Fatih Sultan Mehmet’in öğretmeni olan Ahmed Paşa, 15.yüzyılda Sultan II. Mehmed ve Sultan II. Beyazıd dönemlerinde kazaskerlik, vezirlik, sancak beyliği ve kadılık gibi yüksek görevler yapmış çok tanınmış bir Divan Edebiyatı şairidir. Aynı zamanda milliyetçilik ile ilgili çalışmalar yapan ilk şairdir.

Yaşamında bir dönem müderrislik ve kadılık yapmış, II. Mehmed’in tahta geçmesinden sonra kazasker olmuş ve onun muhasipliği ve öğretmenliği görevlerinde bulunmuştur. Sonra vezirlik makamına yükselmiştir. Ancak daha sonra birçok farklı rivayette belirtilen ve kesin olmayan türlü sebeplere göre padişah tarafından vezaretten azledilmiş ve hapse atılmıştır. Yine söylentiye göre Ahmed Paşa “Kerem” redifli 35 beyitten oluşan ünlü kasidesini padişaha sunmuş ve bu nedenle affedilmiştir. Fatih’in 1481’de ölümünden sonra II. Bayezid’in zamanında tekrar eski itibarını kazanıp Bursa’ya sancak beyi olarak tayin olunmuştur. O görevde iken 1496 (hicri 602) yılında Bursa’da ölmüş ve Muradiye Camii yanında kendi yaptırdığı medrese yanında gömülmüş ve sonradan bir türbe inşa edilmiştir.

Zeki, zarif ve nüktedan bir kişiliğe sahip olduğu söylenen Ahmed Paşa, edebi hayatında hem gazel hem de kaside türlerinde başarılı eserler yaratmıştır. İşlediği konular genellikle din dışı olup, dini ve tasavvufi konulara rağbet göstermemiştir. Divan’ında beşeri aşk konulu şiirleri önemli bir yer tutar. Aruz veznini çok ustaca kullandığı görülür. Kendi çağında “şairlerin sultanı” diye anıldığı bilinmektedir.

Divan Edebiyatı’nın ünlü şairi Ahmed Paşa’nın eserlerinden birkaç örnek ile onu daha yakından tanıyalım.

1. Gül yüzünde göreli zülf-i semen-sây gönül (Murabba)

“Dil dilerken yüzünün vaslını cândan dahi yeğ
Bir demin görür iken iki cihândan dahi yeğ
Akdı bir serve dahi âb-ı revândan dahi yeğ
Vay gönül vay bu gönül vay gönül ey vây gönül”

“Gönül yüzünün valsını candan daha çok isterken, bir anını iki cihana da üstün görürken bir servi boyluya akan sudan daha hızlı aktı, vây gönül, vây bu gönül, gönül ey, ey vây gönül.”

2. Der Medh-i Sultan Mehmed Hân (Kerem Kasidesi)

Ahmed Paşa, Yedikule Zindanları’nda çok zor günler geçirir, aklında daima ölüm korkusu vardır. Sonunda aklına kaleminin gücü gelir ve bağışlanmak için bir kaside yazmaya başlar. Yazdığı bu kaside, meşhur “Kerem” kasidesidir. Ahmed Paşa, şiiri bitirdikten sonra görevlilerden son arzusu olarak şiiri padişaha ulaştırmalarını ister. Şiir, padişaha ulaşır. Şiir, Fatih Sultan Mehmet’e ulaşır. Kendisi de bir şair olan Fatih Sultan Mehmet,” Ey muhit-i keremin katresi umman-ı kerem” dizesiyle başlayan Kerem Kasidesi’ni okuyunca “Böyle güzel şiirler yazabilen bir aşk adamına biz zarar vermemeliyiz.” Diyerek şairi affeder. Ahmed Paşa, saraydaki görevine geri getirilir.

“Ey muhit-i keremin katresi umman-ı kerem
Bağ-ı cud ebr-i kefinden dolu baran-ı kerem
…….
Ayağı toprağıdır cevher-i iksir-i hayat
Asitanı tozudur sürme-yi ayan-ı kerem
…….
Açılır hulk-ı nesimiyle gül-i gülşen-i cud
Bezenir lütf-i zülaliyle gülistan-ı kerem”

3. Yandum Elünden

“Ey fitnesi çok kavli yalan yandum elünden
Bir nâz ile bin gönül alan yandum elünden

Sen şem’ gibi gayr ile meclisde gülersin
Ben akıduram yaş ile kan yandum elünden”

“Ey fitnesi çok, sözü yalan sevgili! Yandım senin elinden. Bin naz ile
gönlü kendine bağlayan yandım senin elinden.
Sen mum gibi mecliste ellere ışık saçarak gülersin. Ben ise kanlı
gözyaşları dökerim. Yandım senin elinden.”

4. Ezelden Bir Merhaba (Beyit)

“Cânıma bir merhaba sundu ezelde çeşm-i yâr
Şöyle mest oldum ki gayrın merhabâsın bilmedim”

“Eski bir vakitte sevgili şöyle göz ucuyla bana bir merhaba lûtfetti. O gün bu gündür¸ o bakışın mestliğiyle başka birinin merhabasını hiç tanımadım.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here