Bugün birçoğumuz tarafından Ubisoft firması çok da iyi anılan bir oyun firması değildir. Ubisoft, oyunlarında gerektiğinden fazla beklenti yaratıp insanları hayal kırıklığına uğratan, bir oyun çok tuttuğunda aynısından iki üç tane daha yapmadan o oyunun peşini bırakmayan bir firma oldu çıktı. İlk Watchdogs’un şaşkınlık veren downgrade’leri, Assassin’s Creed serisinin son iki oyundan önceki tekrar yapısı, bu bahsettiğim meselenin en büyük örnekleridir.

Sene 2017, ocak ayı yeni bitmiş, şubat ayının 14’ünde Ubisoft bir oyunla çıkageldi karşımıza; For Honor. For Honor aslında Mount & Blade oyununun oyun tarzına çok yakın sayılabilecek bir dövüş mekaniği olan içerisinde üç farklı sınıfla buna farklı renkler katan birçok oyunculu aksiyon oyunu. Üç farklı yönde saldırı yapabildiğimiz karşımızdaki düşmanın da sizin saldırdığınız yönde savunma yapma beceresine göre darbe indirebildiğiniz bir dövüş sistemi var.

Yukarıda oyundan ‘çok oyunculu’ bir oyun bahsetmiş olmak bana şu an bir vicdan azabı verdi hafiften. For Honor tabi ki de online oyun modlarının yanında bir de hikayeye sahipti. Fakat yapımcı firma bile yani Ubisoft, tanıtımını yaparken “Bir hikayemiz var ağzınızdan ballar akarak oynayacaksınız.” tarzında beklenti yaratmak yerine “Oyuncularımız hikaye istediği için oyuna bir hikaye koyduk tabii ama beklentiniz de çok fazla olmasın hikaye anlamında. Bizim asıl olayımız multiplayer kısım.” Şeklinde açıklamalar yapması firmanın hikayeyi çok da önemsemediklerini gösteriyordu. Nitekim oyun çıktığında aslında hiç de kötü olmayan vasat bir hikayeyle karşılaşsak da akıllarda kalıcı bir yanı olmadığı da aşikardı. Şu an bu yazı yazan biri olarak bana sorsanız hikaye neydi diye. “Oyunun içindeki üç ırkın savaşını anlatıyor işte.” demekten fazlasını söyleyemem size. Gel gelelim hikayesi yüzünden eleştirmeyi çok lazım görmüyorum çünkü o denli bir iddiayla çıkmış bir yapım değildi.

Oyun içinde bir sürü online mod bulunmakta. Team Deathmatch dediğimiz klasik en çok öldüren kazanır mantığıntaki mod’dan tut da teke tek şövalyelik tasladığımız ki bence bu en zevklilerinden, modlar da mevcut. Bir online oyundan ne bekleriz? Güzel grafik mi? Gerçekçi değil güzel grafik. For Honor gayet güzel ve gerçekçi grafiklere sahip. Bu tarz bir savaş oyunundan vuruş hissi mi bekleriz? For Honor son zamanlarda çıkmış vuruş hissini iliklerinize kadar hissettiren nadir yapımlardan. Özellikle de Viking sınıfındaki Raider karakteriyle kafalar kafalara balta geçirmenin zevki bir başka. Sürekli kendini güncel tutan bir oyun mu bekleriz? For Honor da şu an günümüzdeki çoğu oyun gibi sezonlara sahip ve her sezon sonu yeniliklerle ve kişisel hediyelerle oyuncuyla olan iletişimini en üst düzeyde tutmaya çalışıyor. Peki o zaman ne eksik? Gelin bakalım.

Sizlere şöyle bir örnek vereyim: eğer League of Legends(LoL) oynuyorsanız bir düşünün. Oyuna giriyorsunuz, herhangi bir arkadaşınız yok oyun size doğru düzgün bir arkadaş iletişimi sistemi sunmuyor, oyun içinde iletişiminiz yok, oyun size sadece “Bana yardım et.” “Toparlanın.” gibi basit komut cümlelerini sunuyor. Yani aslında çok oyunculu bir oyun oynuyorsunuz ama resmen tek başınıza oynuyor gibisiniz. Buna ne kadar deva m edebilirsiniz? Bir oyun bitince hemen diğerine girdiğiniz ve oyun bitince tek amacınızın diğer oyuna girmek olduğu bir LoL oyunu düşünün.

İşte For Honor’ın da devasa sorunu burada çıkıyor. Belki benim bu oyunu beraber oynayabildiğim bir arkadaş veya arkadaş grubum olmadığı için bana öyle gelmekte. Belki aranızda “Yo biz oynuyoruz çıktığından beri ve çok eğleniyoruz.” diyenler de çıkacaktır. Fakat ben oyun hakkında şimdiye dek kime sorsam “Aslında güzel oyun ama bir yerden sonra yapay zekâ öldürüyormuş gibi hissetmeye başladım.” cümlelerini duyuyorum. Hatta isterseniz bir zamanlar büyük bir zevkle başladığınız ama zamanla unutup gittiğiniz online oyunları bir düşünün, eğer teknik sıkıntılardan dolayı değilse büyük bir ihtimalle bu tarz bir sorun yüzünden bırakmışsınızdır o oyunu. Bugün bir League of Legends oyunu yıllardır oynanmayı sürdürüyorsa, oyuna başlayan bir insanı kendisine çok sıkı bir şekilde bağlıyorsa, en büyük nedenlerinden birisi hem firmanın oyuncularla hem de oyuncuların kendi içinde kurduğu iletişime çok fazla önem veriyor olmasıdır.

Tüm bunlardan sonra For Honor bence ‘underrated’ diye tabir ettiğimiz yapımlar arasında yerini alıyor. Bugün bug’larla, mekaniksel hatalarla dolu PUBG bile övüle övüle bitirilemezken For Honor’ın unutulup gidilmiş olması sadece oyunun suçu değil diye düşünüyorum. Eğer vaktiniz olursa bir ara For Honor’a bakmanızı tavsiye ederim. Steam’de belli dönemlerde ücretsiz hafta sonu başlığı altında üç günlüğüne ücretsiz verilmişliği bile var. En azından böyle bir fırsatla göz atmanızı çok içten tavsiye ediyorum.