Evren, uzay ve uzayda bulunan tüm madde ve enerji biçimlerini içeren bütünün adıdır. Evrenin oluşumuna dair günümüzde en çok benimsenen teori, Bigbang (Büyük Patlama) teorisidir. Bu teoriye göre evren, 13.8 milyar yıl önce sıfır hacimli ve çok yüksek bir enerji potansiyeline sahip, sıkışmış bir noktanın patlamasıyla oluştu.

Şimdi yavaş yavaş yolculuğumuza başlayalım, birlikte aslında evrende ne kadar küçük ve ne denli az yer kapladığımızın farkına varacağız.

 

Dünya

Bu Dünya! Burası bizim yuvamız. Dünya, Güneş Sistemi’nde Güneşe en yakın üçüncü gezegen konumunda, 4.5 milyar yaşında. Bu evrende yalnız mıyız? Yeryüzünden yıldızlara bakıp da kendi kendine bu soruyu sormayan yoktur ama ne yazık ki şuana kadar içinde yaşam olduğunu bildiğimiz başka bir gezegen yok.

 

Güneş Sistemi

Güneş; Dünya üzerindeki rüzgarların, dalgaların ve yaşamın güç kaynağıdır. Güneş, Güneş Sistemindeki gezegenleri yer çekimi sayesinde çevresinde tutar.

Sırasıyla; Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Saturn, Uranüs ve Neptün.

Yuvadan en uzağa gitmiş olan uzay aracı Voyager-I, 39 yıllık yolculuğundan sonra ancak Güneş Sistemi’nden çıkabilmiş ve şuan Dünyadan 20 milyar km uzaklıktadır.

Ek olarak Güneş Sistemine en yakın yıldız sistemi Alfa Centauri, Güneşe 4.37 ışık yılı uzaklıktadır.

Buradan sonraki kısımda mesafeler insan aklının alamayacağı kadar büyük olduğu için ışık yılı olarak belirtmek gerekiyor. 1 ışık yılı 9.5 trilyon kilometre, yani ışık hızıyla 1 yılda gidilebilecek mesafe. Burada ışığın 300.000km/sn hıza sahip olduğunu unutmamak gerekiyor.

 

Samanyolu

Samanyolu, Yerel Küme’nin bir parçası olan çubuklu sarmal türde bir gök adadır. Gözlemlenebilir Evren’deki milyarlarca gök adadan sadece bir tanesidir.

Çapı 100.000 ışık yılı olan Samanyolu Galaksisi içinde bizim yıldızımız Güneş gibi 200-400 milyar yıldız bulunuyor. Güneş Sistemi, Samanyolu Galaksisinin merkezine 30 bin ışık yılı uzaklıkta. Aşağıda göreceğiniz görsel Samanyolu Galaksisinin merkezine ait kızılötesi bir fotoğraf, gördüğünüz her beyaz nokta bir yıldız. Yoğun gazlar sebebiyle gelen ışık engellendiği için merkeze ait görüntü yalnızca kızılötesi teleskoplar ile elde edilebilmektedir. Merkezdeki yoğun parlak bölgenin ortasında dev bir kara deliğin olduğu düşünülmekte ama merak etmeyin bu bizim için bir tehlike anlamına gelmiyor.

 

Yerel Grup

(Milky Way Galaxy = Samanyolu Galaksisi)

En yakın komşu galaksi Andromeda, Samanyolu Galaksisine yaklaşık olarak 2,2 milyon ışık yılı uzaklıktadır. Günün birinde bu iki galaksi çarpışıp birleşecek ama bunun gerçekleşmesi için çoook uzun bir süre beklememiz gerek, yaklaşık olarak 4 milyar yıl…

Yerel Grup, iki büyük galaksi Samanyolu ve Andromeda dışında irili ufaklı onlarca galaksiyi içinde barındırır.

 

Başak Süper Kümesi

İçinde bulunduğumuz Yerel Grup dahil en az 100 galaksi kümesini ve binlerce galaksiyi barındıran Başak Süper Kümesi’nin çapı yaklaşık 110 milyon ışık yılıdır.

(Local Galactic Group = Yerel Grup)

Bu ölçekte en küçük noktalar dahil gördüğünüz her nesne birer galaksidir, her bir galakside milyarlarca güneş ve sayısız dünya vardır. Yine de Başak Süper Kümesinin tamamı dahi evrenimiz çok küçük bir parçasını oluşturuyor.

 

Gözlemlenebilir Evren

İşte son durağımız, Dünya’ya ışığı ulaşan, evrendeki gözlemlenebilen tüm gök cisimleri bundan ibaret, yüz milyarlarca galaksinin bulunduğu bir ağ.

Yazımızı sonlandırmadan önce sizleri, evrende ne kadar küçük ve yalnız olduğumuzu çok daha iyi anlamanız için Carl Sagan’ın “Soluk Mavi Nokta” isimli kitabında, Dünya’nın 6,4 milyar km uzaklıktan çekilen ünlü fotoğrafıyla ilgili düşüncelerini aktardığı satırlarla baş başa bırakalım.

Şu noktaya tekrar bakın. Orası evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her “yüce önder”, her aziz ve günahkar onun üzerinde – bir gün ışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.

Evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. Bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. O zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

Böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. Gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. Bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

Dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. En azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. Ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. Beğenin veya beğenmeyin, şu anda Dünya sığınabileceğimiz tek yer.

Gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. Belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. Bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.

Son olarak evrenle ilgili merakınızı dindirebilecek bir belgesel önermezsek olmaz; Evrenin Ucuna Yolculuk (2008)

IMDb: 8.7

“Evrenin Ucuna Yolculuk” içinde bulunduğunuz evrenin sınırlarına doğru seyahat etmeyi başarabilseydik, şahit olacağımız büyüleyici ve inanılmaz anları ekran karşısındaki izleyicilere birebir yaşatmayı amaçlayan eşsiz bir yapım…

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4, 5