Yeni jenerasyonun son dönemlerdeki en yetenekli şarkıcı/söz yazarlarından olan ve  17-18-19 Ekim tarihlerinde yeniden Türkiye’de konserler verecek olan Tamino Amir ile bu konserler öncesi röportaj yapma imkanı bulduk ve bunu sizlerle paylaşacağımız için çok heyecanlıyız!

Sorulara geçmeden, daha önce Tamino’yu duymayanlar ya da onun hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için Tamino ile ilgili içeriğimizi buraya bırakıyoruz: https://www.wannart.com/taminonun-dogu-kulturunu-jeff-buckley-huznuyle-harmanladigi-album-amir/

Öncelikle seni yeniden Türkiye’de ağırlayacağımız için çok mutluyuz. Bize biraz İstanbul’daki son deneyiminden bahsedebilir misin?

İstanbul’daki seyirci inanılmazdı, bu kadar büyük bir kitleyle karşılaşmayı biz de beklemiyorduk. Bu yüzden tekrar geleceğimiz için biz de çok mutluyuz. Son gelişimizde sadece iki günümüz vardı ama bu kısa süre İstanbul’u beğenmem için yeterliydi. İki günü de etrafta dolaşarak geçirdik, genelde şehri yürüyerek gezdik. Bir de Topkapı’ya gittim.

Senin multi-kültürel bir aileden geldiğini biliyoruz. Peki sen kendini hangi kültüre daha yakın hissediyorsun?

Aslında tam ortası diyebiliriz. Yarı Mısırlı yarı Belçikalıyım ve iki kültürden de fazlasıyla beslendim, ancak Belçika’da doğup büyüdüğüm ve Arapça’ya pek hakim olmadığım için hafif ağır basan bir taraf olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Çok kültürlü bir ailede büyümenin senin ve müziğinin üstünde nasıl bir etkisi oldu?

Annem genç yaşlarından beri müzikle hep iç içe olmuş ve kendisi zaten klasik piyano da çalıyor. Ayrıca onun çok büyük ve hepsi farklı türlere/kültürlere ait olan bir plak koleksiyonu da var ve babamla evlenmelerinden sonra bu kültürlere Arap kültürü de dahil olmuş. -Ara not: Babası da Mısır’ın en ünlü şarkıcı ve aktörlerinden olan Moharam Fouad- Özetlemek gerekirse dünyanın dört bir yanından bambaşka müzikler dinleyerek büyüdüm. Bunun da müzik bilincimin gelişmesinde çok etkisi olduğunu düşünüyorum.

Daha genç yaşlarında punk müzik yaptığını biliyoruz, fakat şu an folk olarak adlandırabileceğimiz tarzda müzik yapıyorsun. Sence müziğinin bu değişimi gibi bir değişim olur mu ileride de?

Punk müziği yapıyor olmamın sebebi ergenlik döneminde okuldan ve okula gitmekten nefret ediyor oluşumdu. Bunun bende yarattığı siniri dışa vurmak için müzik yaptığımda ortaya çıkan şey punk oluyordu sanırım ve o zaman yaptığım müziğin punk olduğunun bile farkında değildim. Müziği janrlara ayırarak ne kendimi ne de yapacağım müziği kısıtlamak istemiyorum, bu yüzden bu soruya da ne evet ne hayır diyebilirim. Tek bildiğim şey müziğin beni her zaman takip edecek oluşu…

Konserlerinde genelde Chris Cornell’ın Seasons şarkısını seslendiriyorsun. Grunge müzik hakkındaki düşüncelerin neler?

Grunge, en çok dinlediğim türlerden biri. Daha önce bahsettiğim gibi evde büyük bir koleksiyon olduğu için hiç kendi kendime sanatçı ya da tür araştırma ihtiyacı hissetmiyordum ve hem Chris Cornell hem de grunge müzik kendi başıma keşfettiğim ilk sanatçı ve janrdı, bu yüzden de bende ayrı bir yeri var. Onun dışında zaten 90’lar Pearl Jam, Soundgarden, Alice in Chains gibi bir sürü güzel müzik yapan sanatçılar ile doluymuş.

Sahnede en çok hangi şarkını seslendirmeyi seviyorsun? 

Aslında çok spesifik bir cevabım yok ama bir cevap vermem gerekiyorsa Indigo Night’ı diyebilirim. –Burada biz de Indigo Night’ı ne kadar çok sevdiğimizi kelimelerle ifade edemeyeceğimizi belirterek ona destek çıktık…-

Radiohead’in efsanevi bassisti Colin Greenwood’la birlikte çalışıyor olman hakkında ne düşünüyorsun? 

Radiohead benim de hep çok sevdiğim bir grup olmuştur, Thom Yorke ile de bir kere moda haftasında tanışma imkanı bulmuştum; gerçekten çok kibar bir adamdı. Colin’e gelirsek, bu kadar uzun süredir müzik sektörünün içinde olan bir adamın hala böylesine bir tutkuyla müzik yapmaya devam ediyor olması beni en çok etkileyen şey oldu. Onun gibi bilgili ve tutkulu bir insanla çalıştığım için çok mutluyum.

Neredeyse fotoğraflarını ve kliplerini her zaman kardeşin Ramy çekiyor. Bu serüveni kardeşinle birlikte yaşamak nasıl bir his?

Kardeşimle aramızdaki ilişki çok kuvvetli ve özel. Güvendiğim insan sayısı çok fazla değil,c bu yüzden onun yanımda olması beni daha rahat ve güvende hissettiriyor. Aynı zamanda Ramy,  “benim dünyam”ı anlayan biri… Bu yüzden bu süreçleri onunla deneyimlediğim için çok şanslıyım.

Seni daha önce hiçbir müzisyen ile iş birliği yaparken görmedik, ilerde bir düet planın var mı?

Özel olarak “Düet yapmalıyım.” diye bir düşüncem yok ama eğer önüme düet yapmak için uygun bir parça gelirse neden olmasın.

 Yeni albümünü merakla bekliyoruz, bu süreçle ilgili bize söylemek istediğin şeyler var mı?

Hayır –Burada gülüyor…-. Tabii ki çok zaman ve emek isteyen bir süreç, çalışma sürecimiz çok uzun. Yeni bir albüm müjdesi vermek için henüz çok erken.

Son olarak “Seslendirmeyi en sevdiğim şarkım” dediği Indigo Night’ın canlı bir performansını buraya bırakıyor ve iyi dinlemeler diliyoruz!

Why can’t I sing along with some feeling or some meaning
It feels like I’ve always been blind
I don’t know why you girls are so kind
For there are so many in line
Who’s lives aren’t as lost as mine

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here