Fantastik edebiyat deyince akla ilk olarak ejderhalar, büyüler, yaratıklar gelir fakat biraz derinlere indiğimizde aslında bu kadar basit olmadığını anlayabiliriz. Evren dizaynı, karakter yaratmak, çok fazla olayların olması, derin alt metinler ve günümüze mesaj vermek fantastik edebiyatta bol bol kullanılır. Klasik romanlardan, kişisel gelişim kitaplarından ve özellikle ders kitaplarından sıkılanlar için bu özelliklerin çok iyi kullanıldığı bir seriden bahsedeceğiz bugün. Hazır dizinin de son sezonunun yayın tarihi belli olduğuna göre A Song of Ice And Fire kitaplarına ve evrenine girmek iyi olur çünkü dizisinin çok ötesinde bir seri aslında bu seri. Geçelim detaylara. (Not: Genelde serinin de ismi Game of Thrones olarak bilinir ama gerçekte A Song of Ice And Fire’dır.)

Evren Yaratmak

Üzerinde yaşadığımız dünyada her gün farklı farklı olaylar oluyor, farklı insanlarla karşılaşıyoruz. Aslında çok da uzak olmadığımız olayları konu ediniyor A Song of Ice And Fire serisi. Güç savaşları, entrikalar, para, evlilik, din vs. Bunlara fantastik ögeler eklenip harika bir dille yazılmış ve kaleme alınmış.

George R. R Martin çok iyi yazılmış ve sırlarla dolu bir evren yaratmış bize. Kuzeydeki Sur’dan, Gölge Diyarlar’a kadar her şehir, her kale, her köy içinde olaylar ve sırlar barındırıyor. Westeros’ta taht entrikaları ve savaşlar; Dar Deniz’in öteki tarafında ejderhalar, köle ticareti; Dorne’da oynanan taht oyunları, gizemler ve Sur’un diğer tarafı derken kuzeyden güneye her toprağında bir olay oluyor bu evrenin. İşin güzel tarafı bunlar sadece bildiklerimiz. Daha bu evrende bize gösterilmeyen sadece duyduklarımızdan ibaret olan bir sürü yer var. Bu yerlerle ilgili teori okumak, oraların özelliklerini öğrenmek başlı başına bir keyif.

ASOIAF Haritası

Bu evrenin bir diğer özelliği yaşayan bir evren olması. Yani bir yerde bir olay olunca başka bir yer bu olaydan etkileniyor ve serinin bambaşka bir yerinde hiç beklenmedik bir şekilde karşımıza çıkıveriyor. Tutarsızlıktan uzak ve şaşırtıcı olaylarla anlatılıyor bu hikaye bu da seriye başka bir lezzet katıyor tabii ki.

Genel olarak bu evren insanı içine çekiyor. Büyüklü küçüklü haneleriyle, yapılarıyla, büyüklüğüyle ve olayların sadece küçük bir çevrede yaşanmayıp koskoca haritaya dağılmasıyla resmen okuyucuyu orada yaşıyormuş gibi hissettiriyor.

Karakterler

Benim seride en çok sevdiğim kısım karakterler. Yazar o kadar derin ve güzel karakterler yaratmış ki onlarla duygusal bağ kurmamak çok zor. Kesin bir başrol olmaması, küçükten büyüğe her karakterin derinlemesine anlatılması serinin en güçlü özelliği bence. Tükettiğimiz her eserde karakter gelişimi görmek o eseri daha iyi kılar gözümüzde, bunun üstüne karakter gelişimini yavaş yavaş işleyip karakter, gelişimini tamamlayınca “Aaa bu karakter neden böyle bir insana dönüştü ki?” diye sormamak da bu işin inceliği ve bu seride çok iyi işlenmiş. Mesela Jaime Lannister çok iyi bir örnek. Dizi izleyicisi de bilir ki 1. sezondaki Jaime Lannister ve 7. sezonda izlediğimiz Jaime Lannister çok farklı. Bu gelişimi kitaplarda okumak çok keyifli. Bu sadece bir karakterdi ve seride birbirinden farklı özelliklerde bir sürü karakter var onların iç dünyasına girmek, seçimlerindeki motivasyonu görmek ve gelişimlerini derin derin okumak müthiş bir his.

Karakterlerdeki bir diğer iyi özellik de iyi ve kötü diye bir kavram olmaması ki bu özellik beni her defasında etkilemiştir. Bir karakterin iyi mi kötü mü olduğu belli değil ve yazar okuyucuda bu hissi uyandırmak istemiş. Serinin başında sevdiğimiz bir karakterin aslında çok da sevilmeyecek bir karakter olduğunu okuya okuya öğrenmek veya bunun tam tersinin yaşanması okuyucuda garip hisler uyandırabiliyor.

Peki nedir bu Buz ve Ateşin Şarkısı?

Serinin ismi Buz ve Ateşin Şarkısı, çoğu yerde de geçiyor ama anlamı ne, neden böyle bir isim verilmiş? Açıkçası kimse bilmiyor desek yeridir çünkü yazar hala açıklamadı. Teoriler tabii ki var, bunların en güçlü olanları; Akgezenler (buz) ve Yaşayanlar (ateş) arasında geçen savaş veya Stark Hanesi (buz) ve Targaryen Hanesi (ateş) arasında geçen savaş veya başka bir olay. İlgi çeken bir isim olmasına karşın hala gizemini koruyor.

Genel olarak seri hakkında yazmak gerekirse, baştan sonuna kadar oldukça sürükleyici, içine çeken bir eser. Fantastik edebiyata girmek için uygun, giriş düzeyindedir. Dizinin son sezonu yaklaşmışken alıp okumanızı şiddetle öneririm. Dizi bitecek ama seri devam ediyor ve ilk kitap haricinde diziden bağımsız ilerliyor kitaplar. Kitapları bitirip üzerine düşünmek, teoriler okumak veya düşünmek bile ayrıca keyifli. Umarız yeni kitapları daha çok beklemeyiz ve George R. R. Martin’in ömrü bu külliyatı bitirmeye yeter.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here