Uyarı: Aşağıdaki listede, bazı oyunların senaryolarına dair bilgiler bulunmaktadır. “Aman ben spoiler istemem” diyorsanız, okumanızı pek tavsiye etmiyoruz.

Hepimizin aklına kazınan, içimizde yer etmiş film sahneleri elbette vardır. Peki oyun oynarken ekran başında kilitlenip kaldığımız ya da hayranlıkla izlediğimiz kaç tane sahne sayabiliriz? Biz sizin için unutamadığımız 10 tane oyun anını derledik.

10 – Sarah’a Veda

Playstation 3’ün en ikonik oyunlarından biri olan Last of Us, henüz ilk bölümlerinde şahit olduğumuz bu sahne ile ekran başında donup kalmamıza sebep oldu. Henüz senaryonun başlarında kızını kaybeden karakterimiz Joel’i yönetirken bu sahnenin etkilerini üzerimizden atabilmiş değildik.

9 – Mona Sax Ölmedi!

Max Payne serisinin ilk oyununda acıların en büyüğünü tadan Max, ikinci oyunda zor da olsa Mona ile yakınlık kurmayı başarıyordu. Gel gör ki, ikinci oyunun son bölümünde Max Payne, bu sefer de Mona’yı toprağa gömmek zorunda kalıyordu. Fakat benim değinmek istediğim asıl sahne, oyunun en zor seviyesi olan Dead on Arrival zorluk seviyesinde bitirdiğinizde karşınıza çıkan, Mona’nın ölmediği mutlu son olacak. Belki saatlerinizi alacak, belki hiç yapamayacaksınız ama oyunu bu seviyede bitirdiğinizde, acıların adamı Max’i birkaç dakikalığına mutlu edebileceksiniz.

8 – Üzgünüz Mario…

Belki de oyun dünyasının gelmiş geçmiş en sinir bozucu repliği, Mario oyunlarında kaleye vardığımızda duyduğumuz “Teşekkürler Mario, fakat prensesimiz başka bir kalede” cümlesidir. Belki birçok Mario oyununda farklı yerlerde duyduk ama her biri bizde aynı etkiyi yarattı. Dolayısıyla tek bir sahnede geçmese de bu meşhur repliği bu listeye eklemeden edemezdik.

7 – “Remember, No Russian.”

Call of Duty: Modern Warfare 2’de geçen bu meşhur bölüm hem dünya genelinde ses getirmesi hem de oyuncuya yaşattığı suçlululuk hissi ile çoktan unutulmazlar arasındaki yerini aldı. Bir havalimanında onlarca sivili ve güvenlik güçlerini katlederek terör saldırısı yaptığımız bu bölüm, oyunun yapımcılarının başını epey belaya sokmuştu.

6 – Aya Portal Açtık!

Portal 2’nin belki de en keyifli sahnelerinden biri olan Ay üzerine portal açtığımız sahne, unutamadığımız sahnelerin başlarında geliyor. İlk portal oyununda çokça vakit geçirdiğimiz GlaDOS’u ikinci oyunda uzun uğraşlar sonucu uyandırdığımız sahneye de değinmeden edemeyeceğiz.

5 – Salieri Beylerin Çok Selamı Var



Mafia serisinin ilk oyununda yönettiğimiz karakter olan Tommy Angelo, bulunduğu çeteyi ihbar ettikten sonra tanık koruma programı altında yaşamını idame ettiriyordu. Ta ki iki İtalyan tetikçi kendisine Mr. Salieri’nin selamlarını iletene kadar. Devam oyunu olan Mafia 2’de can dostumuz Joe, bize ‘moruğun tekini temizlemeye’ gittiğimizi söylediğinde, temizleyeceğimiz kişinin Tommy olacağını tahmin edemezdik.

4 – Marston’ın Son Anları

Red Dead Redemption’da, yakınlarımızın evden kaçmasına zaman yaratıp onları kurtardıktan sonra, evimizi basan büro üyelerinin karşısına çıktığımız an hiç şüphesiz bu listenin en olması gereken üyelerinden biri. Bahsi geçen sahnede bir an da olsa oyun bizi bu adamları öldürebileceğimize inansa da, birkaç saniye içinde karakterimiz delik deşik oluyor ve serüvenimizi gökyüzüne bakarak tamamlıyoruz.

3 – Gerçek Psycho!

1998 yapımı Playstation 1 oyunu olan Metal Gear Solid, dördüncü duvarı yıktığı o meşhur sahne ile listemizin ilk üçünde yer almayı başardı. Baş düşmanımız Psycho Mantis ile dövüşürken bu manyak karakter bir anda Solid Snake yerine elinde kolu tutan oyuncuyla konuşmaya başlıyor ve hatta televizyonumuzun sağ üst köşesini çizerek bozuyordu. Başımıza gelmese de, hafıza kartında bir Konami oyununun kaydı bulunuyorsa, Psycho Mantis’in oyuncuya “Hahahah! Duyduğuma göre Castlevania’yı çok sevmişsin!” gibi cümleler kurması da mümkünmüş.

2 – Benim Adım Viktor Reznov!

Call of Duty: Black Ops’ta Viktor Reznov karakterinin -acaba?- Dr. Steiner’ı öldürdüğü sahne, Reznov’un klasikleşen Rus aksanı ile haykırdığı “I am Viktor Reznov and I will have my revenge!” cümleleri ile aklımıza kazındı. Oyun sonunda bize yapılan sorgu sonucunda bu sahne ile ilgili edindiğimiz bilgiler ise sahnenin yerini aklımızda biraz daha sağlamlaştırdı.

1 – To the Moon

Pek çok oyuncunun haberdar dahi olmamasına rağmen, To the Moon inanılmaz derinlikli hikâyesi ve anlatım tarzı ile oyuncuyu başından sonuna kadar kendine bağlayan bir yapım. Ölüm döşeğindeki insanların, hafızalarını yeniden programlayarak mutlu ölmelerini sağlayan bir şirkette çalışan iki doktorun gözünden izlediğimiz hikâyede, yaşlı hastamızın yaşamını baştan tasarlayarak Ay’a gitmesini sağlıyoruz. Fakat oyun, başından sonuna kadar öylesine duygu yoğunluğu içeren bir yapım ki sahne seçmek takdir edersiniz ki pek kolay olmadı. Bu nedenle birinci sıraya, To the Moon’dan deniz fenerinde dans ettiğimiz sahneyi yerleştiriyoruz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here