18. yüzyılın son on yılında, Fransız Devrimi’nin etkileriyle, “müziğin demokratlaşması” adını verebileceğimiz bir hareket başladı. Devrim yaklaşırken güzel sanatlar ve olmazsa olmazlarından müzik gitgide halk tarafından benimseniyor, sarayların ve büyük konser salonlarının duvarlarına hapsedilen bir olay olmaktan çıkıyordu. Vatan şarkıları, din dışı kantatlar (yiğitlikleri konu alan, tek ya da çok sesli oda, konser ya da kilise müziği olarak düzenlenen beste) ve bunların söylenmesinde kullanılan korolar artık kamu duygularının simgesi sayılıyordu.

Besteciler, Fransız Devrimi’ne kayıtsız kalmadılar. Devrimi konu alan müzikleri, yeni bir toplum düzeninin getirdiği kaygısız sevinci yansıtıyordu. Devrimden esinlenerek müzik yapan bestecilerin en önemlilerinden biri François Joseph Gossec (1729-1734) devrim olmadan evvel soylu kişilerin saraylarında ve salonlarında ün yapmış, sahne için pek çok müzik yazmış bir besteciydi. Daha sonra devrimin başını çekenlerden biri oldu. Ne var ki, kendisinin sahip olduğu gösteriş taklitten arınmış ve saftı. On bin kişilik bir koronun söylediği Te Deum‘u ya da bin kadar üflemeli çalgının çaldığı bir marşı, Gossec‘ in gösterişçi yanının aşırılığını anlatabilir.

François Joseph Gossec

Etienne Nicholas Mêhul (1763-1817), Christoph Willibald Gluck‘ın operaya getirdiği yeniliklerin ve yeni anlayışın bir izleyicisi olarak tanınmakta olan, vatanseverliği ise Gossec‘ e kıyasla daha ılımlı, sevecen ve sakin bir besteciydi. Gossec ve Mêhul ile birlikte devrimin kurmuş olduğu yeni Paris Konservatuarı‘nın denetçiliğine atanmış olan ve sonradan Fransız uyruğuna geçen Luigi Cherubini (1760-1842), çok sesli müzik yazımında üstün bir ustalığa erişmiş ve kilise için birçok müzik yazmış bir besteciydi. Devrimle birlikte o da kamu sanatına gönül verdi ama sahip olduğu vizyonu, o günlerin kolay ve hafif müziği anlayışıyla bağdaşamadı. Müzik hakkında görüşleri 19. yüzyılın Fransız İmparatoru Napoléon‘unkilerle de uyuşmadı. Bu yüzden Cherubini bir senfonisiyle, bir iki uvertürüyle, bir de müziğinin Beethoven’ı etkilemiş olmasıyla az çok tanınır.

Luigi Cherubini

Devrim sanatına katkılarıyla ve yukarıda bahsetmiş olduğumuz bestecilerle birlikte anılan Jean François Lesueur (1760-1837) ise korkusuz bir besteci olarak yenilikçi ve hareketçi davranışları ile bilinmektedir. Kilise müziğini anlatıcı ve akıcı müzik ile birleştirmesi, dinsel ögeler, törenler ve daha niceleri için çok büyük orkestra kullanmak istemesi papazları ve pederleri ürkütmüştü. Bu sebeple Lesueur, kilisedeki görevlerinden azledildi. Daha sonra tiyatro müziğine yöneldi ve çok geçmeden konservatuarda bestecilik ve kompozisyon öğretmenliği yapmaya başladı. Lesueur’un öğrencilerinden birkaçı Hector Berlioz ve Gounod’dur.

 

Jean François Lesueur

 

Kaynak: İlhan Mimaroğlu, Müzik Tarihi.