Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
172

Avrupa Sineması’ndan Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos‘un uzun metrajlı altıncı filmi olan The Favourite | Sarayın Gözdesi, gösterim tarihinden önce Filmekimi’nde sinema severlerle buluştu. İlk olarak Dogtooth filmiyle dikkatleri üzerine çeken yönetmen, 75. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde The Favourite filmiyle Jüri Büyük Ödülü’nü aldı.

Lanthimos da bazı yönetmenler gibi favori oyuncularıyla tekrar tekrar çalışmayı seviyor. Bu zamana kadar olan filmlerine bakarsak bu oyuncuların Colin Farrell ve Rachel Weisz olduğunu görüyoruz. Yönetmen, ikiliyle ilk olarak The Lobster filminde birlikte çalıştı. Sonrasında The Killing of a Sacred Deer’da Colin Farrell ile seyirciyi gerilimin zirvesine çıkarırken, The Favourite filminde Rachel Weisz ile 18. yüzyılın İngiltere Krallığı’nda yaşanan drama ve entrikanın içine bıraktı.

Dikkat, yazının bu kısmı filmin konusu ve detayları hakkında bilgiler içerebilir!

Film, zamanında asil ama artık bir hizmetçi olan kadının, saygınlığını tekrar kazanmak için yaptıklarını adım adım işliyor. İngiltere-Fransa savaşları sırasında saraya ilk geldiği gün çamura düşen Abigail (Emma Stone), aslında sarayın gerçek yüzüyle de ilk tanışmasını yaşıyor. Tekrar soylu olmak için her türlü hile ve entrikaya başvuran Abigail, sarayın acımasız ve kötü düzeninin bir parçası haline geliyor. Kraliçenin hem yatak arkadaşı hem de akıl danışmanı olan Sarah (Rachel Weisz), iktidarın arkasında her zaman var olduğu iddia edilen ama asla ispatlanamayan tüzel kişiliği oluşturuyor. İktidarın kendisi olan Kraliçe Anne (Olivia Colman), tek başına karar vermekten aciz, hasta, pasaklı, duygusal halleriyle seyircinin karşısına çıkıyor. Ahlaksız ve çirkin kişiliği soyluluğunun arkasındaki asıl yüzü olarak veriliyor. Devlet kendi başına güçlü bir kavram olsa da, onu yöneten kişilerin aslında diğer insanlardan farksız ve sıradan olduğu kraliçe karakteri üzerinden belirtiliyor.

Her ne kadar tarihte geçen gerçek bir dönem anlatılsa da yönetmen absürt tarzından vazgeçmiyor. Önceki filmlerinin aksine bu filminde absürdizmi sürekli kılmıyor ama kısım kısım yer veriyor. İlk dans sahnesindeki garip figürler, ikinci dans sahnesinde de yer alınca, izleyici yaşanan gerçeklikte dans etmenin o figürlerle normalleştiğini düşünüyor. Bir diğer deyişle, Lanthimos kurduğu absürt gerçekliği izleyiciye kabul ettiriyor. Parlamento üyelerinin abartılı peruk ve makyajları yine yönetmenin absürt dünyasından bir başka pencereyi aralıyor. Distopik durumları filmlerinde sık sık kullanan yönetmen, genel olarak insanlığın her şeyi bir gün mutlaka kabul edeceğini vurguluyor.

Lanthimos, her filminde olduğu gibi bu filminde de bir sonuç verme ihtiyacı hissetmemiş. Ucu açık sonlarla alternatif kurgu ve senaryoları seyirciye bırakmış. Bu şekilde seyircinin de bu yapımın bir parçası olmasını istemiş.

Zaman-mekan algısını oldukça farklı işleyen yönetmen, bu filmde izleyicisini şaşırtıp filmin geçtiği dönemi seyircilere tam olarak sunmuş. Göğüsleri öne çıkaran korseli elbiseler, aşırı süslü ceketler, soylular tarafından takılan peruklar, ihtişamlı saray odaları ve barok müzik filmin geçtiği dönemi açıkça belirtmiş.

Lanthimos, bu filminde benimsenmiş tarzının dışına çıksa bile başarıyı yakalıyor. Kendisinin absürt tarzını sevenlerine, iktidar hırsını üç kadınla somutlaştırdığı eserini tatmin edici bir şekilde sunuyor.

Amerika’da Kasım ayında gösterime girecek olan filmin Türkiye’deki gösterim tarihi ise 7 Şubat 2019.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
172

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here