Socrates Dergi editörü ve S Sport yorumcusu Emre Özcan ile çizgi romanlar ve Avengers 4 hakkında yaptığımız röportajımızla karşınızdayız.
– Sizin çizgi romanları fark etmenizi sağlayan bir süper kahraman var mı? Eğer yoksa çizgi roman ile tanışma hikayeniz nedir?
-Çizgi romanı fark etmemi sağlayan süper kahraman Spider-Man. Önce televizyonda sadece ünlü animasyonunu izliyordum küçüklüğümde. Çizgi romana ilkokul zamanından biraz mesafeliydim zira bana pek yararlı bir şey olmadığı öğretilmişti öğretmenim tarafımdan. Ama Spider-Man’i televizyonda gördüğümde çok heyecanlanıyordum. Bir gün üniversitedeyken Ankara’da bir kitapçıda Spider-Man’in çizgi romanlarını görünce hemen alıp karıştırmaya başladım ve anında almaya karar verdim ne kadar bulduysam. Eve gider gitmez ilk işim onları okuyup bitirmek oldu. O gece itibarıyla artık bir çizgi roman severdim. 
– Çizgi roman filmleri şu an oldukça popüler bir konumda. Özellikle Türkiye’de bu durum çizgi roman kültürünün farkındalığını büyük ölçüde artırdı. Bu durum sizce, çizgi roman kültürünün Türkiye’deki varlığını ne kadar sağlamlaştırıyor? Sadece filmler dahilinde çizgi roman kültürü ne kadar geliştirilebilir?
Çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. Zira filmler sayesinde çizgi roman piyasası da canlandı ve insanları bu karakterleri sevip onların hikayelerini merak etmeye başladı. X-Men ve Spider-Man’ler 2000’lerin başında çıkmıştı beyaz perdede ama asıl evren 2008’de Iron Man’in beyaz perdeye taşınmasıyla başladı. 10 yıllık geçmişte Türkiye’deki basılı çizgi roman sayısı muhtemelen 100 katına çıkmıştır. Bunun tamamen filmlerle alakası olduğunu düşünüyorum. Payı büyük ama elbette yeterli değil. Okumaya da sevdirmesi gerekiyor hikayelerin. Bu noktada da sorumluluk yayınevlerine düşüyor. Ama Türkiye’deki çizgi roman yayıncılarının da harika işler yaptıklarını düşünüyorum kısıtlı imkanlara rağmen.
– Büyük bir çoğunluk Avengers 4 fragmanını beğenmedi, sizin fragman hakkında düşünceleriniz neler, beğendiniz mi?
Çok beğendim. Benim için yapması gereken iki şey vardı fragmanın. Birincisi hikayeye dair hiçbir şey söylememek ki bunu yapıyor. İkincisi bunu yaparken filmden de sahneler göstermek. Bunu da yapıyor. Daha ilk fragmanda olayın akışını öğrenmek isteyenlerin beğenmemesi normal ama büyük ihtimalle filme kadar Marvel Studios bunu yine elinden geldiğince gizlemeye çalışacak. Böyle de yapmaları lazım zaten.
– Avengers 4 hakkında teoriniz veya teorileriniz var mı? Bize anlatabilir misiniz?
Açıkçası çok fazla teori okumamaya çalışıyorum çünkü bunlar filmden aldığınız keyfi öldürüyor. Ant-Man 2’nin post credit sahnesiyle ortaya çıkan kuantum gerçekliği muhtemelen bazı şeylerde rol oynayacak ama tek bununla biteceğini düşünmüyorum işin. Ruh taşıyla alakalı çözümler de gelebilir. Filme dair en büyük korkumsa Infinity War’da ölen karakterlerin filmin büyük bölümünde görünmemesi. Galiba böyle olacak ve ilk Avengers filminin kahramanları bu hikayeyi sonlandıracak. 
– Spider-Man hayranı olduğunuzu biliyoruz. 3 farklı Spider-Man film serisi çekildi şu ana kadar, bunlardan hangisi sizin favoriniz?
Açık ara Sam Raimi serisi. İlk film harika bir orijindi. İkinci film benim favori süper kahraman filmlerimin zirvesine yakın hala. Infinity War’a kadar en iyi Marvel filmiydi benim için. Üçüncü filmde büyük bir fırsat kaçırdı Sam Raimi. Mükemmel bir üçlemeyle karakteri başka bir noktaya taşıyabilirdi ama stüdyonun müdahalesiyle Venon hamlesi her şeyi mahvetti. Amazing Spider-Man benim için fiyasko. İlk film skandal, ikinci filmse vasat. Homecoming ise karaktere verdiği zarar itibarıyla Marvel Studios’un beni en çok hayal kırıklığına uğratan işi.
– Spider-Man’in tekrar filmi çekilecek olsa hangi hikayesine film çekilmesini isterdiniz ve oyuncu olarak kim oynamalı sizce?
Tobey Maguire’ı çok seviyorum ilk olduğu için ama baktığım zaman Andrew Garfield ve Tom Holland’ın gerisinde. Garfield bence felaket ikinci serinin en güzel şeylerinden biriydi. Tom Holland’ı ise beklediğimden çok daha iyi buldum. Galiba Holland’ı tercih ederim. Hikaye olarak ise simbiyot ve Venom’un hikayesinin en azından iki filmlik bir seriyle orijinal bi şekilde ekrana gelmesi beni mutlu ederdi ama artık bu mümkün değil gibi görünüyor.
– Spider-Man dışında favori çizgi roman seriniz hangisi, hangisine güzel bir film çekilmesini isterdiniz?
Galiba en çok Daredevil’i seviyorum. Avengers’ı da severim ama özellikle çizgi roman serisinde son dönemde hikayelerini beğenmiyorum. Daredevil, Frank Miller’ın yazdığı The Man Without Fear’ı okuduğumdan beri en sevdiğim karakterlerden biri. İyi bir filmini izlemek güzel olabilirdi. 
– Oyunlarla aranız nasıldır, güncel olarak oyun oynuyor musunuz? Oyunlarla aranız iyiyse favori oyununuz hangisi?
Eskiden çok oyun oynardım ama artık yoğunluk nedeniyle feragat ettiğim şeylerden biri. 10 yıl öncesine kadar çok azılı bir Championship Manager (FM) oyuncusuydum ama Football Manager olduğundan beri benim için büyüsünü kaybetti. Eskilerden Star Craft ve Star Craft 2’yi çok severim. Caesar 3 de hayatımda en çok oynadığım oyunlardan biriydi galiba. Yeni nesilden PS4 için çıkan Spider-Man’i oynayamadım. En büyük arzum en kısa sürede ona bakmak. 
– Sizinle röportaj fırsatı yakalamışken sporla ilgili de birkaç soru sormak isteriz. Premier Lig, bu sene “En İyi Lig” olduğunu gösterdi. Sizce bu sene ne oldu da Premier Lig, diğer liglere bu kadar fark atan bir futbolu gözler önüne serdi? Şampiyonlar Ligi maçlarından bile daha kaliteli ve heyecanlı maçlar izlemeye başladık çünkü.
Birincisi teknik direktörlerin seviyesi çok yükseldi. Dünyanın en iyi teknik direktörlerinin büyük bölümü artık bu lige geliyor ve bu da takımları yeniden cazibe merkezi haline getirmeye başladı oyuncular için. 2-3 yıl öncesine kadar dünyanın en iyi 20 oyuncusundan sadece birkaçı Premier League’deyken bu oyuncular Barcelona, Real Madrid, Bayern Münih ve Juventus gibi takımlarda oynuyordu ağırlıkla. Hem takımların son iki yıldaki yükselişi oyuncuları da yukarı çıkardı ve artık buraya aday daha çok oyuncuya sahipler, hem de bundan sonra da bu oyuncular için City-Liverpool gibi takımlarla yüksek profilli oyuncular için daha cazip bir lig haline geldi. Bu farkı da kapattıkları takdirde tartışmasız en iyi lig olmamaları için uzun vadede çok bir sebep kalmayacak gibi. 
Tek bir fırsatınız olsa Kobe Bryant’lı Lakers’ın, Playoff finali maçını mı izlemek isterdiniz yoksa; Thierry Henry’li Arsenal’in, Şampiyonlar Ligi Finali maçını mı izlemek isterdiniz?
Bu benim için çok zor bir soru. Ama zaman zaman düşündüğüm şeylerden biri prime’ındaki bir Henry’yi izleyebilmek için çok şeyi feda edebileceğimdir. Gerçekten çıplak gözle zirve oyununu izlemeyi çok isterdim. Kobe için de çok farklı düşünmüyorum ama futbolun önceliğim olması sanırım burun farkıyla Henry’yi öne çıkarıyor. 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here