Başrollerinde Dane DeHaan ve Cara Delevingne gibi isimlerin yer aldığı Valerian ve Bin Gezegen İmparatorluğu filminin, eski bir çizgi romanı gün yüzüne çıkardığını görmek bizleri gerçekten mutlu etse de maalesef ki filmdeki hataları da görmeden edemedik.

Filmin ilk sahnelerinde diğer yaşam formları ile bizim insanların tek tek tanıştığı uzun bir sahne var. Ne hikmetse bu yaşam formlarının hepsi barışçıl. Aralarında bir tane bile kötü niyetli bir tür yok. Ve yine ne hikmetse hepsi el sıkışmayı biliyor ve hepsi için bunun anlamı merhabalaşmak. Hepsinin bu hareketi bilmesi ve hiçbirinde farklı bir anlam taşımaması (klasik uzay filmi Mars Attacks!’in aksine) bizleri üzdü.

Bir diğer bizleri üzen olay ise, Valerian ile Laureline‘in “Market”teki görevleri sırasında Valerian’ın görevi bir kenara bırakıp hala inatla Laureline’i kendisini sevdiğine ikna etmeye çabalamasını anlamsızca izlemekti. Filmin kalanında da bir farklılık yoktu ne yazık ki. Uzay aksiyonu mu izledik iki aşığın birbirini kurtarıp aşklarını kabullenmelerini mi izledik anlayamadık gitti. Bu herif galaksideki en iyi ajan güya ama aklını bir kızdan bir türlü alamıyor. Gerçi şimdi bunu yazınca her erkekten farklı olmadığını anladık.

Market deyince aklımıza geldi, o sahneler sırasında Laureline bildiğiniz bir dartı atıyor ve uzaylı yaratığın aklını ve hareketlerini kontrol edebiliyor. Gerçekten çok işe yarar bir silah olduğu ortada lakin ne yazık ki filmin başka hiçbir yerinde bu silahı bir daha göremiyoruz.

Market filmin en ilgi çekici yeri olsa da ne yazık ki hataları da bir o kadar fazla. Örnek olarak insanların girmesinin yasak olduğu bölüme bir insan girince ne bir alarm ötüyor ne de birileri uyarılıyor. Ne koruma ama! Ha bu arada Valerian neredeyse 10 kat aşağı düşüyor ama bir çizik bile almıyor.

Gelelim Alpha‘ya… Sözde modern bir istasyon ama bildiğiniz sosyal sınıf ayrımı var. İşlevlere göre istasyonun farklı bölümlerinde yaşanılıyor. Dünyadan pek bir farkı yok yani.

Alpha’dan bahsederken, ileri sahnelere gideceğiz ama olsun burada dile getirmek istedik. Koskoca istasyonda her şey monitörleniyor ama yeni bir ırkın istasyona geldiği ve orada yaşam alanı kurduğu ve koskoca bir uzay gemisi inşa ettikleri fark edilmiyor öyle mi?

Aa bir de deniz anası fiyaskosu var. Böyle güçlü bir yaratığı nedendir bilinmez o çılgın kaptan hariç avlamaya çalışan yok. Oysa öyle bir güce sahip canlının peşinde bir sürü avcı olmalıydı. Ayrıca denizin dibinde o kadar hareketlilik yaşandı Alpha’da hiçbir yer yıkılmadı, etkilenmedi. Fizik kuralları unutulmuş olsa gerek.

Rihanna‘yı bu filmde görmek gerçekten çok güzeldi lakin onun da karakteri üzerinde fazla düşünülmemiş. Bubbles bu istasyonda özgürce yaşamak istiyor ama bunun için bir kimliğe ihtiyacı var öyle mi? Biri bu kadına biri, kim gibi gözükmek isterse onun gibi gözükebileceğini böylece en başından beri zaten özgürce yaşayabileceğini hatırlatsa iyi olacak.

Bir de Bubbles‘ın ölümü var… Kadın bildiğin jelden yapılma! Nasıl yaralanmış olabilir? Ölümünün hikayeye ne gibi bir etkisi var? Onun fedakarlığı nasıl birine ilham verebilir, 5 dakika önce hayatımıza girmişti be kadın.

Koskoca bir gezegen yok edilmiş ve galakside bunu bilen, hatırlayan, gören bir kişi bile mi yok yani? Koskoca bir ırk ve gezegenleri nasıl unutulmuş olabilir? Alpha’da dolanırken bu ırk kimse mi görmedi yani? Mantıksız.

Ha bu arada filmin adı “Bin Gezegen İmparatorluğu” bu mantıkla Alpha‘da en az bin ırkın yaşıyor olması gerekir. Lakin biz filme toplasanız belki 10 belki 15 tane ırk görebiliyoruz. Kızılay’da veya Kadıköy’de dolaşsanız bundan daha fazla insan ırkına rastlarsınız.

  • Tüm bu olaylara rağmen Rihanna’nın dansı bize filmdeki tüm hataları unutturmaya yetiyor. Serinin devamı gelecek mi gelirse nasıl olacak bilmiyoruz. Siz bu film hakkında neler düşünüyorsunuz? Bizlerle paylaşmayı unutmayın.