İnsanları ikna eden en önemli etken, fikirler değil, duygulardır. Gerçek ikna, düşüncelerle birlikte duyguları etkileyen iknadır. Bu yazıda duyguları ikna yönünde etkilemek için yapılması gerekenleri göreceksiniz.

3. Benliği Coşturmanın Etkisi

Kalplerin ikna edilmesi yolunda kullanılacak bir diğer yöntem de muhatap kitlenin “ben” duygularını harekete geçirmek ve yükseltmektir. Önceki bölümde benlik direncini kırmanın önemi üzerinde durduk. Muhatabınızın ”ben”i asla sizden aşağıda tutulmamalıdır. Şimdiki yol ile onların benlerini yükseltme yolunu kullanıyorsunuz. Aşağılanmaya direnen veya karşı çıkan benler, yüceltenlere de sahip çıkar. Bu çerçevede üzerinde duracağımız yöntemler aşağıdadır.

  • İltifat edin. Tüm insanlar samimi iltifattan hoşlanırlar. İltifat, gururu okşama veya kompliman şeklinde kendini gösterebilir. Sizi dinleyenlerin değer verdiklerini bildiğiniz bir özelliklerini takdir ettiğinizi onlara söyleyiniz. Eğer bu özellik onların bile farkında olmadığı bir özellikse çok etkileyici olacaktır. Örneğin bir Amerikalı bizimle konuşuyor: “Biz Amerikalılar bilgiye ve zekaya çok önem veririz. Ülkemize gelen büyük zekalar arasında Türklerin önde gelmesi hep dikkatimizi çekmiştir. Şimdi, büyük zekâları yetiştiren böyle bir topluluğun karşısında konuşmanın heyecanını yaşıyorum.

  • İyimserlik yayın. Konuşmanızda bir sorunu veya çirkinliği dile getiriyor olabilirsiniz. Ancak kötü durumları tasvir ettikten sonra bir çaresizlik, ümitsizlik ve karanlık havası oluşturmanız tehlikelidir. Bu durum, dinleyicinin heyecanını kırar, onu üzer ve bu yolla kendi imajınızı zedeleyerek kötü olaylarla birlikte hatırlanır hale gelirsiniz. Kötü durumlara vurgu yapılacaksa bu durumlar ayrıntılı tasvir edilmemeli, çabucak geçildikten sonra bunların düzeltilebilmesinin mümkün olduğunun ayrıntılı anlatılması gerekir. Böylece, oluşturulan iyimser hava ile konuşmacı-dinleyicinin duygusal yakınlaşması sağlanır.
  • Sevgi yayın. Dinleyici kitleyi sevmeye büyük önem vermelisiniz. Onlar son derece değerli ve sevilmeye layık varlıklardır. Bu olumlu duygunuz, onların da önünde sonunda sizi sevmelerine yol açar. Sizin duygularınız onların duygularını etkileyen en önemli faktördür. Nefret duygusu vererek insanların fikirlerinizi sevmelerini bekleyemezsiniz. Sevginiz kendinizi “güler yüz” ile yansıtacaktır. Gerçek bir güler yüz, o yüze bakan herkesi güler hale getirir. Güler yüz, iç gerginliği azaltıp her şeye rağmen huzur ürettiği için güler yüzlü konuşmacı, dinleyicinin içinde sevinç üretmesine katkıda bulunur. İnsanlar kendilerine zevk veren her şeyi severler.

  • Emin olun. Sizin, söylediklerinize ilişkin kesinlik inancınız, en önemli duygusal ikna nedenidir. İnsanlar çoğu zaman söylediklerinizi anlamazlar veya sizden farklı yüzlerce düşünceye sahipken, yaşayıp görmedikleri tezinizden emin olamazlar. Herkes dinlediğinin doğru olmasını arzuladığında, konuşmacının gerçekten de kendisini ikna etmesini sağlar. Konuşmacının çabaları işe yaramayabilir ama konuşmacının kendisinden emin olması, hiçbir şüphe duymaması aynen algılanır. Hiç şüphe duymadan fikirlerini savunan insan, hatalı da olsa çok kalabalık toplulukları kendine inandırabilir. O halde tüm gücümüzle savunduğumuz bir fikir varsa, ona ilişkin inancımızı kuvvetlendirmemiz gerekir. İnancın kuvvetlenmesi ise ancak ısrarlı, detaylı araştırma ve tahkike dayanır.

4. İnanmanın Etkisi

  • İnancınız net-kesin olsun. Şüpheli olduğunuz bir konuyu savunurken şüphe yayarsınız. Siz inandığınızdan emin misiniz? Yani neye inandığınızı biliyor musunuz? İnsan birbiriyle çelişen inançlarla kimseyi ikna edemez. Örneğin, yeni bir dil öğretim tekniğini duydunuz ve çok etkili bir teknik olduğunu defalarca duydunuz. Sonra birileri, size bu tekniğin hiç de sanıldığı gibi etkili olmadığını söyledi. İnancınız sarsıldı mı? Küçük bir şüphe oluştu mu? Oluştu ise inancınız kesin ve net değildir.

  • İnancınız güçlü olsun. İnandığınız konu hakkında şüpheniz yoktur ama kolay şüpheye düşebilecek konumdasınızdır. Bu durumda, inancınız zayıftır. İnancınızın en güçlü olduğu noktada aksini görseniz bile inancınızdan vazgeçemezsiniz. Çünkü inancı o kadar çok tekrar ettiniz ve o kadar onu destekleyen tecrübe aldınız ki o inanç tüm hücrelerinize işledi.
  • İnancınızın hedefi belli olsun. İnandıktan sonra bu inancınızı kime anlatmak istiyorsunuz? Bu hedef kitleyi, inancınızla birlikte sürekli düşünmelisiniz. Onlara vermek istediğiniz mesaj, sevgi sayesinde tüm problemlerin hallolabileceği inancı mı? O zaman onları tüm kalbinizle sevin, aynı sevginin hepsini kuşattığını ve aralarındaki tüm problemleri hallettiğini duyun. Ama bunu yaparken hangi kitleye hitap ettiğinizin mutlaka farkında olmalısınız.

Görsel

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here