Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
181

Blues müzik severlerin en sevdiği isimlerden Eric Clapton. Kadife gibi sesi, dingin şarkıları ve besteleri bir yana attığı sololar ve gitaristliği ayrı bir yanda. Tek bir canlı performansını dinlemeniz bile tüm zamanların en büyük gitaristlerinden biri olarak sayılmasını anlamanız için yeterli olabilir. Fakat özel hayatında işler müzik kariyeri gibi yolunda gitmedi; aile ilişkilerindeki dalgalanmalar, büyük aşklar, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ve kaybedişler yaşadı.

Belki de Blues müzikte kendisini bulmasını sağlayan hayatında yaşadığı karmaşaydı.

1- Çocukluğu

30 Mart 1945’te İngiltere’nin Surrey kentinde doğdu. O tarihlerde Clapton’un annesi Patricia Molly henüz 16 yaşındaydı, babası ise II.Dünya Savaşı sırasında İngiltere’de bulunan Kanadalı bir askerdi. Babası, Clapton’ın doğumundan önce başka bir kadınla evlendiği Kanada’ya döndü. Annesi henüz çocuk sahibi olmak için hazırlıksızdı bu yüzden Eric, Patricia’nın annesi ve üvey babasını Rose ve Jack Clapp’i anne ve babası, annesini ise ablası sanarak büyüdü.

Müziğin fonda olduğu bir evde büyüdü, büyükannesi bir piyanistti. 8 yaşına geldiğinde Clapton, ablasının aslında annesi olduğunu ve gerçekleri fark etmeye başladı. Patricia’nın çocukları ve kocasıyla evlerine ziyarete geldikleri bir gün annesinin karşısına çıkıp ona anne deyip diyemeyeceğini sordu. Aldığı yanıt ise büyükanne ve babasına anne-baba demeye devam ederse daha iyi olacağıydı. Annesinin onu sevdiğini hiçbir zaman hissetmedi.

“Beni sevdiğini bana söylerdi. Ama hiç seviliyor gibi hissetmedim. Sevgi söylemekle olmaz, önemli olan nasıl davrandığındır. Sevgi bir tavırdır, duygu değil.”

Rock’n Roll’un müzik dünyasında bir patlama yarattığı yıllardı. 13. doğum gününde bir gitar istedi. İlk gitarı ucuz Alman yapımı Hoyer marka bir gitardı ve çelik telli gitarı çalmak onu oldukça zorladı, böylece bir daha elinden düşürmeyeceği gitarını o senelerde bir köşeye bıraktı.

16 yaşındayken Kingston Sanat Kolejine kabul edildi ve kendi müzik zevkinde olan insanlarla birlikte olma şansını buldu. Okul dönemlerinde alkolle tanıştı 1 yıl sonra ise okuldan atıldı bu üzerinde gerçek bir şok yaratmıştı. Evet bu kısım gerçekten şaşırtıcı, sınıfta gitar çalması ve sürekli müzikle uğraşması onun okuldan atılmasının sebebi olmuştu.

 

2- Müzik kariyeri: Yardbirds, Cream, Derek and The Dominos

Clapton ilk grubu ömrü çok kısa süren The Roosters’tı. İkinci macerası ise ondan daha kısa sürdü. Casey Jones and The Engineers’da sadece bir ay yer aldı. İlk başarılı denemesi ise Rock’n Roll grubu Yardbirds oldu. Yardbirds ile çıktıkları turneler oldukça başarılıydı. Eric Clapton’ı Slowhand yapan da Yardbirds’le çıktığı konserler sırasında sahnede yaptığı tel değişimleriydi. Yardbirds’ten sonra John Mayall’s Bluesbreakers grubunda birkaç ay yer aldı. Sonrasında ise The Powerhouse ile 4 şarkılık bir kayıt yaptılar ama bu kayıtlarında devamı gelmedi ve Clapton tekrar John Mayall & The Bluesbreakers grubuna “Clapton is God” olduğu yere geri döndü. 22 yaşındayken hayranları onu müziğin tanrısı olarak nitelendiriliyordu duvarlara “Clapton is God” yazıları yazılıyordu.

1966 yılında davulcu Ginger Baker, gitarist/şarkıcı Eric Clapton ve baş şarkıcı/basçı Jack Bruce’dan oluşan ses getirecek Cream grubu kuruldu.

Cream grubu üyeleri ve albümleri oldukça etkileyiciydi. Grup dünyanın ilk başarılı süper grubu olarak kabul edildi. “Sunshine of Your Love” , “White Room”, Crossroads” gibi bir çok hite imza attılar.

Grup içerisinde Bruce ve Baker arasında yaşanan tartışmalar sonlarını getirdi. 1968 yılında kaydettikleri “Goodbye” adlı final albümleriyle veda ettiler.

Cream’in yıkılışının ardından Clapton, Steve Winwood, Ginger Baker ve Rich Grech’in yer aldığı Blint Faith kuruldu. Başarısız geçen bir turne sonrası Clapton ara vermek istedi ve Delaney & Bonnie & Friends’e müzikal olarak katkıda bulunmaya başladı. Bu sırada kendi şarkılarını yazmaya ve solo çalışmalarına başladı. 1970 yılında Delaney & Bonnie and Friends adlı rock&blues grubunda çalmaya başladı. Sonrasında ise Calpton, Jim Gordon, Carl Radle ve Bobby Whitlock gibi isimlerin yer aldığı Derek and The Dominos grubu kuruldu ve o efsane şarkı bizlerin hayatına girdi: Layla.

Layla and Other Assorted Love Songs albümünde yer alan şarkı etkileyici olsa da ilk ve son albümleri oldu. Derek and The Dominos grubu da bu dünyada kalıcı olamadı. Eric bu dönemden sonra depresyona girdi. Depresyon ve uyuşturucu bağımlılığı ile ara verdiği müziğe 1974’te karşımıza vokal ve besteci olarak 461 Ocean Boulevard albümüyle geri döndü. Bu albümle birlikte dünya turlarına başladı. 1985 yılındaki Live Aid müzik festivali ise Clapton’ı bambaşka bir yere taşıdı.

Ve 80’lerin sonunda yepyeni bir alanda kendini gösterdi film müziği besteciliği. Bu alanda 96 yılında John Travolta’nın filmi Phenomenon için yaptığı “Change the World” adlı parçayla Yılın Plağı ve En İyi Erkek Vokal dallarında iki Grammy daha kazandırdı.

3- Müziğin Tanrısı Depresyonda

Her ne kadar Tanrı diye adlandırılsa da Eric Clapton da herkes gibi bir insandı, duyguları vardı ve hayatında zor dönemlerden geçti. Müzik alanındaki başarıları bir yana, gruplarının başarısızlıkları karşılık bulamadığı aşkı Pattie onu daha da yalnızlaştırmış ve depresyona sürüklemişti. Bunun üzerine uyuşturucu bağımlılığı eklendi. Müziğin Tanrısı, olduğu yerden yeryüzüne düşüyordu. 3 yıl süren uğraşlarından sonra uyuşturucudan kurtuldu ama bundan sonra bu kadar kolay kurtulamayacağı bir şey vardı: Alkol. Eric Clapton yaşadığı bu kötü deneyimler sonrasında alkol ve madde bağımlılığı olan insanlara yardım etmek adına ücretsiz hizmet veren bir rehabilitasyon merkezi açtı. Giderlerin karşılanması için birçok yardım konseri düzenledi ve gitarlarını açık arttırmayla sattı.

4- Layla!

Gelelim Layla’ ya. Layla, “Layla and Other Assorted Love Songs” albümündeki en çok bilinen parçalarından biri oldu. Layla’nın gerçek bir hikayesi var. Bir aşk hikayesi. “Aptal gibi, sana aşık oldum Tüm hayatımı alt üst ettin” dediği kadın kim miydi? Pattie Boyd.

Eric, Cream yıllarında Beatles’ın gitaristi George Harrison’la tanıştı ve yakın arkadaş oldu fakat bu tanışıklık Eric’in hayatını etkileyecek büyük bir tanışmaydı. Eric, George’nin karısı Pattie Boyd-Harrison’a aşık oldu.

“Derek ve Dominos grubunun ilk albümü için yazdığım şarkıların tamamı onun içindi. Özellikle “Layla” onu benimle yaşamaya ikna için bilinçli yazılmıştı, “Yalnız kalınca ne yapacaksın?” diye soruyordu. Bu albümü dinleyince benim çağrıma kayıtsız kalmayacağına ve George’u tamamen bırakacağına içten inanıyordum. İşe yaramadı.”

I tried to give you consolation 
When your old man had let you down. 
Like a fool, i fell in love with you, 
Turned my whole world upside down.

Aşkına karşılık alamayan Clapton’ın bir zaman sonra karşısına bir fırsat çıktı. Hayatını alt üst eden kadın Pattie’nin, Harrison’la arası bozulmuştu ve ayrı yaşamaya başlamışlardı. Sonunda “Ne olur hiç bir zaman bir yol bulamayacağız deme, ve tüm aşkımın boş, faydasız olduğunu söyleme bana” diye haykırdığı kadının kalbini çeldi ve Pattie ile sevgili oldular. Fakat bu yıllarda ayrı yaşamalarına rağmen Pattie ve George henüz boşanmamışlardı. Arkadaşının eşi ile birlikte olmak ona ağır geldi ve George’la konuştu nasıl oldu bilmiyoruz ama arkadaşlıkları bozulmadı ve George ile Pattie boşanmasından sonra 79 yılında sevgilisi Pattie ile evlendiler. Hayatını alt üst eden kadınla ise evlilikleri bir aşk masalı olmadı ve 89 yılında boşandılar. Sadece Layla değil, bu aşkın arkasında ise Pattie’nin ilham olduğu “Layla”, “Forever Man” ve “Wonderful Tonight” gibi mükemmel şarkılar kaldı.

“Wonderful Tonight’ın sözlerini, Pattie’nin bir akşam yemeği için hazırlanmasını beklerken yazdım. Alt katta ben onu beklerken, o bir türlü kıyafet beğenmiyordu. Ona “Harika görünüyorsun. Lütfen yeni bir şey deneme” dediğimi hatırlıyorum. Ama her çift için klasik o durumdaydık; ben hazırdım, o değildi”. Aşağı indikten sonraki 10 dakika içinde şarkının sözlerini yazmıştım. “

Eric’in aşkı Pattie’ye sadık olduğu söylenemez. Pattie ile ilişkisi devam ederken Eric Clapton, Alice Ormsby-Gore ile ilişki yaşamaya başladı. Daha sonra ise 1985 yılındaki Yvonne Kelly ile bir yıl süren bir ilişkisinden kızı Ruth ve İtalyan model Lori Del Santo’dan oğlu Connor dünyaya geldi.

 5- 2000’ler: Cennette Gözyaşları

Hayatındaki en önemli olaylardan biri, belki de yaşadığı en büyük acı küçük oğlunu kaybetmesiydi. Lory Del Santo’dan olan oğlu Connor, 4 yaşındayken 53. kattaki pencereden aşağı düşerek hayatını kaybetti. Kederini ona yazdığı ‘Tears In Heaven’ şarkısı ile anlattı. Bu albüm Clapton’un ABD’deki en çok satan single’ı oldu. Billboard Hot 100 listesinde 2. sıraya kadar çıktı ve Rolling Stone dergisinin Tüm Zamanların En İyi 500 Şarkısı arasına girdi.

2000 yılında Blues müziğin bir başka tanrısı BB King ile birlikte “Riding With The King” albümünü yaptılar. İki efsane ismin albümü oldukça başarılı oldu.

2002 yılında Melia McEnery ile evlendi ve bu evlilikten Julie Rose, Ella Mae ve Sophie dünyaya geldi. 2004 yılında ise “Me and Mr. Johnson” albümünde Robert Johnson’ın şarkılarını seslendirdi. 2005’de Back Home, 2010’da Clapton, 2013’de ise Old Sock albümleri çıktı. 2015 yılında Rolling Stone tarafından tüm zamanların en büyük dördüncü gitaristi oldu.

2016 yılında ise artık gitar çalamadığını açıkladı.

“Geçen sene sırtımda ciddi bir ağrı hissetmeye başladım. İlk önce belime doğru indi, ardından da bacaklarınıza elektrik veriliyormuş gibi hissetmenize neden olan periferal nöropati adındaki bir hastalığa dönüştü” 

 

Kaynak: 1,2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
181

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here