Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

30 Mart 1432 tarihinde Edirne’de dünyaya gelen Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet), 5 yaşından itibaren babası II. Murat’ın emriyle beraber son derece titiz bir eğitim gördü. Molla Gürani, Molla Hüsrev, Ali Tusi, Hoca Hayreddin ve Akşemseddin gibi devrin en önemli bilginlerinden ders aldı. Kur’an, Hadis, Fıkıh, Kelam ve Tefsir’in yanı sıra; Matematik, Astronomi, Coğrafya, Tarih ve Felsefe’yi de bütün detaylarına hâkim olabilecek derecede öğrendi. Ayrıca Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İbranice biliyor; felsefe kitapları okuyarak bunları etrafındaki alimlerle tartışmaktan çok hoşlanıyordu.

Hem şehzadeliği hem de 30 yıllık hükümdarlığı boyunca eğitim faaliyetlerine ciddi manada önem verdi padişah. Burada özellikle İstanbul’u fethettikten sonra gerçekleştirdiği etkin faaliyetler gözümüze çarpıyor. Şehre ilk adımını attığı andan itibaren hiç vakit kaybetmeden imar faaliyetlerine girişecek, İstanbul’u bir yönetim merkezinden daha çok, sanat ve ilimle yoğurulan bir Osmanlı şehrine dönüştürmek için fazlasıyla çaba sarf edecekti. Çünkü kılıçla kurulan devletin ancak kalemle yönetilebileceğini iyi biliyordu.

Ayasofya’da tamirat yaptırıp Cuma namazını kıldırdıktan hemen sonra surların onarılması için emir verdi. Ardından iskân politikası gereği Bursa, Gelibolu ve Filibe’de yaşayan Türk halkının bir kısmının İstanbul’a göç ettirilmesini istedi. Göç eden insanlara ev ve dükkan gibi özel mülkler tahsis ederek büyük bir titizlikle hazırladığı istihdam planını devreye soktu. Ayrıca farklı dinlere mensup olan pek çok ilim adamını, Anadolu’daki sanatkarları ve çevre kentlerde yaşayan bütün alimleri tek tek İstanbul’a çağırarak, burayı dönemin ilim merkezi haline getirmeyi başardı. (Türkistan’dan gelen ünlü matematikçi Ali Kuşçu da bu bilginlerin arasındadır.)

Ayasofya

Yine Fatih’in imar planı neticesinde devlet adamları ve vezirler, İstanbul’un çeşitli semtlerine cami, medrese, aşevi, han, hamam, hastane ve bedesten gibi eserler yaptırdılar. Mimarisine dokunulmayan Ayasofya kilisesi ise minare ilave edilerek camiye dönüştürüldü. İstanbul’un en işlek yerinde bulunan Kapalıçarşı ve Bedesten de bu dönemde inşa edilen yapılardan olacaktı.

Şehirdeki bazı kiliseleri medreseye çeviren Fatih Sultan Mehmet, bu binaların yeterli olmayacağını düşünerek Osmanlı Devleti’ne yakışır şekilde büyük bir ilim yuvası kurmak istiyordu. Bu nedenle 1462-1470 yılları arasında tamamlanan Fatih Camii’nin etrafına dördü kuzeye, dördü güneye bakacak şekilde sekiz adet medrese yaptırdı. Bu medreselere; İstanbul’un ortasında bulunmalarından dolayı “Sahn” ve sekiz tane olmalarından ötürü Arapça’da sekiz manasına gelen “Seman” kelimesi birleştirilerek Sahn-ı Seman ismi verildi. Ayrıca medreselerin etrafına darüttalim (ilkokul), kütüphane, aşevi, imaret, darüşşifa (hastane), hamam ve misafirhane eklenip Fatih Külliyesi oluşturuldu.

Fatih Camii ve Fatih Külliyesi

Sahn-ı Seman’ın detaylarına inecek olursak eğer, öncelikle verilen eğitimin içeriğine bakmamız gerekir. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi ilime fazlasıyla önem veren Fatih Sultan Mehmet, Sahn-ı Seman Medreseleri’nin ders programını ve kitaplarını bizzat kendisi belirledi. Hem akli bilimlerin (Matematik, Astronomi, Coğrafya, Tarih, Felsefe) hem de nakli bilimlerin (Kuran, Hadis, Fıkıh, Kelam,Tefsir) bir arada okutulmasını şart koştu. Geri kalan yardımcı bilim dallarında ise müderrisleri (öğretmen) serbest bıraktı. Burada müderris olabilmek için fazlasıyla zorlu yollardan geçmek gerekiyordu. Göreve talip olanlar sultana bir tez sunuyorlar ve bizzat sultanın da iştirak ettiği büyük bir kurul huzurunda sınav yapılarak medreseye girmeye hak kazanıyorlardı. Bu durum, Sahn-ı Seman’ın derecelendirmede ne denli üstün olduğunu gösteriyor bizlere. Ayrıca sekiz medresenin yanına kurulan Darüşşifa’nın içerisinde hasta tedavi edilmesinin yanı sıra, doktor adaylarına tıp eğitimi verildiğini de biliyoruz. 70 koğuşlu hastanede 3 hoca ile birlikte dönemin en iyi cerrahları bulunuyordu.

Sahn-ı Seman’da öğrenci olmak da o kadar kolay değildi. Burası yüksek dereceli medreseler olarak düşünüldüğünden, burada okuyacak olan öğrenciler öncelikle Tetimme adı verilen orta seviyeli okullarda ders görür ve Tetimme’yi bitirdikten sonra ancak Sahn’ı Seman’a girebilirlerdi. Sahn-ı Seman’da okutulan kitaplar göz önüne alındığında bugünkü ilahiyat fakültelerindeki lisans seviyesinin çok üzerinde bir eğitim verildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz (Buhari– el-Camiu’s – Sahih, Merğinani – Hidaye, Teftazâni – Telvih).

Eğitim süresi sabit olmayıp mezuniyet durumu öğrencinin performansına ve bitirdiği eserlere göre belirlenirdi. Müderris, öğrencinin okuduğu kitabı tam anlamıyla okuyup öğrendiğine kanaat getirmeden diğer kitaba geçmesine izin vermezdi. Yani esas olan yıl değil, bitirilen eserlerin içeriği ve sayısı idi.

Medreselerin her birinde 19 tane öğrenci odası ve artı bir müderris odası yer alırdı. Müderrisler günlük 52 akçe kazanır, danişmendler (öğrenciler) ise hem para ödemeden eğitim görür hem de her gün üç öğün yemek ile 2 akçe maaş alırlardı. Bununla birlikte “Muid” adı verilen en yetenekli mezun öğrenciler müderrislerin yanında bir nevi staj görerek ilerisi için eğitilirdi.

Fatih’in çok yönlü olarak kurduğu bu devasa eğitim müessesesi, tarihçiler tarafından günümüzdeki İstanbul Üniversitesi’nin temeli olarak gösterilmektedir. Ali Kuşçu, Molla Hüsrev ve Molla Gürani tarafından yönetilen Sahn-ı Seman, zaman zaman akademi toplantıları gerçekleştirirdi ve padişah da katılırdı bu toplantılara. Hatta mezun olan öğrencilerin isimlerini bir deftere not alır; neler yaptıklarını, hangi kurumlara atandıklarını bizzat takip ederdi. Böylesine önem veriyor, böylesine üzerilerine düşüyordu.

İtalyan ressam Gentile Bellini tarafından yapılan Fatih portresi.

Uzun yıllar akli ve nakli ilimleri bir arada öğretmeye devam eden Sahn-ı Seman Medreseleri, Kanuni Sultan Süleyman dönemine gelindiğinde sadece dini eğitim vermekle görevlendirildi. Matematik, Fizik, Tıp, Felsefe gibi ilimler ise Kanuni’nin bizzat kurduğu Süleymaniye Medreseleri’ne devredildi.

 

Kaynak: Fahri Kayadibi, “Fatih Sultan Mehmet Döneminde Eğitim ve Bilim”
Hasan Kayapınar, Ömer korkmaz, “XVI.yy Osmanlı Medreselerinde Fıkıh Eğitimi (Sahn-ı Seman ve Süleymaniye Örneği)”
İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi II. Cilt

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here