Bir önceki yazıda, Platon’un Symposion diyaloğunda Phaidros’un konuşmasına yer vermiştik. Eros ya da Aşkın anlamı üzerine konuşmayı Phaidros başlatmıştı ve şu sözleriyle konuşmanın konusunun da belirleyicisi olmuştu. ”Sofradaki bildiğiniz tuz hakkında bile kitap yazılmış ancak bugüne kadar hiç kimse Eros için kitap şöyle dursun, tek bir şiir bile yazmamış.”

Phaidros’un bu sözleri üzerine Symposion diyaloğunun etrafında döndüğü olay böylece Eros için “güzel bir övgü konuşması” yapmak olmuştur. Sokrates ise konunun Eros ya da Aşk olmasını büyük bir memnuniyetle karşılayarak, bunun nedenini şöyle açıklamıştır: “Hakkında bir şey bildiğimi her zaman söylediğim tek şey aşktır.”

Bu yazımızda ise Platonun Symposion’unda, Phaidros’tan sonraki konuşmacıyı inceledik. Bakalım Eros ya da Aşk üzerine Pausanias neler söylemiş.

Pausanias’ın Konuşması

Bir sevgilinin aşığını memnun etmesi hangi durumda güzel olur? Pausanias bir varolan olarak Eros ile neyi anlatmak istediğimizi ‘Eros’ ya da ‘aşk’ denilen şeyin ne olduğunu belirlemeye çalışarak konuşmasına başlar. Daha sonra, Sokrates’in daha ayrıntılı olarak yapacağı gibi ‘aşk’ anlayışının deneyimle ilişkisini kurar. Bu amaçla Pausanias Platon’un hemen hemen tüm yazılarında bulabileceğimiz bir düşünceden yola çıkıyor. Bu düşünceye göre bir şey deneyimden bağımsız olarak kendiliğinden iyi ya da kötü, güzel ya da çirkin olamaz. Eylemleri güzel ve övülmeye değer kılan şey onların “nasıl yapılıyor” olduklarıdır. Aşk’ın ne olduğu onun nasıl yapılıyor olduğuyla değerlendirildiğinde ona moral bir değer atfediliyor. Ontoloji, etik hatta estetik arasındaki ilişki ele alınan konunun ilgili olduğu deneyim içinde kuruluyor. Böylece örneğin “dürüstçe yapılan şey güzel dürüstçe yapılmayan şeyse çirkin oluyor.” Pausanias’a göre Eros’u övmek boş bir iştir, çünkü Eros tek “bir tane değil”dir. Eros’un çeşitliliğinin nedeni Pausanias’a göre ‘zaman’dır. Pausanias aşk türlerini kalıcılık ve geçicilik, ölümsüzlük ve ölümlülük bakımından ayırır. Böylece herkesin bildiği bir şeyi hatırlatır: Aphrodite’nin varlığı Eros’un var olmasına bağlıdır. “Eros olmadan Aphrodite olmaz.” İki ayrı Aphrodite vardır, buna göre onlara karşılık gelen iki tür Eros var olmalıdır. Biri Aphrodite Ourania, diğeri ise Aphrodite Pandemos. Bu iki Aphrodite’ye karşılık gelen Eros’lar ise Eros Pandemos ve Eros Ouranios’tur. Aphrodite Pandemos’u ve ona karşılık gelen Eros Pandemos’u izleyenler sevdiklerinin ruhlarından çok bedenlerine tutulurlar. Böyle bir kimsenin “tüm ilgilendiği şey cinsel ilişki olduğu için” o “en akılsız kimseler”le birlikte olabilir. Ruhtan çok bedene tutulan bir kimse Pausanias’a göre ‘adi’ ya da ‘bayağı’dır, ona “bayağı aşık” denir. Bayağı aşık bedene ya da “kalıcı olmayan bir şeye aşık olduğu için o da kalıcı olmaz.” İçinde Eros Pandemos’un etkin olduğu kimse, sevgilisinin “beden çiçeği sararıp solduğunda, o da bütün söz ve vaatlerinden utanarak kanatlanıp gider.” Bu nedenle bayağı birini “adi bir şekilde memnun etmek çirkindir, soylu birini soylu bir şekilde memnun etmekse güzel.” Pausanias’a göre insanların “düşüncesizliğinden  faydalanıp onu aldatmaya, onunla alay etmeye sonra da terk edip başka bir” sevgiliye gitmek ve sonuçta “aşıkları memnun etmenin çirkin bir şey olduğunu söylemek” kötü bir davranıştır. Doğru görünen Eros Ouranios’un peşinden gitmek gerektiği yasasını iyi kimseler kendilerine gönüllü olarak uygularlar, ancak bayağı aşıkları böyle bir şeye “zorlamalıyız”. “İyi huylu” birine aşık olan bir kimse “kalıcı olanla kaynaştırıldığı için ömrü boyunca böyle kalır.” İşte övülmesi gereken Eros budur: Eros Ouranios.

Pausanias aşk konusunda sorumlu ve cesur bireylerden oluşan ve bu bireyleri aşk uğruna cesaretlendiren yasalarla koruyan bir toplumu takdir ediyor. “Bir aşığın herkesçe yüreklendirilmesi harika bir şeydir deniyor. Nitekim çirkin bir şey yapınca değil, sevgilisini elde edince güzel, elde edemeyince çirkin sayılıyor.” Sevdiğini “elde etmeye çalışırken olağanüstü işlere kalkışan bir aşığın övülmesine izin” verilir. Aşk hakkındaki “en tuhaf” şey hem tanrıların hem insanların “bir aşığa her türlü serbestliği tanımış” olmalarıdır. Aşk bir kimseyi bu konuda bir mücadeleye davet ediyor. Pausanias buna “aşk oyunu” diyor. Bu oyunda, ilk başta kim aşık kim sevgili belli değildir. Bunlar yer değiştirebilir. Aşk oyunu “kimilerine kovalamayı kimilerine de kaçmayı emrediyor.” Bunun amacı “kimlerin memnun edildiğini ve kimlerden sakınıldığını” ortaya çıkarmaktır. Bu oyun “hangi tarafın aşık hangi tarafın sevgili olduğu belli oluncaya dek” sürer. Eros Ouranios’un niteliği ‘kalıcılık’ olduğuna göre, onun ölçütü ‘zaman’ olacaktır. Bu nedenle aşığın peşinde olduğu sevgiliye çabucak ulaşması “çirkin sayılmıştır.” “Zaman çoğu şeyin sağlam bir ölçütü olduğu için belirli bir zamanın geçmesi gerektiği düşünülür.” Pausanias’a göre aşk ancak dostluğa evrildiğinde kalıcı hale gelebiliyor. Bir sevgi ilişkisinin kalıcı ve sağlam olduğu ancak oradan “esaslı bir dostluk” meydana gelince anlaşılıyor. Sevgi bağı bir kimseyi diğerinin kölesi kılabilir. Kölelik gerçekte utanç verici bir durumdur, ancak sevgi bağıyla gerçekleşen kölelik ‘gönüllü kölelik’tir. Pausanias Eros Pandemos kılavuzluğunda gerçekleşmiş bir aşk bağıyla köle olmayı çok utanç verici bulur. Böyle bir şey ancak erdem uğruna olduğunda hoş karşılanabilir.

Pausanias’ın söyledikleri arasında göz kamaştırıcı bambaşka bir düşünce var: Pausanias politika ve aşk arasında bir bağlantı kuruyor. Ona göre “yönetilenler arasında yüksek düşüncelerin, sağlam dostluk ve birlikteliklerin doğması yöneticilerin işine gelmiyor.” Yöneticilerin “iktidar arzusu” ve onların “yönettikleri kimselerin korkaklığı” arasındaki gizli anlaşma, bu anlaşmanın taraflarının ikisinin ‘moral’ zayıflıklarının bir sonucudur. Bu nedenle “yöneticilerin açgözlülüğü”ne karşı Pausanias yönetilenlerin korkak olmamalarını öneriyor. Pausanias’a göre yurttaşlar yöneticilerin iktidar arzusu ve kendi korkaklıkları arasındaki bu gizli anlaşmaya “hayır!” demelidirler ve böylece sevgiyi özgürleştirmeliler, başka bir deyişle sevginin toplumsallaştırılmasını sağlamalıdırlar. Yurttaşlar sevgiyi özgür bırakmak için, baskıcı, zorba yönetimleri yıkmalıdırlar. Bu nedenle yurttaşlar kendi duygu ve tutkularını ciddiye almalılar, her şeyden önce “ruh aylaklığı” ya da “zihinsel tembellik”ten kaçınmalıdırlar.

Gelecek yazıda Eryksimakhos’un Eros ya da Aşk üzerine konuşmasında buluşmak dileğiyle.

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here