NASA’da çalışan bilim insanları tarafından en gerçekçi bilim kurgu filmlerinden biri olarak tanımlanan 1997 yapımı, Amerikan bilim kurgu yazarı ve yönetmeni Andrew Niccol filmi Gattaca.

Film Niccol’un ilk uzun metraj filmi olma özelliğini taşıyor, belki de bu yüzden ismini pek sık duymadığımız Niccol, aslında hepimizin fazlasıyla aşina olduğu efsanevi bilim-kurgu The Truman Show’un yaratıcısı.

Loren Dean, Ernest Borgnine, Gore Vidal ve Alan Arkin’in oynadığı filmde Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law gibi önemli oyuncular rol almış. Film 1997’de Akademi Ödülleri’nde En İyi Sanat Yönetmenliği dalında Oscar Ödülü’ne aday olmuştur.

Afişinde yer alan “İnsan ruhu için  bir gen yoktur.” ya da orijinaliyle “There is no gene for the human sprit.“  cümlesiyle bile izlemeniz için büyük sebepler doğuran film;

21.yüzyılda Dünya’da genetik mühendisliğinin çok ilerlediği ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaya çalışıldığı bir evrende geçiyor. Yakın gelecekte yaşanılmasının fazlasıyla mümkün olduğu düşünülen bu evren, filmi gerçekçi ve çok daha etkili kılıyor.

Teknolojinin oldukça ilerlediği, genetik testler ve tasarımlarla bir bebeğin doğmadan tüm yeteneklerinin, neleri yapıp yapamayacağının belli olduğu bir gelecekte doğan Vincet(Ethan Hawke)’ın da doğduğu andan itibaren ne tür özelliklere sahip olduğu ve nasıl öleceği biliniyor. Herkesin genetik kontroller dahilinde çocuk sahibi olduğu bir dönemde onun annesi doğal yollarla onu doğuruyor. Nitekim ne zaman öleceği belli, kalp hastası Vincet, toplum tarafından dışlanan, ikinci sınıf insan muamelesi gören bir birey konumunda.

Halbuki Vincent içinde keşfedilemeyen, daha önceden planlanmamış yetenekler ve hayaller barındırıyor. Uzaya olan sevgisi ve Gattaca’ya gitme arzusu… Film bu arzu uğruna katedilen sancılı yolu akıcı bir şekilde işliyor.

Filmin dikkat çeken yönlerinden biri de ismi. Oldukça enteresan ve akıllıca kurgulanmış bir isim “GATTACA”. Kurgulanırken kullanılan harfler özenle seçilmiş ve hemen filmin başlangıcında, jenerikte dahi vurgulanmaya başlanmış. G,A,T ve C harfleri.Biraz düşündüğümüzde DNA birimi ile arasındaki bağı çözebiliyoruz. DNA modelinin filmde bir merdiven olarak yerleştirildiğini de görüyoruz.

Film müziklerine gelirsek, filmi etkili kılan unsurlardan biri. Minimalist müzisyen Micheal Nyman tarafından yapılmış ve oldukça başarılı. Film ile bütünleşip izlerken adeta duygularınızı kamçılıyor.

Anne babaların mükemmel bebek sipariş edebildikleri, hatta piyanist olmasını isteyenlerin 12 parmaklı çocuklara sahip olabildiği, insanların çok daha uzun ve sağlıklı yaşadıkları çok daha yakışıklı ve güzel göründükleri bir dünya gerçekten de güzel olabilir mi? Bunu filmi izleyince göreceksiniz.

Film bir de alternatif bir sona sahip. Yazılar ve görsellerden oluşan vurucu bir son geçmişte böyle bir evren yaratılmış olsaydı ve insanların kaderleri genetikçiler tarafından belirlenseydi’yi- anlatan bir son. Herhangi bir kötü ve hastalıklı gen bulunan bireylerin oluşması engellenseydi, mahrum kalacağımız, genetik anlamda kusurlu olarak nitelendirilen o mükemmel insanların görselleri bulunuyor.