Yeryüzünde her nereye ayak basılırsa basılsın, cinsellik irdelenmesi tercih edilmeyen; genellikle ayıp, günah ve özel olarak nitelendirilen bir tabu olarak karşımıza çıkar. Konuşulması, tartışılması, sesli bir şekilde dile getirilmesi pek uygun görülmez. Fakat psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud, Cinsellik Üzerine adlı kitabında, cinsellik ve daha da ağır gelebilecek çocuk cinselliği hakkında yoğun eleştiri ve tepkilere maruz kalacağı söylemlerde bulunmuştur. Psikanaliz üstüne çalıştığı zamanlarda sıklıkla histeri ile karşılaşan Freud hastalarından, çocukların da babaları tarafından cinsel tacize uğradıklarını duyuyordu. İddialar sürekli tekrar ettikçe de bu travmaların gerçekliği üzerine bazı sorgulamalar yapmaya başladı.

Tüm babalar sapık mıydı?

Başlangıçta baba tarafından görülen cinsel tacizin histeri ve nevroz gelişiminde baş etken olduğunu dile getiren Freud, daha sonra bu düşüncesinden uzaklaşıp geri adım atmıştır. Ona göre nevroz oluşumunda somutlaşmış taciz değil, fantezide kalmış taciz rol oynamaktaydı. Dorothy Bloch, Freud’un ilk baştaki görüşünü kanıtlama çabasını, babası tarafından kendisine ve kardeşlerine yapılan taciz ile bağdaştırmıştır. Fakat sonra nasıl olduysa, Freud tüm bu iddialardan ”fanteziler”, ”histeriklerin uydurmaları” olarak bahsetmiştir.

“Böyle olsaydı eğer tüm vakalarda, benimki de dahil olmak üzere, babanın sapıklıkla suçlanması gerekirdi. Çocuklara karşı böylesine yaygın bir sapıklık çok olası görünmüyor.”

Öte yandan ani duygu değişiklikleri ve bozuklukları olarak nitelendirilen histerinin oluşması için net ve somut bir tacizden ziyade, emin olunamamış fantezide kalan taciz gereklidir görüşü ortaya çıkmıştı. Bu görüşe göre, ancak gerçekleşmemiş fakat bilinçte canlanan, arada kalmış bir fantezi histerik nevroza sebep olabilirdi. Çünkü nevrozun oluşabilmesi için, ebeveyn imajının çocuk tarafından yüceltildiği fantezilerin kurulması gereklidir. Taciz somutlaştığı zaman baba, çocuk zihninde yüceltilememektedir. Çocuklar yetiştikleri belli bir dönemde kendilerini anne ve babalarının nesnesi olarak görürler. Anneden uzaklaştıktan sonra yüceltilmiş olan babadan da uzaklaştırılmazsa histeri ortaya çıkar. Bu zamanlarda taciz somutlaşırsa çocuklar bunu saklamaya eğilimli olur. Fantezi olarak kaldığında ise, açığa çıkarma eğilimleri çok daha fazladır.

Peki nedir Freud’u Travma Teorisi’nden vazgeçiren?

Dorothy Bloch, bu geri adımın toplumu ve sabit düzeni savunmak adına atıldığını düşünür ve bu noktada Freud’u eleştirir. Fakat Freud’un bu hareketinin sebebini de kendi kanıtlarına dayanarak açıklamıştır. Bloch’ın sürekli olarak izlediği baba tacizine maruz kalmış olan dört çocuk vardı. İzlenimlerine göre ise bu çocuklar yaşadıklarıyla ve korkularıyla, tacizciden uzaklaşarak, yok sayarak baş ediyorlardı. Yani ona göre “Ne yazık ki benim babam da bu sapıklardan biriydi” diyen Freud da, tıpkı o çocuklar gibi suçluluk duygusuna kapıldı ve bir süre sonra tacizi yok sayarak ona bir kalıp bulmayı tercih etti.

Bu sonuçların ortaya çıkmasıyla, aynı zamanda histeriklerin ve bu sebeplerinin çok yaygın olması nedeniyle Freud kendisinin ortaya attığı bu teoriye karşı bir çelişki yaşadı. Artık aynı semptomları gösteren hastaların, aslında kendilerinin cinsel ilişkiyi arzuladığını ve fantezilerini bastırdığını savunuyordu.

Bütün bunların dışında Jeffrey Masson ve Frederick Crews, Freud’u en çok eleştiren isimler olmuştur. Crews’a göre, Freud kendi travmasını kanıtlamak adına hastalarını yaşadıkları veya yaşamadıkları tacizleri hatırlamaya zorluyordu. Kalan öyküleri ise Freud kendisi yaratıyordu. İki isim dışında da her kesimden Freud’a karşı eleştiri ve saldırıların ardı arkası hiçbir zaman kesilmedi.

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here