Gerçekçilik akımından izlenimcilik akımına geçişte çok büyük rol oynayan Fransız ressam Manet’nin adını en çok duyuran eser The Luncheon on the Grass, zamanın eleştirmenlerince ahlaksızlığın doruğu olarak adlandırılmıştı. Tabloda iki giyinik adamın yanında tamamen çıplak bir şekilde oturan kadın figürü 1860’ların Fransa’sı için büyük bir olaydı.

İlgili resim
 İlk adı Bath olan sonradan ismi The Luncheon on the Grass olarak değişen skandal tablo.

Üstelik tablodaki iki adamın, kadının o halini garipsemeden oturuşu ve çıplak kadın modelin doğrudan izleyiciye bakması dikkat çekiciydi. 1863 yılında Paris Salonu tarafından reddedilen bu resim sonradan sanatçının en önemli eseri olacaktı.

İlgili resim
                                                                                                                                                                                               Olympia tablosu.

Bu eleştirilere kulak asmayan Manet, çıplak model Victorine Meurent’i, Olympia adını verdiği tabloyla yeniden resmetmişti. Yine küstahça bakışlarını doğrudan izleyiciye doğrultan model ve onun bu ciddiyetsiz duruşu tepki uyandırmıştı. Halk Manet’yi fahişeliğin reklamını yapmakla suçluyor ve o dönemki hayat kadınlarına Olympia deniliyordu.

Kadın modelin aslında tamamen çıplak olmaması, saçındaki tokası, kolunda bilekliği, ayağındaki terlikleri ve arkasındaki siyahi hizmetçinin tamamen giyinik ve ona hizmet eder halde oluşu; kısacası resmin havası, kadının zenginlerle beraber olan hayat kadını imajını pekiştiriyordu. Aslında çıplak kadın figürü alışılmışın dışında değildi. Sorun resmin mitolojik bir havada sergilenmeyişi ve diğer karakterlerin giyinik oluşuydu. Ortada mistik-dini bir hava yoktu. Resimdekiler de sıradan insanlardı. Renk anlayışı bakımından da kural dışı olan, koyu tonlar yerine aydınlık ve yeşil tonların ağırlıkta olduğu bu resim, eleştirmenler tarafından rezalet olarak nitelendirilmişti.

Bu olumsuz tepkiler elbette ki meyvesini de verecekti. Ertesi yıl Reddedilenler Salonu’nda sergilenen Manet imzalı tablolar genç sanatçılara ilham oldu. Reddedilenler Sergisi’nde bulunan resimler, dönemin geleneksel resim kalıplarının çok dışındaydı. Bir gazetecinin Manet ve çevresindekileri alaya almak amacıyla koyduğu Impressionists lakabı, bu akımın adı oldu.

Günümüzde bu iki resim modern sanatın başlangıcı sayılır. Manet sadece çevresindekileri etkileyen bir ressam değildi elbet. 20. yüzyılıa gelindiğinde ünlü ressam Picasso, en çok Manet ve onun The Luncheon on the Grass tablosundan etkilenmişti. Sanatçı; The Luncheon on the Grass‘ın 27 farklı tablo versiyonunu ve 140 eskizini çizdi, 3 karton maketini yaptı.

picasso kırda öğle yemeği ile ilgili görsel sonucu
Picasso tarafından çizilen Kırda Öğle Yemeği tablosu.

Manet’yi bu denli ilginç ve feyz alınabilir kılan onun düşünüş tarzıydı. Geleneksel kurallara ilk defa o karşı gelmişti. İnsan hayatını ve doğallığı ilk defa o resmetmişti. O yıllarda, atölyede din ve mitoloji konuları üzerine resimler yapılırdı. Manet ise doğadan ilham alır, resimlerini doğa içerisinde ve insanlar arasında yapardı.

Döneminde tartışmalara yol açan bu iki resim ise bugün Paris’deki Musée d’Orsay’de sergilenmektedir.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here