Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

Laurent Cantet, Fransız sinemasının 2000’lerde çıkardığı en önemli yönetmenlerden biri olarak gösteriliyor. Yönetmen, daha çok kendisine 61. Cannes Film Festivali‘nde büyük ödül olan Altın Palmiye‘yi kazandıran yarı belgesel bir yapıda olan 2008 tarihli Entre Les Murs’la tanınmaktadır. Bu filmde, Fransa’nın dezavantajlı bir semtindeki bir okulda öğretmenlik yapan François’in; toplumun alt katmanlarından gelen, farklı ırk ve görüşlere sahip olan, her biri fazlasıyla öfkeli ve dişli öğrencilerle orta yolu bulma çalışmalarını izlemiştik.

Yönetmenin son filmi olan L’atelier’de de benzer şekilde, deneyimli bir yazar olan Olivia Dejazet’in (Marina Foïs) açtığı yaratıcı yazarlık atölyesinde bir araya gelen gençlerin bu süreçteki yaşantılarına tanık oluyoruz. Olivia, gençlerle birlikte onların fikirleriyle şekillenecek bir suç romanı yazıp, daha sonra bu romanı yayınlatmayı planlamaktadır. Romana temel oluşturacak fikirler ortaya atıldıkça, gençler arasında doğal olarak hafif tartışmalar yaşanmaya başlar. Zaman ilerledikçe orta-üst sınıfa mensup olan Olivia ve daha alt sınıftan gelen ve bir işçi semtinde yaşayan gençler arasında yaşanan hafif çatışmalara da tanık oluyoruz.

Bütün bunlar olurken, agresif tavırları, gruptaki farklı ırklardan ve dinlerden gelen bazı gençlere söylediği ırkçı ve suçlayıcı sözleri yüzünden Antoine (Matthieu Lucci), Olivia’nın dikkatini çeker. Oldukça yetenekli ve zeki olan bir gencin, böyle tehlikeli düşüncelere sahip olması onu şaşırtır. Olivia da benzer bir şekilde Antoine’in merakını celbetmiştir. Onun kitaplarını okumaya başlar ve internetten röportajlarını izler. Aynı zamanda onu gizlice izlemeye ve evinin çevresinde dolanmaya başlamıştır. Özgürlükçü düşüncelere sahip olan, yarı aydın bu kadın, sadece dikkatini çekmekle kalmamış aynı zamanda yavaş yavaş öfkesini de kazanmaya başlamıştır.

Benzer bir şekilde Olivia da Antoine’i ve onun arkadaşlarını sosyal medyadan stalklamaya başlar. Gördüklerinin sonucunda, atölyede onu bu düşüncelerinden uzaklaştırmaya çalışır. Amacını gerçekleştiremeyeceğini anlayan Olivia, yeni romanının başkarakterini tasarlarken ondan ilham almaya çalışır. Ve onu evine söyleşi yapmak için davet eder, Olivia’nın amacını anlayan Antoine daha da öfkelenir ve olaylar daha da kötüleşir.

Yönetmen Laurent Cantet ve Robin Campillo’nun kaleminden çıkan senaryosunu yazarken, Campillo’nun yönettiği, geçen senenin en dikkat çeken filmlerinden biri olan 120 Battements Par Minute’e benzer bir yapıyı takip etmişler. Filmin ilk bölümünde Olivia ve gençlerin yazarlık atölyesindeki iç dinamiklerine, belgesele yakın bir üslupla tanık oluyoruz. Daha sonra filmin ikinci bölümünde hikaye farklı bir yöne dönüyor ve grubun dışına çıkarak, Olivia ve sorunlu genç Antoine’e odaklanıyoruz.

Filmde Antoine karakteri üzerinden; Avrupa’da yükselen sağ politikalar, artan ırkçılık ve islamofobi gibi gündemdeki konular üzerine önemli sözler söylenilmeye çalışılmış. Ama Antoine’in tüm davranışlarını, şiddet içerikli oyunlara ve izlediği videolara bağlamak biraz kolaya kaçmak olmuş. Film boyunca anlatılanlara zıt bir şekilde gelişen final, bir miktar havada kalıyor.

Günümüzün önemli sorunları üzerine kafa yoran, başta Marina Foïs ve Matthieu Lucci olmak üzere başarılı oyunculuklara sahip, sade bir film izlemek isteyen sinemaseverler için son derece uygun bir seçim: L’atelier.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here