Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Amerika kıtasında yer alan 13 koloninin İngiltere’ye karşı başlattığı isyan başarı ile sonuçlandığında, bu durum sadece Amerika’nın iç dinamiklerini değiştirmekle kalmayacak; bütün dünyayı temelinden sarsan bir devrimin de ayak seslerini beraberinde getirecekti. Hak, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi kavramlar salt belirli bir halkın tekelinde kalmamalıydı artık. Hem Amerikalılar 3 penilik çay vergisi nedeniyle ayaklanabildilerse çoğu Avrupalının altında ezildiği ağır vergiler nasıl açıklanabilirdi ki?

Fransa’yı ihtilale sürükleyen nedenler içerisinde pek çok olaya dikkat çekmek mümkün görünüyor. Fakat en önemli noktalara değinmemiz gerekirse eğer; sürdürülen savaşlarla ateşlenen mali krizler, sarayın yaptığı aşırı harcamalar, av partileri ve meclis ile halk arasında açılan derin uçurumları örnek olarak gösterebiliriz. Üstelik soylu ve ruhban sınıfının hiçbir şekilde vergi ödemeden, gelir pastasından en büyük payı alıyor olması da halihazırda ekonomik krizle boğuşan Fransız halkının öfkesini ikiye katlıyordu. Köylüler iyi hasat elde edemedikleri halde soylular yüksek vergi taleplerini ısrarla sürdürünce, işte o son fitil de ateşlenmiş olacaktı.

Eugene Delacroix tarafından resmedilen Fransız İhtilali.

14 Temmuz 1789 tarihine gelindiğinde kraliyetin simgesi olarak bilinmesiyle beraber siyasi mahkumların da hapsedildiği Bastille, halk tarafından kuşatıldı. Bastille’in düştüğü haberleri duyulduğunda ise diğer binlerce kişinin de saldırı tutkusu ateşlenecekti. Kaleler, manastırlar yakıldı, önemli ailelerin malikaneleri yağmalandı ve kentler özerkliklerini ilan ettiler. Fransa tam anlamıyla silahlı kamplara bölünmüş, Paris’in yönetimi de ele geçirilmişti.

Bastille kuşatması

Ulusal Meclis (Assemblêe Nationale Constituante) 5 Ağustos günü; soyluların ve rahiplerin derebeylik döneminden kalma bütün ayrıcalıklarını kaldırdı. Aynı meclis 28 Ağustos 1789’da ise İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ni hazırlayarak ilan edecek ve dünyada yeni bir çağın başlamasına birinci elden sebep olacaktı. Gelin, tarihe yön veren bu bildirinin maddelerine hep birlikte göz atalım.

Ulusal Meclis’in tasarladığı gibi Fransız halkının temsilcileri, tek sebebinin resmî kötü durum ve yönetim bozukluğunun olduğu insan hakları konusundaki habersizlik, dikkatsizlik veya küçümsemeyi de göz önünde tutarak; insanların doğal, devredilemez ve kutsal olan haklarını önemli bir bildirge ile açıklamaya karar vermiştir. Bunun amaçları toplumun tüm üyelerinin bu bildirgeyi bilmesi ve hak ile görevlerini hatırlaması, yasama ve yürütme eylemlerinin diğer politik kurumlarla karşılaştırılabilmesi ve bu sayede kurallara uyulmasının sağlanması, basit ve tartışılmaz ilkelerden oluşan vatandaş haklarının daima anayasanın ve kamu refahının korunması ile bir yol alınmasıdır. Buna uygun olarak da Ulusal Meclis en büyük varlık olan insan ve yurttaş haklarının korunmasını kabul ve ilan eder.

Madde 1: İnsanlar, haklar bakımından özgür ve eşit doğar ve yaşarlar. Sosyal farklılıklar ancak ortak faydaya dayanabilir.

Madde 2: Her bir politik birleşmenin amacı; doğal ve dokunulamaz insan haklarını korumaktır. Bunlar; özgürlük hakkı, mülkiyet hakkı, güvenlik hakkı ve baskıya karşı direnme hakkıdır.

Madde 3: Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır. Hiçbir kuruluş, hiçbir kimse açıkça ulustan kaynaklanmayan bir iktidarı kullanamaz.

Madde 4: Özgürlük başkalarına zarar vermeden istediğini yapabilmektir. Her bir insanın doğal haklarını kullanması da toplumun diğer üyelerinin de aynı hakları kullanmasını garanti altına alacak sınırlar içindedir. Bu sınırlar da sadece yasalarla belirlenebilir.

Madde 5: Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar. Yasaların yasaklamadığı hiçbir şey engellenemez ve kimse yasanın emretmediği bir şeyi yapmaya da zorlanamaz.

Madde 6: Yasa genel iradenin ifadesidir. Bütün yurttaşlar bizzat veya temsilcileri aracılığıyla yasaların oluşturulmasına katılma hakkına sahiptir. Koruyan veya cezalandıran olarak yasa herkes için aynı olmalıdır. Bütün yurttaşlar yasalar önünde eşit olduğu için yeteneklerine uygun olarak ve özellikler ile yetenekleri konusunda ayrım görmeden, her türlü rütbe, mevkii ve göreve de eşit olarak getirilirler.

Madde 7: Yasanın belirlediği haller veya yasanın öngördüğü biçimin dışında başka bir yoldan hiç kimse suçlanamaz, yakalanamaz ve tutuklanamaz. Keyfi düzenlemeler yapılmasını isteyen, keyfi emirler veren, bunları uygulayan veya uygulanmasına izin verenler cezalandırılmalıdır. Ancak yasaya uymaya davet edilen veya yasalarca yakalanan her yurttaş yasalara itaat etmelidir. Yasalara karşı gelmek onu suçlu kılar.

Madde 8: Yasalar sadece kesin ve açık bir şekilde gerekliliği olan cezalar belirlemelidir ve hiç kimse suçun işlenmesinden önce ilan edilen ve gereği şekilde uygulanan yasalar dışındaki başka bir yasa nedeniyle cezalandırılamaz.

Madde 9: Her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masum sayıldığı için; tutuklanması kaçınılmaz olduğunda, yani suçlu olduğuna karar verildiğinde yakalanması için zorunlu olmayan her türlü sertlik yasa tarafından ağır bir şekilde cezalandırılmalıdır.

Madde 10: Hiç kimse, dışavurumu yasalarla oluşturulan düzene zarar vermediği sürece inançları nedeniyle sorumlu tutulamaz.

Madde 11: Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir. Her bir yurttaş yasaların belirlediği durumlarda bu özgürlüklerin kötüye kullanımından sorumlu olmak şartı ile bu ifadelerini özgürce konuşabilir, yazabilir ve yayınlayabilir.

Madde 12: İnsan ve yurttaş haklarının garanti altına alınması resmî bir gücü gerektirmektedir. Bu güç herkesin yararı için oluşturulmuştur. Bu güç kendilerine emanet edilenlerin özel çıkarları için oluşturulmamıştır.

Madde 13: Bu kamusal gücün ve yönetim görevlerinin devamlılığını sağlamak için genel bir vergi zorunludur. Bu vergilendirme bütün yurttaşların olanaklarına göre eşit ölçüde bölünmelidir.

Madde 14: Bütün yurttaşlar bizzat veya temsilcileri aracılığıyla verginin gerekliliğini belirleme, bunu serbestçe kabul etme, bu vergilerin kullanımını gözlemleme ve verginin miktarını, matrahını, tahsil şekli ve süresini belirleme hakkına sahiptir.

Madde 15: Toplum tüm kamu görevlilerinden, görevleriyle ilgili olarak hesap sorma hakkına sahiptir.

Madde 16: Hakların güven altına alınmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur.

Madde 17: Mülkiyet dokunulmaz ve kutsal bir hak olduğu için, yasaların belirlediği kamusal gereklilik açıkça doğmadıkça ve meşru bir tazminat ödenmedikçe kimse bu haktan yoksun bırakılamaz.

 

Kaynak: A. Kürşat Gökkaya-Cemil Cahit Yeşilbursa, Yeni ve Yakın Çağ Tarihi
Abdullah Arslan, “Fransız Devrimi ve 1789 Fransız Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi”

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here