Bir gün evde sakince otururken Twitch’te oyun zevkine çok güvendiğim Grimnax’ın bir oyun oynadığını fark ettim. Dealer’s Life adındaki bu oyun basit eğlence ve simülasyon etiketleriyle beni kendine çekmeyi çok kısa bir süre içerisinde başarmıştı. Oyunu aldım ve altta bir müzik eşliğinde oynamaya başladım. Kendimi bu dünyaya aşırı kaptıracağımı ve bilgisayar başında roleplay sınırlarını zorlayacağımı bilmeden…

Oyunda, bir ikinci el dükkanı işletmeye başlıyoruz. Gelen ürünleri piyasadaki bulunma durumlarına ve fiyat aralığına göre bir fiyat biçiyoruz ve tamir etme özellikleri ile durumunu iyileştirip geri satıyoruz. Açıklamaya bile gerek yok aslında her şey normal bir ikinci el dükkanı nasıl işliyorsa öyle işliyor. Başka bir dükkan sahibi ara ara gelip bizi iddiaya davet ediyor ama nasılsa hep biz kazanıyoruz, bu oyunun klasik arada yardım etme özelliği yani. Oyunun başlarında benim gibi fazla cimrilik ederseniz birçok epik ürünü kaçırıp, batmaya merhaba diyebilirsiniz. Oyunun başında 4 farklı karakter özelliği var; karizma, şans, iyi sezgi ve yetenek. Bu özellikleri başta belli bir sınıra kadar yükseltebiliyorsunuz sonrasında oyunun arasında kazandığınız paraya göre özelliklerinizi geliştirebiliyorsunuz. Karizma ve şans özellikle bize dükkanımızı geliştirdikçe açılacak olan açık arttırmada çok işimize yarayacak iki özellik oluyor. Sezgi de gelen müşterilerin karakter analizini yapmak için önemli bir durum. Eğer karşımızdaki piyasayı çok bilmeyen çiğ bir anlatımla ”saf” biri ise, elindeki malı çok daha ucuza alabiliyor, ya da karşınızdaki çok sabırsız biri ise pazarlığı çok uzun tutmamak için çabalıyorsunuz. Müşterilerin giyimi de sunacağınız açılış fiyatı için önemli bir etmen. Zengin görünüşlü biri asla küçük paraları kabul etmiyor. Para kazandıkça, özelliklerinizi açtıkça dükkanınızı da büyütüp işçiler almaya başlıyorsunuz. Küçük bir dükkandan milyarder olma yolculuğu diyebiliriz kısaca. 

Başta da belirttiğim gibi bu simülasyon oyunu sakince oynamak için çok güzelken, ben birden arkada çalan şarkıları değiştirmeye ve farklı şiveler yapmaya başladım. Gelen kişilerin kıyafetlerine göre onlara bir memleket belirlemeye başlayıp hemşehri olduğumuzu ve ona bir iyilik yapacağımı söylemeye başladım. Çay demledim ve oyunu oynarken höpürdeterek çay içiyordum, bilgisayar başında hayvan pazarında olduğu gibi karşılığı olmayan, aşırı efor gerektiren sallanarak tokalaşma özelliğimi ortaya koymaya başladım. Ara ara halıcılar gibi halıyı yere atıyor gibi yapıp ”Ablacım bak bunun bana gelişi zaten bu kadar hadi sana yine bir iyilik yapayım güzel yüzünün hatrına.” gibi cümleler sarf ediyordum. Öyle bir hayal dünyasının içine girmiştim ki çalışanlardan birini küçük çırağım olarak görüp işler iyi gitmeyince ona sinirleniyordum. Her çay dolduruşumda da ”Hadi bana bir çay kap gel Hüseyin.” diyerek bilgisayar başından kalkıyordum. İçimde yıllardır bastırdığım bir esnafın olduğunu bu oyunla keşfetmiştim. En son işler iyice çığrından çıktı ve kendimi bilgisayar başında bir bacağımı diğerinin üstüne yatay koymuş ve ayak bileğimde çay bardağı tutuyordum. Resmen beynimde ”Sen esnaf olmak için doğdun, hayata geliş amacın bu” gibi cümleler yankılanıyordu.

Aslında şimdi düşününce zaten bana bu oyunu uzun süre oynatan şey bendim, roleplay nehrine kendimi kaptırmasaydım çok çabuk bu oyundan sıkılabilirdim. Bu fırsat kaçmaz! Bu oyun sayesinde siz de evde kendi roleplayinizi yapabilirsiniz, hem de çok ucuz fiyata! esnaf tarafım ara ara ortaya yine çıkıyor- Oyun Steam’de çok olumlu kategorisinde ve 20TL gibi ucuz bir fiyata bulunmakta. Hadi hep birlikte esnaf ve sanatkarlar odasına!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here