dark, 2. sezon onayını almıştır ve dizinin çekimleri 25 Temmuz’da başlayacaktır. Yine de biz, Dark sevenleri ve özleyenleri için ilk sezonunda ele alınmış efsane replikleri görselleriyle birlikte sizler için derledik. Keyifli okumalar.

 

Geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark inatçı bir illüzyondan ibarettir. Albert Einstein

“Zamanın doğrusal olduğuna güveniriz. Muntazam şekilde ebediyen ilerlediğini düşünürüz. Sonsuza dek. Ancak geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark illüzyondan başka bir şey değildir. Dün, bugün ve yarın peş peşe gelmez. Sonsuz bir döngü halinde birbirlerine bağlıdırlar. Her şey birbirine bağlıdır.”

Tanrım, değiştiremeyeceklerimi kabullenmek için sabır, değiştirebileceklerimi değiştirmek için cesaret, farklı anlamak için akıl ver. (Hitit Duası)

“-Onu özlüyor musun?

-Sanırım onun düşüncesini özlüyorum. Gerçekte nasıl biriydi bilmiyorum. Belki de bunu hiç bilemiyoruzdur. İnsanların içini.”

Gözünüzü açın! Dikkat edin. Vakit ne zaman gelir bilemezsiniz. Markos İncili, 13:33.

  “Bildiklerimiz bir damla, bilmediklerimiz ise bir okyanus.”

“-Dünya bugün sona erse ve her şey baştan başlasa ne dilerdin?

-Kolay soru. Winden’sız bir dünya.

-Winden’sız bir dünyaya!

 “Kara delikler, evrendeki cehennem ağızları olarak kabul edilir. İçine düşen kaybolur. Sonsuza dek. Nereye peki? Kara deliğin arkasında ne vardır? Uzay ve zaman da orada her şeyle birlikte kaybolur mu? Yoksa orada, uzay ve zaman birbirine bağlanıp sonsuz bir döngünün parçası haline mi gelir? Ya geçmişten gelen her şey gelecek tarafından etkileniyorsa?”

“Ariadne’nin ipini arıyoruz. Bizi doğru yolda bizi yönlendirecek. Karanlıkta bir deniz feneri gibi. Kaderimizde ne olduğunu bilmeyi çok isterdik. Nereye yol aldığımızı. Ama işin aslı, tüm zamanların içinde yalnızca tek yol vardır. Başlangıç ve son tarafından önceden belirlenmiştir. Sonu da başıdır.”

“Hayat bir labirenttir. Bazı insanlar hayatlarını bir çıkış yolu arayarak geçirirler. Ama tek yol vardır o da daha derine götürür. Merkezine varana kadar bunu anlayamazsın. Ölüm kavranabilecek bir şey değildir. Onu ancak kabullenirsin. O zamana kadar doğru kararlar verip vermediğini kendine sormalısın.”

Annem bana eski dünyadan bahsetti. Selden önceki. Başka türlü bir dünyaymış. Kirli. Saçımı örer, babam ve aşağıdaki dünyalardaki şeytanlar hakkında acıklı hikayeler anlatırdı. ‘Her şey affedilir ama asla unutulmaz’ dedi annem. Gözlerindeki karanlık normaldekinden daha büyüktü. Kelimeleri dalgalar gibi aktı. Her şey o anki haliyle iyiydi. Her şey kendi yerini kaplardı. Şimdi, burada olduğu gibi, geçmişte de. Böyle konuştuğunda ona bir hal olurdu. Örgülerimi sertçe çekerdi. İçinde, derin olan bir şey için beni cezalandırır gibi. Onu merkezinden çeken bir şey, doyurulamayan bir açlık gibi. Dünden, gözlerinin önünde yaşanıyor gibi bahsederdi. Bugün sadece bir perdeymiş, onun için gerçek olanı örtüyormuş gibi. Eski dünya bir hayalet gibi ona musallat oldu. Ona bir rüyada, yeni dünyayı yavaş yavaş nasıl yaratacağını söyledi. Hiçbir şeyin değişmediğini böylece anladım. Her şey eskisi gibi kalırdı. Tekerlek, bir çember içinde döndükçe dönerdi. Bir yazgı diğerine bağlıydı. Bir ip, kan gibi kıpkırmızı, bütün amellerimizi birbirine bağlayan. Bu düğüm açılamaz. Ama kesilebilir. O, bizimkini kesti. En keskin bıçakla. Yine de kesilemeyen bir şey kaldı geriye. Görünmez bir bağ. Çoğu gece çekiştirir bu bağı. Sonra hiçbir şeyin bitmeyeceğini bilerek sıçrayarak uyanırım. Her şeyin baki kalacağını.”

 “Etrafım zifiri karanlık. Sürekli pusuda olan gölgeler. Günlerdir bir şey yemedim. Gözlerim kararıyor. Son yakındır. Tıpkı onun labirente indiği gibi ben de kendi labirentime iniyorum. Şu an karşınızda duran kral kızı değil. Kimsenin karısı değil. Kimsenin kardeşi değil. Zaman içinde yarım kalmış bir iş. Hepimiz böyle ölürüz. Hangi evde doğduğumuzun önemi yoktur. Ne giydiğimizin de. Dünyada uzun mu yoksa kısa mı kaldığımızın da…”

“Gerçek tuhaf bir şey. Gizlemeye çalışabilirsin ama bir şekilde su yüzüne çıkmayı başarır. Hayatta kalmak için yalanı, gerçeğimiz yaparız. Unutmaya çalışırız. Artık unutamayıncaya kadar. Dünyanın gizemlerinin yarısını bile bilmiyoruz. Karanlıkta geziniyoruz. Bu da benim gerçeğim… Her şey birbiriyle bağlantılıdır.”

“Düşünce yapımızı ikicilik şekillendirmiştir. Giriş, çıkış. Beyaz, siyah. İyi, kötü. Her şey zıttıyla var gibi görünür. Ama bu yanlıştır. Hiçbir şey üçüncü bir boyut olmadan tamamlanamaz. Sadece aşağı ve yukarı yoktur. Bir de merkez vardır…”

 

“Tik tak…”

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
6

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here