Ian Treherne, fotoğrafçılığı ile bilinse de hayat hikâyesi fotoğraflarından ve fotoğrafçılığından daha ilginç. Daha yakından tanımak amacıyla bu eşsiz adamı sizler için araştırdık.

Essex’te doğan Ian Treherne, görme yetisini kısmen kaybetmiş bir fotoğrafçı. 15 yaşında ”retinitis pigmentosa” teşhisi konulan sanatçı zaman içinde görüşünü yavaş yavaş kaybetmiş. Şu an sadece %8’lik bir görme yetisi var. İlerlemeli bir rahatsızlığa sahip olduğu için de birgün görme yetisini tamamen kaybedecek. Sadece görme engeli de değil. Ian Treherne, doğuştan duyma engeline sahip bir sanatçı aynı zamanda.

Çocukluğunun büyük bir kısmını Charlie Chaplin ve Buster Keaton’ın siyah beyaz filmlerini izleyerek geçirmiş. Bir sürü dergi incelemiş. Siyah-beyaz fotoğraf tarzını yaratmasının en büyük sebepleri bunlar olmuş.

Ian’ın okul zamanında, onun için önemli olan iki tane tutku vardı. Fotoğrafçılık ve sanat. Fotoğraf makinesiyle çocukken tanıştı. Ve bu sihirli kutuya hayran kaldı. Genç yaşta resim çalışmaları yapsa da bunları paylaşmakla acele etmedi. Genellikle dış dünyayı gözleri el verdikçe gözlemlemeye çalıştı. 2000’li yılların başında ise profesyonel fotoğrafçılığa giriş yaptı. Özellikle portre çalışmalarıyla dikkat çekti. İngiliz mimarisi ile fotoğraflarının gücünü birleştirdi. Ve genellikle siyah beyaz çalıştı.

Doğuştan duyma ve görme engelinin kendisine hayatın içinde çok fazla kısıtlama, kaygı ve stres getirdiğini söyler Ian Treherne. Fakat fotoğrafçılık onun hayata tutunmasında, hayata katılmasında ve insanlarla iletişim kurmasında en büyük arkadaşı olmuş.

Benimsediği siyah-beyaz fotoğrafçılık tarzına dair her zaman olumlu tepkiler alan Ian Treherne, bundan çok mutlu. Çünkü bu tepkiler gerçekten onun doğru bir şeyler yaptığını ve doğru yolda ilerlediğini düşünmesinde çok büyük rol oynamış.

Birgün görme yetisini tamamen kaybedeceğini biliyor Ian. Fakat en büyük tutkusundan asla vazgeçmeyeceğini söylüyor. Kendisini en son noktaya kadar zorlayacağını her seferinde belirtiyor. Çünkü tek amacı insanların algısını ve bakış açısını değiştirmek. Hayatımızdaki engellerin bizi sınırlamasına izin vermememiz gerektiğini ve onlara karşı durmamız gerektiğini her fırsatta insanlara anlatmaya çalışıyor.

Ian’ın en büyük isteklerinden biri ise tamamen görme yetisini kaybetmeden önce hayatının aşkını bulmak. Daha önce birkaç ilişkisi olmuş fakat hayatının aşkını şu anlık bulamamış. Ian’ın bir diğer tutkusu ise gitar çalmak. Gitar çalıp şarkı söylemeyi çok seviyor.

Dünyanın güzelliklerini ve aynı zamanda çarpıklıklarını bu kadar hassas şekilde yakalamak ve onları eserlerine yansıtmak, engellerinin karşısında bir dağ gibi durup onları yenmek kocaman yürekli insanların yapabileceği bir iş. Ian Treherne bunun sayısız örneklerinden sadece bir tanesi. Ve derinlerde bir yerde hepimiz o kocaman yüreğe sahibiz. Ian’ın yaptığı gibi hepimiz bazı engellere göğüs gerebiliriz.

Yazımızı sonlandırırken ”Engel Tanımayan Adam”ın birkaç eseriyle baş başa bırakalım sizi…