Firaxis Games efsanevi oyunu Civilization için geçtiğimiz ay Gathering Storm adlı bir genişleme paketi çıkardı. Oyunun yıllardır büyük bir hayranı olarak Gathering Storm çıktığından beri bulabildiğim bütün vakitlerimde oynadım. Bu yazıda da bu paketle alakalı fikirlerimden bahsedeceğim.

Paketin asıl ana fikrinin adından da anlayabileceğimiz gibi doğal afetleri olduğunu söyleyebiliriz. Açıkçası ilk duyurulduğunda basit bir iki gelişme ekleyip paketi sunacaklarını düşünmüştüm ancak Civilization her zaman olduğu gibi sağlam bir iş yaptı. Oyuna sel, yanardağ patlaması, fırtına ve kuraklık olmak üzere dört adet doğal afet eklendi.

Sel

Bana göre oyun içinde öncelik vermemiz gerek afet sel olmalı. Aslında sadece sel şeklinde bahsetmek de doğru olmaz. Burada bahsettiğimiz olay suların giderek yükselip topraklarımızın sular altında kalma tehlikesi. Bunun da kaynağı gerçekte de olduğu gibi kömürden, petrolden veya uranyumdan yararlanarak çalışan enerji santralleri. Hatta oyuna tamamen ayrı bir sekme eklenip “CO2” seviyelerini kontrol etmemiz sağlanmış. Suların ne kadar yükseldiğini, CO2 salınım durumunu ve de bizim bu duruma ne kadar katkı verdiğimizi görebiliyoruz. Genişleme paketi bunların yanında sellerden korunabilmemiz için sel bariyeri ve baraj şeklinde iki binayı oyuna getirmiş. Bu arada önlem almazsanız ciddi anlamda toprak kaybi yaşayabiliyorsunuz. Hele de benim paket ilk çıktığında yaşadığım gibi denizlerle çevrili bir ülkeyseniz topraklarınızın büyük bir kısmını kaybetme tehlikesi yaşıyorsunuz (O zaman daha bilmediğim için neredeyse topraklarımın yarısı denizlere karıştı.). Bu yüzden şiddetle “flood barrier” inşa etmenizi ve şehir merkezini sel ihtimali yüksek olan topraklardan uzak tutmanızı tavsiye ediyorum.

Yanardağ Patlaması

Diğer bir afetimiz olan yanardağ patlamasına gelirsek; onun sinir bozucu olduğunu söyleyebiliriz. Eğer ülkenizde yanardağ varsa mecburen onun yakınındaki topraklarınızı da geliştireceksiniz; çiftikler, madenler veya mıntıkalar kuracaksınız. Daha sonra bir patlamayla hepsi yok olacak ve işçileriniz tekrar bu alanlara koşturup eski haline getirmekle uğraşacak. Eğer imkanınız varsa o bölgeyi sadece çiftliklerinize ayırmanızı tercih ederim. Çünkü sinir bozucu kısmı tam olarak da burada başlıyor. Patlama her ne kadar başta sizi geriye düşürecek bir gelişme olsa da patlamaya maruz kalan topraklarınız daha sonrasında daha verimli hale gelecek. Yani topraklarınız içinde bir yanardağa sahipseniz en baştan üretimde bir küçülmeyi daha sonrasında da bir büyümeyi göze alacaksınız. Ancak bu patlama savaş anında veya şehrinizin sadakati düşerken denk gelirse o zaman büyük problem yaratıyor. O yüzden oyunda cidden “Ben daha ne yapayım?” dediğiniz anlar oluyor.

Fırtına ve Kuraklık

Fırtına ile birlikte kuraklık çok daha basit seviyede kalıyor. Benim gördüğüm kadarıyla 3-5 alan civarında etki eden bir durum söz konusu. Alanlarınızı kullanılmaz hale getiriyor ve bir süre sürüyor. Yani kuraklık haberini gördüğünüz tur eski haline getirmeniz mümkün değil. Kuraklığın devam ettiği bir süre oluyor. Fırtına da kuraklık ile aynı etkiyi yaratıyor ancak süreli bir etkiden bahsetmiyoruz. Fırtınamız geliyor etrafı dağıtıyor ve gidiyor. Daha sonra biz de diğer afetlerde olduğu gibi işçilerimiz sayesinde alanlarımızı eski haline getiriyoruz.

Paketin diğer özelliklerine gelirsek; az önce bahsettiğim gibi enerji kaynakları önemli bir yer tutuyor. Çünkü yeni paketle birlikte şehirlerimize gerekli enerjiyi sağlamak zorundayız. Gel gelelim konu Civilization olunca iş bu kadar basit kalmıyor. CO2 salınımlarını en çoktan aza doğru sırayarak; Kömür, Petrol ve uranyum santralleri kurabiliyoruz. Ancak güzelim dünyamızı ısıtmayalım diğer yandan da seller bizi vurmasın diyorsanız iş çetrefilli bir hal alıyor. Çünkü kömür en hızlı inşa edileni ve en rahat bulunan kaynak. Bu arada enerji kaynaklarımız sadece bunlarla sınırlı değil aslında. Ancak diğer kaynakların  da teknolojisini daha sonradan elde edebildiğimiz için belirli bir süreyi kömür ve petrol arasında tercih yaparak geçirmek durumunda kalıyoruz. Bahsettiğim diğer kaynaklar ise; rüzgar türbini, güneş paneli ve jeotermal su kaynakları. Bunları santraller gibi şehirlere kurmuyoruz ancak işçilerimiz aracılığıyla uygun alanlara kurabiliyoruz. Benden size uyarı “ne olacak canım?” diyip kömür enerjisine odaklanmayın tamamen(sonrası güzel olmuyor).

 

Bunların yanında bizleri daha da sinir edecek bir gelişme var: “World Congress”. Aslında Birleşmiş Milletler diyebileceğimiz bu kurum sürekli başımıza yeni bir şey çıkarıyor. Belirli aralıklarla farklı konular için oylamalar yapılıyor. Bu oylamaları da oyuna bu oylamalarla birlikte gelen diplomasi puanlarımızla yapıyoruz. Örnek vermek gerekirse; “A kaynağıyla alınan askeri birlikler %100 daha fazla kaynak gerektirir”, “X oyuncusu B şehrini aldı ona karşı birleşelim” veya “X oyuncusu doğal afete maruz kaldı, ona yardım edelim” gibi önerileri oyluyoruz. Eğer çok fazla diplomasi puanınız yoksa sürekli aleyhinize olayların geliştiğini düşünün. Bana kalırsa “World Congress” sürekli başımıza dert çıkarıyor. Ancak oyunu daha sıkı takip etmemizi de sağlıyor bir yandan. Çünkü bütün ülkeleri sıkı takip etmeniz gerekiyor ki bu olaylardan en iyi şekilde sıyrılmanız gerekiyor.

Dev Robot

Bu arada neden geldiğini anlamadığım ve çok da hoşlanmadığım bir gelişme var: “Giant Robot”. En son teknolojilerle sahip olabileceğimiz bir askeri birlik dev robot. Ancak bence fazla gereksiz olmuş. Çünkü bu robotlarla üç turda bir şehri almanız bile mümkün olabiliyor(eğer teknoloji olarak biraz da ileriden gidiyorsanız). Oyunun sonlarına doğru savaş anlamsızlaşıyor(her zaman anlamsız tabi) ve çok monotonlaşıyor bu robotlar sayesinde. Oyunun önceki aşamalarında bir sürü farklı çeşit birliğe sahip olmamız gerekirken robot teknolojisine eriştikten sonra bütün ülkeler robotlar üretiyor ve sadece robotlar üzerinden bir savaş dönüyor. Bu da savaşları hayli sıkıcı hale getiriyor. Atom bombası kullanmak bile robotların yanında daha eğlenceli kalabiliyor ki bir şehri ve etrafını yok ettiğini göze alarak söylüyorum.

Kanuni Sultan Süleyman‘ın da içerisinde yer aldığı yeni liderlerin getirildiğine de atlamamak lazım. Özellikle bütün başkentleri alarak (domination victory) oyunu kazanmak isteyen oyuncuların “Suleiman” ile bunu yapmasını tavsiye ediyorum çünkü “Suleiman” sayesinde bunu başarmak çok kolay. Son olarak içerisinde “Golden Gate”, “Panama Canal” gibi yeni dünya harikalarının da oyuna renklilik getirdiğini ekleyerek yazımı noktalayıp sizin gözlemlerinize bırakıyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here