Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
31

Sanayileşme akımı ile sanatın birleştirilmesinde en önemli yol göstericilerinden olan Bauhaus Akımı, 1850’li yılların sonlarında Avrupa’da ortaya çıkan ekonomik, toplumsal ve kültürel modernleşme hareketinin genel adıydı. Sanatın form ile işlevin kusursuz birlikteliği olabileceğine dair fikir, Bauhaus akımının temel düşüncesini oluşturuyordu. Bu doğrultuda güzel sanatları (resim gibi) ve zanaatları (ahşap işçiliği) birleştirmeyi amaçlayan bu cesur tasarım felsefesi her iki sanat türünü de eşit mevkide konumlandırıyordu. Soyut bir sanat felsefesinden ziyade basit, sade ve kullanışlı tasarımları amaçlayan Bauhaus Akımı endüstri çağına yönelik pratik, sade ve süsten uzak endüstrinin seri üretim için tasarım ihtiyacını karşılamayı amaçladı.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Alman monarşisinin çöküşü sansürden kurtulmayı sağladı ve oluşan özgürlük anlayışı sanat dünyasında yeni fikirlerin oluşmasına zemin hazırladı.

1919 yılında Walter Gropius adında genç bir mimar, savaş mağlubu Alman ordusundan terhis olur, ailesi de saygın mimarlardan oluşan Gropius, 2 geleneksel güzel sanatlar okulu ve uygulamalı sanatlar okulu yöneticiliği için teklif alır. Geleneksel düzenin gelecek için yeterli olacağına inanmayan Gropius, bu okullarda düzenlemeye gider ve İngiliz desinatör William Morris’in fikirlerinden de esinlenerek “Yapı-evi” anlamına gelen Bauhaus Mimarlık ve Sanat Okulu’nu Almanya’nın Weimar bölgesinde kurar. Gropius, mimarların, ressamların, heykeltıraşların zanaate geri dönmesi gerektiğini düşünmektedir. Profesyonel sanat diye bir şey olmadığını, sanatçının yüceltilmiş bir zanaatkar olduğunu söyler ve zanaat temelinin her sanatçı için elzem olduğunu, sanatçı ile zanaatkar arasında ayrım yapmayan yeni bir lonca kurulması gerektiğini öne sürer.

Endüstri, sanat ve zanaatı birleştirerek modern dönem için seri üretim tasarımlar yapma ihtiyacını karşılamayı hedefleyen Bauhaus Mimarlık ve Sanat Okulu, bunun için sade geometrik şekillerin ve net çizgilerin kullanımını eğitim felsefesinin temeline koyuyordu. Küp, dikdörtgen ve dairelerin yoğun biçimde kullanılması, tasarımda netlik, akılcılık ve sadelik, asal renklerin kullanılması ve işlevsellik Bauhaus akımının tipik özelliklerindendir. Bauhaus’un eğitim metodunda sanatçının zanaatkar gibi çalışması, zanaatkarın ise sanatçı gibi düşünmesi öngörülür. Mimarlık dışında vazo tasarımı, şehir planlaması, çocuk mobilyasından fotoğrafçılığa çeşitli sanat dallarında eğitim verilmesi hedeflenmiştir. Bunun yanı sıra vitray, duvar kağıdı, mobilya, dokuma, reklamcılık ve afiş gibi alanları da sistematik bir şekilde ele alan ilk okul yine Bauhaus Mimarlık ve Sanat Okulu’dur.

Gropius, mimarlıkta işlevselliği, yalınlığı, toplumun ihtiyaçlarını dikkate alan; yapının organik(çevre ile uyumlu) olmasına özen gösterilmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu nedenle binalara saydam bir görünüş kazandırarak iç ve dış mekanı birleştirmeyi amaçlayan; bu ana ilkeleri kişisel yaratıcı güç ile ifade etmek önemseyen bir düşünce ortaya koydu. Çünkü Gropius’a göre sanatın güzelliği, görsel albenisinin yanı sıra gündelik hayatla olan bağlantısında ve bu hayat için sağladığı faydada yatıyordu.

Wassily Sandalyesi(1925), şık ve inovatif tasarımı, hafif, kolay taşınabilir ve kolay üretilebilir olması sebebiyle Bauhaus akımı’nın sembollerinden biriydi.
Model No. MT 49 (1927), sade tasarımı ile düzgün geometrik şekillerden oluşan çaydanlık, Bauhaus’un basit formlar ile günlük kullanım için tasarım yapma fikrini temsil ediyor
Universal Bayer (1925), 1920’lerde Almanlar tarafından kullanılan harf tiplerinin çoğu Ortaçağ’dan kalmaydı. Herbet Bayer’in hazırladığı bu çizim daha minimalist ve sade şekiller içeriyordu.

 

Bauhaus Okulu’nun Sonu

Oldukça geniş bir yelpazeye yayılan eğitim faaliyeti, sonunda mali bir yük oluşturmaya başladı. Okul sürekli bir şehirden ötekine taşınmaya zorlanan baskıcı bir siyasi çevrede faaliyet gösteriyordu. Neticede Nazi partisinin de yaptığı baskılar sonucu okul kapılarını 1933’te resmen kapattı. Üyelerinin sürgün edilmesi ile son bulan Bauhaus Okulu’nun tarihi, çoğu hocasının Amerikan üniversitelerine geçiş yapması sayesinde öğretilerini sürdürmeyi başardı. 1937’de kurulan Chicago’daki Yeni Bauhaus Okulu, daha sonra ismini Illinois Tasarım Enstitüsü olarak değiştirip günümüze kadar gelmiştir.

“Das Bauhaus in Dessau”, Mimar Gropius’un tasarımı olan ve günümüzde müze haline getirilen bina Bauhaus mimarisinin en önemli temsillerinden biri olarak göze çarpıyor
Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
31

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here