Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
54

Edebiyatımızda çok değerli şairlerin olduğu göz ardı edilemeyecek bir gerçek. Kalemi ile bir yerlere gelmiş, yaşadıkları ile birçok insana ilham kaynağı olmuş şairler… İkinci Yeni’nin değerli şairleri arasından biri, Cemal Süreya.

Asıl adı Cemalettin Seber olan Cemal Süreya, 1931 yılında Erzincan’da dünyaya gelmiştir. Babasının Erzincan’dan sürgün edilmesi sebebiyle Bilecik’e yerleşen ailenin aynı zamanda başka bir şehre gitmesi de yasaktır. Zorlu bir hayat süren Seber ailesi, anne Gülbeyaz Hanım hayata erkenden gözlerini yumunca Cemalettin (Cemal) İstanbul’a gönderilir. Bir nesli etkilemiş ve hala da etkilemeye devam eden şairin hayat serüveni de başlamış olur.

Bir süre İstanbul’da kaldıktan sonra tekrar Bilecik’e dönen şairin döndüğü ev aynısı gibi değildir. Babası, onun hiç de memnun olmayacağı bir evlilik yapmıştır. Eğitim hayatına kaldığı yerden devam etmeye başlayan Cemalettin, Haydar Paşa Lisesi’ni yatılı olarak kazandıktan sonra yeniden İstanbul’a döner.

Cemal Süreya ve üvey annesi Esma

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Maliye ve İktisat Bölümünde okumaya başlayan Cemal Süreya, bu yıllarda Muzaffer Erdost, Sezai Karakoç gibi isimlerle yakın arkadaş olur. Üniversite yıllarında ise Süreya, çeşitli takma isimler ile muhtelif dergi ve gazetelerde yazılar yazar. Cemal Süreya ilk şiirini ise 1953 yılında Mülkiye dergisinde yayımlar ancak “Şarkısı Beyaz” isimli bu şiiri sonradan kitaplarına almak istemez.

Bu yıllarda dergilerde karikatürleri de yayımlanan Cemal Süreya, kendisini tam olarak “Gül” şiiri ile edebiyat dünyasına duyurur. 1955 yılında ise “Üvercinka”, “Dalga”, “Güzelleme”, “Üçgenler”, “Cigarayı Attım Denize”, “Nehirler Boyunca Kadınlar Gördüm” gibi önemli eserleri dergilerde yayımlanır.

1957 yılında ise Cemal Süreya, babası Hüseyin Bey’i kaybeder. Kendisine büyük bir etki yapan bu durumu şair “Sizin Hiç Babanız Öldü mü?” adlı şiiri ile kaleme alır. Bu tarihten bir yıl sonra usta şair, ilk şiir kitabı olan “Üvercinka”yı yayımlar. Kitap büyük bir ses getirir ve 1959 yılında Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazanır. “Papirüs” adında bir dergi de çıkaran Cemal Süreya’nın eşi Zuhal Hanım, bir süre büyük bir kalp rahatsızlığı geçirir. Bu sırada Cemal Süreya onun yanından ayrılmaz ve her gün ona mektuplar yazar. Bir zaman sonra şair bu mektupları “Onüç Günün Mektupları” ismiyle kitap haline getirir.

1967 yılında ise Cemal Süreya, dönemin önemli dergilerinden “Yelken”de çalışan Zuhal Tekkanat ile evlenir. Üç sene sonra ise Memo Emrah adında bir çocukları olur ancak maddi sıkıntılar devam etmektedir. Memuriyete geri dönen Cemal Süreya, Ankara’ya atanır. Zuhal Hanım ise İstanbul’da kalır. Bir süre bu şekilde ayrı yaşarlar ancak Zuhal Hanım da Ankara’ya gelir. Birlikte yaşamaya başlayan ailede zamanla geçimsizlik peyda olur. Cemal Süreya da Zuhal Hanım da birbirlerini olağanüstü bir şekilde kıskanmaktadır ve neticede boşanırlar.

1975 yılında ise Cemal Süreya üçüncü evliliğini gerçekleştirir. Güngör Demiray ile büyük bir aşka ile evlenen Cemal Süreya’nın bu evliliği ancak ve ancak bir yıl sürer. Daha sonra Cemal Süreya, ikinci eşi olan Zuhal Hanım ile tekrar birleşir fakat bu birleşme de ayrılıkla sona erer.

Son olarak Cemal Süreya, Birsen Sağnak adında bir hanım ile evlenir. Sigara alışkanlığından bu yıllarda kurtulan Cemal Süreya, alkolden bir türlü uzaklaşamaz. Yine bu günlerde oğlu Memo nedeniyle büyük sorunlar yaşar. 9 Ocak 1990 yılında usta şair ve yazar Cemal Süreya, hayata veda eder.

Kaynak:1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
54

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here