Mutluluğun eski çağlardan günümüze kadar birçok tanımı olmuştur. Özellikle felsefe bu konuyu daha ayrıntılı ele almış ve birçok filozof görüşlerini paylaşmıştır. Günümüzde dahi bilimsel olarak yapılan araştırmalar mevcuttur. Tüketilen besinlerden, psikolojik etkenlere kadar çok fazla şey buna örnek gösterilebilir.

Duyguların bileşeninin birçok açıdan açıklanacak bir tanımı olmadığını ve bunu anlatırken bazen zıt tepkiler verilebildiğine çoğu kez şahit olmuşuzdur. Ağlarken gülmek veya mutluluktan ağlamak gibi.. Tüm bunlar duygusal dengenin bazen tam anlamıyla aynı tepkilerle çalışmadığının göstergesi kabul edilebilir.

Felsefi görüş olarak bunu nitelendirdiğimiz de ise çoğu filozofun aynı görüşleri yansıtmadığına şahit olmaktayız.

Aristo’ya göre mutluluk insanın kendisine bağlı bir olgudur. Mutluluk anlık heveslerden oluşmaz, mutluluk nihai bir hedeftir. Hayatımız boyunca bizim besleyip yeşerttiğimiz bir duygudur. Başkaları bize onu hediye etmez yalnızca bunu kendimiz yücelterek doruk noktasına ulaşabiliriz. Ve bunu da korumak sadece bize bağlıdır. Yani mutluluk; bir sınavdan başarılı olduktan veya bir haber aldıktan sonra duyulan kısa anlardan ibaret değildir. Tüm hayatımızın bir ölçüsü olarak kabul eder Aristo bunu ve ne kadar iyi yaşadığımıza bağlı olarak bunun yükselip alçalabileceğini savunur.

Kant’a göre ise mutluluk bir amaç olmamalıdır. Ne kadar çok mutlu olmaya çabalarsak, sonucunda o kadar çok hüsrana uğrayabileceğimizi söylemiştir. Mutluluğa ulaşmak için gösterilen çaba, bir balığın yeryüzünde nefes alabileceğine inanmasıyla eşdeğer bir yargıdır. Asıl mutluluk iyi bir insan olmaktan geçer ona göre ve insan doğru olduğunu düşündüğü şeyi yaparak bunu yakalayabilir.

Sokrates’e göre ise mutluluk dış etkenlere bağlı olarak sürdürülemez. Kişinin özel hayatı ve başarılarıyla tamamen öznellik içerir. Kişi sadece kendi yaptırımlarıyla bu noktaya ulaşabilir. Herhangi bir 3. kişinin veya nesnenin buna doğrudan etkisi yoktur. Aynı zamanda ihtiyaçlarımızı en aza indirdiğimizde en ufak şeylerden dahi mutluluk duyma kapasitemiz artar. Kısaca mutluluk; daha azdan keyif duyma kapasitesine ulaşma ile elde edilir.

Platon ise öğretmeni olan Sokrates’ten farklı düşünmemektedir. Mutluluk tamamen insanın kendine yatırımıyla meydana gelmektedir. Geçen yıldan daha fazla kitap okumak, yeni yerler keşfetmek veya yeni bir dil öğrenmek. O, insanın sürekli kendisine bir şeyler katarak mutlu olabileceğine inanmaktadır. Mutlu olmak için sadece kişinin kendisine ihtiyacı vardır.

Nietzsche‘ye göre huzurlu ve endişesiz yaşamak, hayata daha büyük anlamlar vermeyen vasat insanların arzusudur. Nietzsche, “mutluluk” sürekli bir iyi hissetme durumudur şeklindeki görüşe katılmıyordu. Ona göre mutluluk, kısa ömürlüdür ve her an sona erebilecek geçici bir haldir. Nietzsche, mutluluğu “ideal tembellik durumu” şeklinde tanımlamıştır. Başka deyişle endişesiz ve sıkıntısız yaşamaktır. Tam tersine, insanın özgürlük ve kendi fikirlerini kısıtlayan bütün engelleri aşacak büyük bir güç ve mücadele ruhuna sahip olunarak hayattan memnun olunabileceğini savunmuştur. Mutlu olmak, zorlukları aşıp hayatı yaşamak için orijinal yollar yaratarak bu güce sahip olduğunuzu kanıtlamaktır.

 

kaynak: 1,2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here