Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
892

The Raven filmi James McTeigue‘nin yönetmenliğini üstlendiği, edebiyat tarihçilerinin modern polisiye, korku gerilim türünün ilk büyük Amerikalı öykü yazarı ve şairi olarak tanımladığı Edgar Allan Poe‘nun yaşamının son döneminde gerçekleşen, ölümü gibi gizemli olan olayları Poe‘ya yakışır şekilde anlatıyor. Ayrıca yine yazarın The Raven isimli şiiriyle aynı adı taşıyor.

Film, seyredenlere klasik bir polisiye gerilim filmi havası hissettirmenin dışında edebi bir kimlik katarken, biyografik özellikler ve oldukça çarpıcı estetik görüntüler sunuyor. Edgar Allan Poe yaşamının son döneminde, kendi eserlerini taklit etmeye başlayıp hayata geçiren bir seri katil yüzünden tekrar yazmaya ve bu cinayetlere son verdirtmeye çalışır fakat kendi sonunu hazırladığından haberi yoktur. Akıl rahatsızlığı, takıntı ve tutkuyla hareket eden katil, Poe‘nun eserlerinden cinayet sahneleriyle Baltimore şehrinin çeşitli yerlerine ürküten cinsten cesetlerle ipuçları bırakıyor. Dedektif Fields cinayetleri araştırırken önce Poe‘dan şüphelense de sonradan iş birliği yapmak zorunda kalıyor. Çünkü her ne kadar olağanüstü bir hayal gücüne sahip olup hikayeler ona ait olsa da, Edgar Allan Poe‘nun asla bir katil olamayacağını anlıyor. Ayrıca şehirdeki varlıklı bir ailenin kızı olan Emily‘nin kaçırılması da bu ikiliyi iş birliğine zorluyor. Emily bir de Poe’nun hayatının son tutkulu aşkı. Durum böyle olunca seri katili bulmak adına amansız bir mücadeleye giriliyor.

Fields & Poe

Katil Poe‘nun eserlerinden yola çıkarak cinayetlerini işlemeye devam ederken Poe yazmaya devam etmek zorunda kalıyor. Bunu yaparken de önceden olduğundan çok daha dikkatli olmak zorunda çünkü hayatının aşkı Emily katilin elinde. Ayrıca katil Poe‘yu yazmaya zorlarken aynı zamanda kendi eserini de oluşturuyor. Filmi seyrederken bu cümlenin anlamını çok daha iyi anlıyorsunuz.

The Raven filmi ürkütücü cinayetleri, karanlık sokakları ve tüm gerçekliğiyle yansıtılan mekanları eşliğinde görsel açıdan bize ziyafet sunmakla birlikte zaman zaman dehşete düşeceğimiz görüntüler oluşturuyor. Ayrıca Edgar Allan Poe‘yu her ne kadar filmin ilk dakikalarında rezil bir insan olarak düşündürtse de dakikalar ilerdikçe onun olağanüstü bir hayal gücüyle harmanlanmış yazma yeteneğini ve kurgulama gücünü görüyoruz. Bununla birlikte şiirsel ve felsefik mesajlar da hafif hafif veriliyor. Filmin biyografik yanını bir kenara koyarsak gayet kalburüstü bir modern polisiye gerilim filminin tüm özelliklerini yansıtıyor. Başrolde Edgar Allan Poe‘yu oynayan John Cusack bulunuyor. Genç dedektif Fields‘i Güzel ve Çirkin filminde hatırladığımız Luke Evans oynarken, Poe‘nun hayatta sevgi duyduğu son liman olan Emily rolünü ise Alice Eve oynuyor. Ayrıca Emily‘nin babası olan varlıklı Kaptan Hamilton rolünde Brendan Gleeson karşımıza çıkıyor.

Polisiye gerilim türünün başarılı yapımlarından kabul edilebilecek bu filmi noktalarken Edgar Allan Poe‘nun The Raven şiirinden bir parçayla sizlere veda edelim:

”Oturup düşündüm öyle, söylemeden, tek söz bile
Ateşli gözleri şimdi göğsümün içini yakan
Durup o Kuzgun’a baktım, mindere gömüldü başım,
Kadife kaplı mindere, üzerine ışık vuran,
Elleri Lenore’un artık mor mindere, ışık vuran,
Değmeyecek hiçbir zaman!”

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
892

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here