Bu hafta TRT‘de başlayan Şampiyon dizisi ile yeniden ekranlarda gördüğümüz usta oyuncu Erdal Özyağcılar, Posta’dan Alev Gürsoy Cimin‘in sorularını yanıtladı. Verdiği demeçler arasında en çok göze çarpan ise oyunculara IQ testi yapılması gerektiği oldu.

Bir oyuncunun olmazsa olmazı ne?

IQ. Oyunculara IQ testi yapılmalı. Bu çok önemli. Biz bu testi Mustafa Alabora’yla konservatuar son sınıfta okurken konuşuyorduk. Algılamak beyinle oluyor. Bizim iş ne kadar duygusal olsa da, beyin işi. Beynin ne kadar açık ve sağlıklı olursa, okuduğun da daha sağlıklı oluyor. Çabuk kavrayıp, çabuk uygulamaya geçirmeli oyuncular.

Hiç IQ’su düşük oyuncularla karşılaştınız mı?

IQ ölçer olmadığım için bunu bilemem. Olabilir de, olmayabilir de. İnsan kendine, işine ve sanatına kıymet vermeli.

Son günlerde sıkça tartışılan sanatçıların politize oluşu ve kadına şiddet hususlarının da üzerinde duran Özyağcılar, düşüncelerini şöyle dile getirdi:

Sanatçıların çok politize olduğu yönündeki tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Sanatçı da bir insan ve ülkeye sorumluluğu olan bir birey ve yaşadığı topluma kayıtsız olması beklenemez. Elbette bir siyasi görüşü olacak. Ortada sepelek gibi dolaşamaz. Bunu beklemeyin. Düşüncesini demokratik yapı içine iyi yerleştirerek, doğru anlatarak tabii ki yorum yapacak, eleştirecek ve muhalif olacak. Ama onun bir nezihliği ve sanatçıya yakışan bir üslubu olmalı.

Muhaliflikten kastınız iktidara muhalif olmak mı? 

Hayır. Kötü olan şey neyse ona muhalif olmak. Hayvana şiddet, kadına şiddet, çocuklara yapılan tacizler… Gerekirse elbette siyasilere de eleştiride bulunulabilir ama parti ayırmadan, iyi ve kötü dengesini koruyarak… Sanatçı ülkesinin yanında durur, ülkesi için çabalar. Her şey ülkemizin daha demokrat, daha özgür, daha yaşanılır olması içindir. Kimsenin ötekileştirilmediği, görüşünden dolayı dışlanmadığı bir toplum olmamızı istiyorum.

Bir dizide rol icabı bir kadına el kaldırır mısınız? 

Topluma kötü örnek olan hiçbir şeyde var olmam. Fakat ben bir drama çekiyorsam irite etmeden ve özendirmeden, hikâye gerektiriyorsa bir kadına el kaldırırım. Ama oradaki dayak sahnesi gerçekten şiddeti özendiriyorsa, insanları caydırmak yerine ilham oluyorsa asla oynamam.

İşin sonunda kadın değil de erkek kazanıyorsa ve hikayenin içi boşsa safsatadan öteye geçmez. Rol gereği öpüşmeyenleri de anlamıyorum. Ben öpüşürüm abi. İşimiz bu. Gerçekten hikâyeyi güçlü kılan bir şey varsa onu oynarım.

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here