Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
23

Günümüzde pek çok alanda kullandığımız enteresan bir deyim var: Gemileri yakmak! Herhangi bir konuda gözümüzü kararttığımızda veya girdiğimiz yolun hiçbir şekilde geri dönüşü olmadığını belirtmek istediğimizde sık sık bu deyime başvuruyoruz. Yani bir nevi kararlılığı ifade ediyor. Peki bu efsanevi sözlerin arkasında yatan esas olay ne ve neden özellikle sarsılmaz bir başarı elde etmek istediğimiz zamanlarda söylüyoruz bu sözleri? Gelin hep beraber inceleyelim.

Hikayemizin baş kahramanı olan Tarık bin Ziyad (670-720), ırk olarak aslen Berberidir. Emevilerin Afrika fetihleri sırasında esir alınıp Kuzey Afrika valisi Musa bin Nusayr’ın himayesi altına girmiş ve zamanla kendini geliştirerek komutanlığa kadar yükselmiştir. Müslümanlığı seçmesinin ardından İslam’ı tüm dünyaya yayabilmek adına gerçekleştirdiği faaliyetler ciddi manada takdire şayan görünüyor. İspanya seferi sırasında sergilediği rivayet edilen inanılmaz strateji ise, onu çağdaşlarından ayırarak tarihe geçmesini haklı çıkartacak cinsten.

Emevi halifesi Velid bin Abdülmelik, İspanya’da çıkan iç karışıklıklardan faydalanmak istediği için vali Musa bin Nusayr’a tam yetki verdi. O da çok güvendiği cesur komutan Tarık bin Ziyad’ı İspanya’nın fethiyle görevlendirecek ve bu kararından bir an bile olsun pişmanlık duymayacaktı. Tarık, 7.000 askeriyle birlikte 711 yılında sefere çıkarak daha sonra kendi adıyla anılacak olan Cebelitarık Boğazı’na karargah kurdu. Ordusu ve teçhizatı böylesine büyük bir fetih için son derece yetersiz görünüyordu. Karşısında yaklaşık 50 bin kişiden oluşan oldukça güçlü bir düşman vardı çünkü. Fakat o durdurulamaz bir inanca sahipti. Hem kendisine bu görevi verenleri mahcup etmek istemiyor, hem de İslam’ı Avrupa’ya ulaştırarak dinini yaymak istiyordu. Ayrıca yolda uyuduğu sırada Hz.Muhammed (s.a.v)’i rüyasında gördüğü de rivayet edilir. Bu nedenle alınabilecek tüm riskleri aldı. Boğazı geçip karaya çıktıktan sonra bütün gemileri yaktırarak ordusunun geri dönme umudunu tamamen yok etti. Gemilerin yandığını gören askerler için artık zafer kazanmaktan başka hiçbir kurtuluş yolu yoktu.

Tarık bin Ziyad bu ilginç stratejiyi gerçekleştirdikten sonra şu tarihi konuşmayı yapacaktı:

Ey mücahit kardeşlerim! Görüyorsunuz arkamızda deniz, önümüzde düşman var. Artık geriye dönüşümüz kalmadı. Düşmana saldırıp bu toprakları almaktan başka çaremiz yoktur.

Ey askerlerim! Bize ancak doğruluk ve sabır yaraşır. Kısa zamanda düşmana saldırıp hedefe varamazsak, kendimizi telef etmiş ve karşı tarafa cesaret vermiş oluruz. Bunun için muhakkak düşmanı yere sermemiz lazımdır. Biliyorum ölümden korkmazsınız! Fakat ölmek çare değildir. Hedefimiz ölmek değil İslâm’ı yaymaktır.

Ey askerlerim! Benim durumum da sizinkinden farklı değildir. Bildirdiğim tehlikeler aynen benim için de geçerlidir. Kendimi tehlikeden bertaraf edip, sizleri ölüm ile karşı karşıya getirmiş değilim. Sıkıntılara, tehlikelere katlanmadan rahata kavuşulamaz. Sıkıntılara katlanın ki sonunda tatlı meyveleri toplayalım. Halifemiz, sizin yiğitliğinizi ve kahramanlığınızı bildiği için sizi bu işle vazifelendirdi.

Yapacağınız kahramanlık asırlarca anılacak, bütün Müslümanlardan hayır duası alacaksınız. Savaşta sizin önünüzde olacağım, bütün gücümle düşmana saldıracağım. Düşman komutanını bizzat kendi elimle öldüreceğim. Eğer hedefe varamadan şehit düşersem, hemen içinizden birini komutan tayin edin, sakın savaştan dönmeyin.”

Bu sözlerin ardından maneviyatı yükselen askerler hızla çarpışmaya başladılar. Komutan Tarık bin Ziyad, ordusunu bölüklere ayırarak hepsine ayrı ayrı taktikler verdi ve bu şekilde rakibin sayısal üstünlüğünü kırmayı başardı. Oldukça zorlu geçen muharebenin sonuna doğru İspanya kralına da ulaşarak en vurucu hamlesini yaptı. Kralı öldürdü. Morali bozulan ve başsız kalan İspanyol askerler öteye beriye kaçışmaya başladılar. Kargaşadan faydalanan İslam ordusu ise çok geçmeden zaferini ilan etti. Endülüs’ün kapıları Müslümanlar için ardına kadar açılmış oldu ve böylece muhteşem dehasını kanıtlayan Tarık bin Ziyad, adını tarihe altın harflerle yazdırmayı başardı. Ayrıca “gemileri yakmak” deyimini de miras bıraktı bizlere.

Kaynak: 1, 2, Fahrettin Öztoprak, “Tarık Bin Ziyad, Endülüs Devleti’nin Kuruluşu ve Endülüs Hazar Yahudileri”

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
23

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here