Diğer pek çok sanat türünde olduğu gibi edebiyat tarihinde de erkek egemen bir anlayış karşımıza çıkar. Ancak edebiyat tarihini biraz yakından incelediğimizde öyle kadınlarla karşılaşırız ki eserleri ve arkalarında bıraktıkları fikirlerle hepimizi derinden etkilemiş ve bize büyük bir ilham kaynağı olmuşlardır.

Antik Çağ’dan bu yana her dönemde varlıklarını sürdüren kadın şair ve yazarlar hep büyük bir baskıyla karşılaşmıştır. Yaşadıkları erkek egemen toplumlarda fikirlerini açıkça belirtmelerinden rahatsız olunmuş ve korkulmuştur. Bu baskılara boyun eğmeyen ve “yobaz” zihniyete başkaldırılarını yazarak gösteren önemli kadınlar bu türe damgalarını vurmuşlar ve eserleri onlarca yıl da geçse geçerliliğinden hiçbir şey kaybetmemiştir.

Simone De Beauvoir

Varoluşculuğun en önemli isimlerinden biri olan Simone De Beauvoir, 1908 yılında Paris’te dünyaya geldi. Gelenekçi bir ailede yetişen Simone, okuma yapmasına dahi doğru dürüst izin verilmezken bulunduğu konumu sorgulamaya başladı. Annesi gibi yalnızca ev işleri yapan bir kadın mı olacaktı? Böyle bir hayatı olmasını istemiyordu. Eğitim hayatına matematik ve yazı eğitimiyle başladı. Ardından felsefe okudu.

Varoluşçu felsefede kadın-erkek ilişkilerini ele aldı. Kadının, hayatın arka planında bulunmasına tepki gösterdi. “Kadınlar, kendilerine dayatılandan kurtulup farklı yerlere gelmeli.” düşüncesini savundu. Varoluşcu feminist teorinin üreticisi oldu ve bu alana önemli katkılarda bulundu. İkinci Cins isimli kitabında “kadının özerk bir varlık olarak görülmemesi ve yaşamını devam ettirmek için bir erkeğe mecbur olması” düşüncesine karşı çıktı. Kadınların yaşamın arka planında bulunmasının kendi suçları olduğunu söyleyenlere karşılık şu satırları yazdı;

“Kadını götürüp mutfağa ya da süslenme odasına kapatıyor, sonra da ufkunun darlığına şaşıyoruz; kanatlarını kesiyoruz, sonra uçamıyor diye yakınıyoruz.”

Hayatı boyunca kalemini elinden düşürmeyen ve fikirlerini korkusuzca savunan Beauvoir, 1983 yılında Avrupa kültürüne katkı sağlayanlara verilen Sonning Ödülü’nü aldı. 1986 yılında 78 yaşında hayata gözlerini yumdu ve ardında ölümsüz bir çok fikir ve eser bıraktı.

Simone de Beauvoir 5

Virginia Woolf

Feminizmin önemli isimlerinden biri olan Virginia Woolf, 1882 yılında Londra’da dünyaya geldi. Devrin önemli yazarlarından Sir Leslie Stephen’ın kızı olan Woolf, kadınların ikinci planda kalması nedeniyle okula gönderilmemiş fakat babasının yardımıyla kendisini geliştirmiştir.

Küçük yaşlarda yazar olmaya karar verir ve ilk yazıları henüz 13 yaşındayken yayımlanır. 1904’te babasının ölümünün ardından kardeşleriyle birlikte Bloomsbury’ye taşınması hayatının dönüm noktalarından biri olur. Bölgede bulunan birçok entelektüel ve özgürlükçü gruplar içinde kendini daha rahat hissederek eserlerini vermeye başlar. 1912’de evlendiği Leonard Woolf’un kendisine bir basımevi kurmasıyla kitaplarını yayımlatma şansı artar.

Kadınların ikinci planda kalmasına büyük tepki göstermiş ve yazdıklarıyla kadınlara ilham kaynağı olmak istemiştir. O dönem erkeklerinin kadınlara sürekli olarak sorduğu “Bizler kadar düşünme yeteneğiniz olduğunu ileri sürüyorsunuz. Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?” sorusu üzerinden kadınlara şu şekilde seslenir; “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın.”

Modernist edebiyatın en önemli kişilerinden biri olarak tarihe geçmiş ve roman türünün gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. Kitapları elliden fazla dile çevrilmiş ve tüm dünyada sevilerek okunmuştur.

“Bir kadın olarak, ülkem yok. Bir kadın olarak, bir ülkem olsun istemiyorum. Bir kadın olarak, bütün dünya benim ülkem.”

Virginia Woolf ile ilgili görsel sonucu

Sylvia Plath

1932 yılında Massachusetts’te doğan Sylvia Plath, ilk şiirini 8 yaşında yayımladı. Üniversite döneminde yüzlerce şiiri olan Plath, çok zeki, üstün yetenekli ve duyarlı olarak tanımlanır. Ancak, dışardan bakıldığında kusursuz görünen yaşamı, sinir krizleriyle kesintiye uğrar. Hayatı boyunca toplumda kendilerine kabul ettirilmeye çalışılan kadın-erkek rolleriyle mücadele eden Plath, anne ve eş olmaya zorlanarak kendine ket vurur.

Yaşamı boyunca sayısız şiir ve kitap yazar, pek çok insana ilham kaynağı olur. Plath’in Sırça Fanus isimli romanı birçok kişi tarafından ilk Amerikan feminist romanı olarak değerlendirilir. 1963 yılında henüz 30 yaşında intihar ederek aramızdan ayrılır.

“Sırça Fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkanıp kalmış biri için dünyanın kendisi kötü bir düştür.”

Sylvia Plath ile ilgili görsel sonucu

Füruğ Ferruhzad

İranlı şair Füruğ Ferruhzad, 1935 yılında Tahran’da dünyaya geldi. Çevresindeki insanların aksine duyarlı bir kadın olması en güzel şiirlerini yazmasına yol açmıştır. Eşinden boşanmasının ardından İran yasaları gereği çocuğunu bir daha göremeyen Füruğ, hislerini şiirlerine aktarmış ve acısını bir nebze olsun dindirmek istemiştir. Bu melankoli ve özlem duyguları onun şiirinin temelini oluşturur.

Cesur fikirleri o dönem kapalı bir toplum yapısına sahip İran’da infiale yol açmış ve insanları şaşırtmıştır. Şiirleri aynı zamanda ailesinin de tepkisini çekmiştir. Şairliğinin yanında oyunculuk da yapmış ve çeşitli ödüller kazanarak bu sektörde de başarılı olmuştur.

“seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma alamayacağım
sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün
ben bu kafeste bir tutsağım”

furuğ ferruhzad ile ilgili görsel sonucu

J.K. ROWLING

J.K. Rowling 1965 yılında dünyaya geldi. Exeter Üniversitesinde Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmesinin ardından Londra’da İnsan Hakları Örgütü’nde çalışmaya başladı. Bir süre sonra İngilizce öğretmenliği yapmak için gittiği Portekiz’de evlendi, ancak bir süre sonra eşinden boşandı.

1994 yılında kardeşlerine daha yakın olmak için Edinburgh’a taşındı. Tek geçim kaynağı işsizlik maaşı olan Rowling, ilk kitabını burada tamamladı.

Rowling asıl ününü 1997 yılında ilk kitabı “Harry Potter ve Felsefe Taşı” olan Harry Potter serisi ile yakaladı. Seri dünya genelinde 400 milyon kopya satarak büyük başarı elde etti. Romanlar çok büyük bir ilgiyle okundu ve ardından filmleri de çekilerek popülaritesi beyaz perde sınırlarına sıçradı. Bu serinin başarılı olmasıyla Rowling kitap yazarak dolar milyarderi olan ilk yazar ve Birleşik Krallık’ın en zengin kadını ünvanlarını elde etti.

“Rüyalarımızda tamamen bize ait bir dünyaya gireriz, bırakalım da engin denizlerde yüzsünler ya da bulutlarla uçsunlar.”

j.k. rowling ile ilgili görsel sonucu

Ursula K. Le Guin

1929 yılında Kaliforniya’da doğan Le Guin, edebiyat eğitimi görmesinin ardından fantastik öykü ve romanlar yazmaya başladı. 1974 yılında yazdığı en ünlü kitabı “Mülksüzler’e” kadar altı bilim kurgu romanı yazdı. Romanlarında yarı gerçekçi yarı fantastik temalar işledi. Eserleri arasında özellikle Yerdeniz Üçlemesi ya da sonradan eklenen dördüncü ve beşinci kitapla Yerdeniz Beşlemesi çok ciddi hayran kitlesine ulaştı. Le Guin, aynı zamanda şiir ve çocuk kitapları da yazdı.

“Düşünceler baskı altına alınarak yok edilemezler. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir.”

ursula k le guin ile ilgili görsel sonucu

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here