Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2621

Geçtiğimiz hafta 15 Aralık’ta Revival adlı yeni albümünü çıkaran Eminem, albümün promoları sırasında The Interview dergisine bir röportaj verdi. Hem de soruları sıradan bir isimden almadı; soruları Slim Shady’e ünlü İngiliz sanatçı ve aynı zamanda Eminem’in yakın dostu Elton John hazırladı! Biz de bu röportajı Türkçe bir şekilde sizlere sunuyoruz.

Eminem röportajda kariyerinden, hayatından ve yeni albümünden bahsederken gerçekten eğlenceli bir röportaj ortaya çıkmış. Aynı zamanda röportaj için de mükemmel bir fotoğraf çekimi yapılmış, bunları da sizlerle paylaşmak istiyoruz. İyi okumalar!

JOHN: Selam, Marshall.

EMINEM: Merhaba, nasılsın seni puşt?

JOHN: Gerçek anlamda iyiyim, seni yaşlı piç. Hala Detroit’te misin?

EMINEM: [gülüyor] Evet.

JOHN: Yeni albümün çıkmak üzere, heyecanlı olmalısın. Bana biraz bundan bahset.

EMINEM: Albüm üzerinde bir yılı aşkın bir süredir çalışıyordum. Bu işlerin nasıl yürüdüğünü bilirsin- şarkıları yaparsın, ama daha sonra yenilerini yaptığında bir önceki yaptıkların eski olur ve onları çöpe atıverirsin. Albümün adı Revival. Albüm şu an bulunduğum yerin bir yansıması ama ayrıca yaptığım şey sanki bambaşka bir türmüş gibi de hissediyorum doğrusu. Albümde herkesten bir şeyler olması için uğraştım.

JOHN: Düetler konusunda gerçekten iyisin. Biz seninle ilk kez Grammy Ödülleri‘nde 2001 yılında benden Stan nakaratını seslendirmemi istediğinde tanışmıştık. Asla unutamayacağım derecede güzel bir performanstı.

EMINEM: Ben de asla unutamayacağım. Bu arada o sırada hap almıştım.

JOHN: Haplı mıydın yani o zaman?

EMINEM: Oh, tabii ki de seninle tanıştığımda hap atmıştım.

JOHN: Bir şey diyemiyorum. Açıkçası senden ve performansından çok etkilenmiştim. Şey sanki, performansın ellerim havadayken arkamda dalgalanan havalı saçmış gibiydi. Yani Mick Jagger’ı ilk kez görmek gibi mesela. Doğrusu daha önce hiç bu tarz bir rap performansında yer almamıştım. Bu yüzden fazlasıyla heyecan vericiydi. Ama sana “Eminem homofobik!” boku atıldığında, tek düşündüğüm ‘”Bunu doğru bulmuyorum, bu saçmalık.” olmuştu. Dik durmalı ve seni savunmalıydım. Bu Grammy performansı da sevgi dolu bir arkadaşlığın başlangıcı olmuş oldu. Bunun için minettarım.

EMINEM: Aynı şekilde ben de. Benim için çok çılgın bir andı. Tam olarak tanıştığımızda haplı olup olmadığımı hatırlamıyorum ama tam olarak almaya başladığım zamanlardaydı.

JOHN: Ama şimdi uzun zamandır ayıksın.

EMINEM: Evet, dokuz yıl.

JOHN: Haplardan kurtuluşun benim günlüğümde yer alıyor. Seninle gerçekten gurur duyuyorum. Ben 27 yıldır temizim ve temizlendiğinde gerçekten bazı şeyleri farklı şekillerde görmeye başlıyorsun. Bu senin hayatını daha da idare edilebilir bir hale getiriyor. Sen zaten çoktan bunun farkına varmışsın gibi görünüyor. Seninle konuştuğum zaman bunu anlayabiliyorum.

EMINEM: Temizlenmek beni olgunlaştırdı. Sanki haplarlayken, geçen onca yıllara rağmen kişilik olarak büyümüyormuş gibi hissediyordum.

JOHN: Ben de öyle, ama şu an olduğum yere gelebilmek için onları yaşamam gerekmişse, gerçekten ama gerçekten minettarım. Ama bazen hala o bokları nasıl yediğime inanamıyorum! Her neyse, şimdi de bana hayatından bahset biraz. Neredeyse her sanatçı şu günlerde Instagram veya Facebook’ta selfie paylaşıyorlar ya da sürekli gazetelerde manşet halindeler fakat sen böyle değilsin. Sen gerçek anlamda basit bir hayat sürüyorsun. Geniş bir insan değilsin. İnsanlar senin hakkında her şeyi bildiklerini düşünüyorlar fakat senin hakkında aslında hiçbir şey bilmiyorlar.

EMINEM: Dre ile çalıştık üzün süre. İstersen buna motto diyebilirsin bilemiyorum ama Dre; eğer hiçbir zaman birilerinden uzaklaşmazsan o kişilerin seni özlemesi gerçek anlamda uzaklaşıyor. Ama görüyorum ki insanlar uzaklaşma olayını ‘Oh, o artık eskisi gibi popüler değil.’ şeklinde algılıyorlar. Ben sanki uzaklaşmazsam kafayı yiyecekmiş gibi hissediyorum. Her zaman spot ışıkları altında olmak hiçbir zaman bana göre bir şey olmadı.

JOHN: Rap stilinden ötürü insanların senin günlük hayatta da agresif biri olduğunu düşünüyor. Ama benim görüşüme göre aslında sen gayet utangaç birisin. Şimdi kasedi başa saralım, The Slim Shady LP’ye. Bu albümü çıkardığın zamanlardaki ilham kaynakların kimlerdi?

EMINEM: Bu sorunun cevabı kesinlikle Dre olmalı. Los Angeles’a gittiğim anlardan birini hatırlıyorum da, Interscope binasında Dre ve Jimmy Iovine (Interscope CEO) ile tanışmıştım. Son derece tuhaf ve gerçek dışı hissettirmişti. Dre içeri girdiğinde, bu sanki yaşanması hiç mümkün olmayan bir tecrübe gibiydi. Hayatım hiçbir zaman düzgün ilerlemedi, ama o beni Oakwood apartmanlarında bir daireye soktu, kiralarımı ödedi; böylece onunla kayıt altına girebildim. Aralıksız 48 saat boyunca uyumayıp söz yazdığım ve sabahın altısında dağılmış bir şekilde bitirdiğim bir periyot olmuştu. Dre için hazır olmak istemiştim çünkü ‘buna her yönüyle hazır olamazsam, şansımı kaçırabilirdim.’ diye düşünmüştüm.

JOHN: Dre’nin verdiği bu destek ve cesaret sana dünyaları vermiş olmalı. Genç bir sanatçı için bunları bir başkasından almak son derece önemli. Bu seni fazladan gaza getirmiştir herhalde, öyle değil mi?

EMINEM: Kesinlikle öyle. İlk stüdyoya girişimizde, 6 saat içinde üç ya da dört şarkı yaptık. Ve bana verdiği herhangi bir altyapı üzerine ya yazdıklarımı besteliyordum ya da yenilerini yazıyordum. Bu günün devamında, bana kendi sesimle yapabildiğim ama daha önce farkına varmadığım şeyleri öğretmeye başladı. Role Model adında bir şarkı yaptık ve şarkıda “Siz de benim gibi büyümek istemez misiniz?” şeklinde sesimi değiştirerek söylediğim bir kısım vardı. Ama ben söyledikçe Dre, “Hayır olmadı, tekrar yap, tekrar yap.” Bu yüzden ben de tekrar tekrar yaptım ve son kez bağırarak söylediğimde Dre, “Olay budur, tamamdır.” dedi ve şarkıyı tamamladık.

JOHN: Dre ile hala yakınsınız değil mi?

EMINEM: Evet.

JOHN: Sen bu şekildeki insanları kesinlike unutmuyorsun. Bazen bu karşılaşmalar tamamen kısmet sonucu oluyor- tıpkı benim Bernie Taupin ile tamamen yanlışıkla karşılaşmam gibi. Bir süre önce dediğin bir şeye dönelim, ortadan kaybolmak hakkında olan, Prince’in, Springsteen’in ya da Dylan’ın yaptığı gibi. Onlar aslında hiçbir zaman ortadan kaybolmadılar, insanlar onların yaptıkları şeylere karşı her zaman ilgiliydiler.

EMINEM: Elbette, bu işte inişler de var çıkışlar da. Benim hiç kusursuz bir kariyerim olmadı. Geriye dönüp baktığımızda gurur duymadığım birçok albüm yayınladım. Ama ayrıca gerçekten çok gurur duyduklarım da oldu tabii ki.

JOHN: İşte bu da sanatçı olmanın bir parçası zaten. Her seferinde kusursuz bir şeyler yazamayabilirsin. Çünkü eğer zaten bunu başarabilirsen insanüstü bir varlıksın demektir. Bazen bizlerin insan tarafı, başarısız olabilir.

EMINEM: Her zaman piyangoyu vuracaksın gibi bir durum söz konusu değil. İşte bu yüzden bir albüm kaydettiğimde 50’ye yakın şarkı hazırlıyorum. Her kayıt alışımda şarkılar daha da iyileşiyor. Eğer bir öncekinden daha iyisini yapamamışsam, birkaç ay oyalanıyorum. Sonra onu önemsiz olarak görüyorum ve başka bir şarkı hazırlıyorum. Onu büyük ihtimalle de albüme koymuyorum.

JOHN: İnsanlara hep derim ki “Eğer hip-hop’tan anlamıyorsanız, kaydedilişini görmeniz gerekir.” Siz stüdyodayken -siz hip-hop’çıları kayıt alırken gördüm, Kanye West ve A Tribe Called Quest’in kayıtlarındayım- bu tamamen bambaşka bir departman. İnsanlar hip-hop’ı yargıladıklarında gerçekten üzülüyorum çünkü ben tam anlamıyla hip-hop içindeki müzikaliteyi görebiliyorum.  Şu günlerde, hip-hop şarkıları dinlediğimde prodüksiyonu duyabiliyorum. Ve doğrusu bu büyük prodüksiyonları hissettiğimde hayrete düşüyorum.

EMINEM: Şarkıların yapımı sırasında bütün elementlerin uyumlu çalışması gerekiyor. İlk olarak altyapının sağlam olması gerekiyor, başlangıcımız kesinlikle bu. Müzikle başlıyorsun, fikirler daha sonra takip ediyor müziği. İkinci olarak kafiyeler gelmeye başlıyor aklına. En son kaydediyorsun ve bazen –bu bana çok olur- iş bittiğinde hiç de kafamda ilk düşündüğüm zamanki kadar güzel bir şey çıkmıyor ortaya.

JOHN: Ah, bu gerçekten çok sinir bozucu. Bundan nefret ediyorum!

EMINEM: Evet çünkü oraya girip dinlemek için heyecanlanıyorum ve dinlediğimde tepkim ‘Aman Tanrım, bu gerçek aşırı boktan bir şey olmuş.’ oluyor.

JOHN: Peki günümüz hip-hop şarkılarını dinliyor musun?

EMINEM: Neredeyse çıkarılan bütün şarkıları dinliyorum.

JOHN: Şu sıralar kimler iyi iş çıkarıyor sana göre?

EMINEM: J. Cole. Travis Scott. Kendrick süper. Dostum Royce da 5’9 da harika. Joyner Lucas gerçekten iyi. Tech N9ne da öyle.

JOHN: Tech’in işlerini ben de seviyorum.  Ama hadi gel senin şu Trump hakkındaki freestyle’ın The Storm –hani birilerinin kıçını kaldırıp da bir şeyler haykırabildiği, dünyayı yansıtabildiği freestyle- hakkında konuşalım. Söylediklerin birçok müzisyenin düşündükleriydi aslında, ben ise –bazı country sanatçılarını dışarıda tutarak- bazılarının sadece kendilerini düşündüğünü düşünüyorum.  Bazen kendi sisteminden dışarı çıkman gerekiyormuş gibi geliyor.

EMINEM: Bu benim son derece tutkulu olmamla alakalı. Eğer tutkuyu hissedemiyorsam söz yazamam. Kimseye de yazıyormuş gibi yapamam.

JOHN: Sormama izin ver, bu tamamen doğaçlamama mıydı yoksa daha önce bunları yazdın da kafanda mı tutuyorsun?

EMINEM: Yazmıştım. Asıl fikir bu sözleri BET Ödülleri‘nde sahnede acapella olarak söylemekti. Aynı gün eve gittiğimde hepsini kağıda döktüm. Ama son dakikada planlar değişti ve kayıt işini Detroit’te hallettik.

JOHN: Bence böylesi daha iyi olmuş.

EMINEM: Yapmaya çalıştığımız şeylerden biri Public Enemy’nin You’re Gonna Get Yours’unu taklit etmekti. Bunu fark edebilen birileri var mı bilmiyorum ama bu yaratmaya çalıştığımız hislerden biriydi. Doğrusu benim asıl endişem vermek istediğim mesajı verebilmek ve yazdıklarımı unutmadan doğru bir şekilde kaydedebilmemizdi. Akılda tutma kısmında bayağı zorlandım. Yeni bir şarkı yazarken sürekli bir hazırlık aşaması oluyor.

JOHN: Klibin setindekiler, daha önce sözleri duymuşlar mıydı?

EMINEM: Hayır, kimse duymamıştı.

JOHN: Söylenmesi gereken bir şey var. Amerika’ya 1970’ten beri gidip geliyorum, bu yüzden orası benim ikinci evim gibi.  Ama daha önce ülkenin hiç böyle bölündüğünü hissetmemiştim. Bu noktaya geleceğini hiç düşünmemiştim ve bu da benim kalbimi acıtıyor.

EMINEM: Bu tamamen baskıya karşı dimdik durabilmekle alakalı. Demek istediğim, bu baskıya karşı ayakta kalabilmek tam olarak da şu anda ordudakilerin ve bu ülke için hayatını feda etmiş kişilerin; kendi görüşleri olan, adaletsizlikleri protesto eden ve yapılan hatalar karşısında susmayanlar için yaptıkları şey. Biz orduya saygısızlık yapmıyoruz, biz bayrağımıza saygısızlık yapmıyoruz, biz ülkemize saygısızlık yapmıyoruz. Ama herkesin farkına varması için uğraştığımız boklar dönüyor ülkede. Ülkenin her kesimini temsil etmeyen bir başkanımız var. O bizce hepimizin lideri değil, sadece bir kısmımızın öyle. Kendi burnunun dikine gidiyor sadece.

JOHN: Yaptığı her şey tamamen kasıtlı aslında.

EMINEM: Seçmenleri oldukça, ülkedeki hiç kimse sikinde olmayacak. Ama tahmin edin ne oluyor? Trump’ın tahmin ettiğinden daha fazla muhalif var. Ben hala Amerika’nın yaşanabilecek en güzel ülke olduğunu hissediyorum. Bu benim görüşüm. Ama halletmemiz, üzerinde çalışmamız ve ülkeyi daha iyi bir yere getirmemiz için çözmemiz gereken sorunlar var.

JOHN: Bu yıl bazı festivallere katıldığını biliyorum. 2018’de de albüm için turlara çıkacak mısın?

EMINEM: Emin değilim, büyük ihtimal mini turlar yaparız.

JOHN: Tur yapmayı seviyor musun?

EMINEM: Önceden çok zor oluyordu. Kariyerimin başlarında -işin daha çok eziyet gibi geldiği zamanlar- günde iki ya da üç kez sahneye çıkardım. Bu zordu çünkü bir süre sonra sanki bir hayatınız yokmuş gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Ama işin gerçeği, sahneye çıkmayı seviyorum.

JOHN: Bu sahne işinin en zor kısmı seyahat ve evden uzak olmak aslında.

EMINEM: Evet, o da çok zor.

JOHN: Şu ana kadar aldığın en iyi tavsiye neydi ve kimden geldi?

EMINEM: Bu sorunun cevabına da Dre demek zorundayım. Aslında bana birçok tavsiye verdi. Aftermath’e giriş için ilk imzamı attığımda grubum D12’yi nasıl bir araya getirip doğru yola sokacağıma dair birçok kez sohbetlere girdik. Dre ‘Arkadaşlarını içeri almadan önce kendine bir yuva inşa etmelisin.’ demişti ve bu benim için gerçekten çok anlamlı oldu. Geç anladım ama beklemek belki de daha iyi oldu çünkü işin sonunda Shady Records’u kurduk ve D12’yi de içine dahil ettik. Ayrıca derdi ki ‘Bu iş güzel hissettirdiği kadar kötü de hissettirebilir.’

JOHN: Dre’yi tanımıyorum, sadece bir ya da iki kere karşılaştık. Ama sanırım o senin için Obi-Wan Kenobi gibi bir şey doğru mu?

EMINEM: Kesinlikle! Ayrıca Rick Rubin’in verdiği tavsiyelerden birini de hatırladım. Bir şarkı hakkında mı konuşuyorduk tam hatırlamıyorum ama demişti ki “Herkesin ne düşüneceğini anlayacak kadar zeki olduğumu iddia etmiyorum, bu yüzden bana doğru geleni yapmaya çalışıyorum.”

JOHN: Şarkı çıkarmak aslında çocuk doğurmak gibi bir şey. İnsanlar bana şarkım hakkında benim katılmayacağım bir şey önerdiğinde, mesela nakaratı değiştir ya da şarkı nakaratsızsa nakarat ekle gibi, gerçek anlamda sinirleniyorum. Ama sonra düşünüyorum, eğer sen onları dinlemezsen grupta bir başka üyenin olmasının hiçbir anlamı yok. Bu çok sinir bozucu, ama genelde hep de haklı çıkıyor puştlar, haksız mıyım?

EMINEM: Oh, bu kesinlikle Paul.

JOHN: Paul Rosenberg?

EMINEM: Evet, menajerim. O ve ben bütün albümlerin yapım aşamasında birlikte ilerliyoruz ve bazen aynı şeyi düşünüyoruz, bazen ise tam tersi. Ama genelde o haklı çıkıyor. Bu gerçekten çok zor; sen yaptığın şeyler üzerinde çok fazla zaman harcıyorsun, söz yazıyorsun, kaydediyorsun, vokalleri hazırlıyorsun, nakaratı hallediyorsun, altyapıyı düzenliyorsun, bütün seslerin düzgün çıkmasını sağlıyorsun -bütün bunlar için bir haftanı harcıyorsun ve lanet olsun biri çıkıp bunu boşa çıkarıyor.

JOHN: Böyle birine sahip olduğun şanslısın doğrusu.

EMINEM: Kesinlikle öyle, çünkü dediğim gibi genelde o haklı çıkıyor. Ona Not Afraid’i ilk kez dinlettiğimde, çok da beğenmemişti. Birkaç gün sonraki muhabettimizde ise şarkıya köprü isteyip istemediğimi sormuştu. Ben ise şarkıyı beğeneceğini zaten biliyordum.

JOHN: Başarılı bir yol gösterici bir sanatçının sahip olabileceğini en değerli şeylerden biri çünkü dediğin gibi, bazen bir şeye çok yaklaşırsın ama öyle kalırsın. Bence bu yeteneğinden bağımsız bir durum, bu senin başarılı bir kariyere sahip olmanın sebebi. Başarılı bir kariyerin var çünkü arkanda gerçekten güzel insanlar var.

EMINEM: Kesinlikle öyle.

JOHN: Albüm çıktığında insanlar bunu dinlemek isteyecekler. Bu senin sanatının sonsuzluğuna yapılan bir övgü aslında; senin zekana, müzikalliğine ve lirikal mükemmelliğine. Bu dünyada var olduğun için gerçekten çok mutluyum ve seninle gerçekten çok gurur duyuyorum. Gerçekten kendi üzerinde çok uğraştın ve seni kimse senden daha çok hak etmiyor Marshall. Seni çok uzaklardan seviyorum, tamam mı?

EMINEM: Teşekkürler Elton, ben de seni seviyorum.

Röportajın orjinali için: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2621

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here