İngiltere Neo-Nazi hareketinin en korkulan sokak savaşçılardan birisi olan Nicky Crane’in benimsediği fikirlere tezat yaşantısı ilgi çekiyor.

Nicky Crane 1958 yılında İngiltere’de dünyaya geldi. Henüz genç yaşlarında Nazi düşüncelerine ilgi duymaya başladı ve o dönem İngiltere’de bulunan “Dazlaklar Çetesine” katıldı. Genel olarak işçi sınıfı ve yabancı kökenli İngiltere vatandaşlarından rahatsızlık duyuyordu. Daha sonraları ise Michael McLaughlin önderliğinde açıkça faşizm propagandası yaparak faaliyet gösteren İngiliz Neo-Nazi hareketine katıldı. Organizasyon içinde hızlı bir şekilde yükselen Crane, ilk önce kent organizasyonunun başına ondan sonra da McLaughlin’ın şahsi korumalığını yapmaya başladı. Uzun boylu, vücudu dövmelerle kaplı, giyinişi ile dahi etrafa korku salan bir figürdü.

1978 yılında siyahi bir aileye saldırdığı için mahkum oldu. Hapisten çıktıktan sonra 1979-1981 seneleri arasında çeşitli ırkçı saldırılara katıldı ve yeniden mahkum oldu. Mahkemede destekçilerine dönerek Nazi selamı vermesi cezasını arttırdı. Hapishanede geçirdiği günlerde dazlak kafası ve dövmeleri onu bir Punk ikonuna dönüştürdü. Bütün bunlar onu korkunç bir karakter gibi gözükmesinden ziyade aşırı sağda beğenilen ve saygın bir figür haline getirdi. Ne iyi bir hatip, ne de iyi bir konuşmacıydı. Kelime hazinesi en iyi ihtimalle seyrek ve yetersizdi ancak güçlü bir karizma oluşturmuştu. Crane’in yandaşları tarafından fark edilmeyen çok farklı bir yönü ortaya çıkacaktı.

Nazi ideolojisince yok edilmesi gerektiğine inanılan eşcinsellik Crane’in hem gerçeği hem de bir tabusu olmuştu. Çünkü Crane hem koyu bir Nazi fanatiği hem de bir eşcinseldi. Bu iki yönü kendi içerisinde bir zıtlık yarattı. Eşcinsel olduğunu uzun bir süre saklamayı başardı. Bunun temel nedeni kendi bağlı olduğu çevre tarafından bu denli ikonik olması ve insanların onun bu durumunu öğrendiğinde dehşete düşmesinden çekinmesidir. Gerçek 1985 yılında ortaya çıkınca Crane, Nazi eşcinsellerin oluşturduğu bir Dazlak Çetesi kurdu. Hatta bu grup 1986’da Eşcinsel Hakları için yapılan bir yürüşe katıldı. Bu durum organizasyonun eşcinsellerden rahatsızlık duyan grubuyla aralarında sürtüşmeye neden oldu. Bu durumdan sonra eski arkadaşlarıyla ipleri kopma noktasına gelen Crane, bir dizi dazlak temalı homoseksüel pornografi videosunda dahi rol aldı.

1992’de eşcinselliğini tartışmak için bir TV programında yer aldı ve eski ırkçı görüşlerini değiştirdiğini söyledi. Eşcinselliklerini kabul etmesine rağmen, o zamana kadar HIV pozitif olduğu gerçeğinden bahsetmedi. 1992 tarihinde katıldığı bir televizyon röportajında ​​“Adolf Hitler benim Tanrım’dı” dedi. “O benim liderim Fuhrer’im gibiydi. Yaptığım her şey Adolf Hitler içindi.” sözleri medyada geniş yer buldu. 1993 yılında AIDS’ten öldü. Ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen hem bir Nazi hem de eşcinsel olarak sürdüğü kısa hayatı hala insanların ilgini çekmekte.

2 YORUMLAR

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here