“Kişilerin yoktur bir önemi, çerçevedir var eden o dönemi.
Siz de görün resmi değil onu içine alan çerçeveyi.”

09.04.1980

Bertolt Brecht

Oyun Yazarı, Tiyatro Yönetmeni ve Şair

Bertolt Brecht, bilim çağının tiyatrosu olarak nitelendirdiği epik tiyatronun en büyük ismidir. 20. yüzyılda bu tiyatro türünü oluşturmuş ve emekçi sınıfa seslenmek ve toplumsal düzenin gerçek yüzünü göstermek istemiştir. Ona göre bu toplumsal yapı değiştirilebilirdi, değiştirilmeliydi ve o da uğrunda çaba göstermeli, edebi yoldan sesini duyurmalıydı.

10 Şubat 1898’de Augsburg’da dünyaya geldi. Utangaç ve çabuk hastalanan bir çocuktu. Okulda yazdığı savaş karşıtı bir kompozisyondan dolayı atılma aşamasına geldi. Daha sonra babası ve din dersi öğretmeni tarafından bu cezadan kurtuldu. 1917 – 1918 yılları arasında Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde tıp, doğa bilimi ve edebiyat okuyan Brecht 1918 Sonbaharında askere alındı. Augsburg’da askeri hastanede sağlık görevlisi oldu. Bu yıllarda hastanede tanık olduğu sefaletin etkisiyle hayatının sonuna kadar savaş karşıtı oldu ve düşünceleri burada genel şeklini aldı. Daha sonraki yıllarda tıp eğitimine devam edip; tiyatro eleştirmenliği ve yazarlıkla geçimini sağladı.

İlk oyunu Baal’i 1818’de yazdı. 1926’dan sonra yazacağı oyunlar ile beraber Aristocu Tiyatro kavramına karşı, izleyiciyi dışarıda tutan ve gözlemlemeye iten Epik Tiyatro’nun en büyük isimlerinden biri haline gelmiştir.

Parodi ve ironi içeren oyunları, anlattığı konular bakımından gerçekci ve cesurdu. Besteci Kurt Weil ile yaptığı çalışmalarla sanatsal bir miras bıraktı.

Brecht’in yazarı olduğu oyun ”Üç Kuruşluk Opera” (Dreigroschenoper) Berlin Schiffbauerdamm Tiyatrosu’nun açılış oyunu olarak seçildi. Yönetmenliğini Bertolt Brecht’in yaptığı ve Kurt Weil’in eşi Lotte Lenya’nın oyuncu kadrosuna dahil olduğu oyun Brecht’in dünya çapında tanınmasında büyük bir adımdır.

Ama adıyla anılır olan asıl oyunu, yazıldığı zamandan bu yana defalarca oynanan ve yılların anlattığı sorunlarını eskitemediği Arthur Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’dır.

Arthur Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı 1941 yılında yazılmıştır. O günden bu yana değişmeyen bir senaryo vardır, tam da Brecht’in anlattığı gibi kişilerin değil ”çerçevelerin” yıllarca dayandığı, değiştirilebilir (önlenebilir) olan ama yıllarca süregelen.

Büyük şirketlerin kâr savaşının ortasında, oyuna getirilen bir belediye başkanı, bu suçlu durumdan kurtulmak amacıyla çareyi bir çete lideri olan Arthur Ui ile işbirliği yapmakta arar. Fakat bu sefer sömürü gücü Arthur Ui’nin eline geçecek ve hızla güçlenecektir. Bu yaratılan karanlık düzenle beraber ülkenin çöküşünü anlatan ”Arthur Ui’nin Önlenebilir Yükselişi” Brecht’in savaş döneminde kaleme aldığı büyük eseridir. Brecht eserinde yitip gitmeyen, yinelenen bu senaryoyu toplumsal gerçekliğin içinden alıp sahneye uyarlayarak seyirciye bir karanlığın iç yüzünü başarıyla gösteriyor.

Brecht onlarca eserinin anlattığı doğrular ve yüzümüze vurduğu yanlışlarla hala geçerliliğini koruyor.

Tahterevalli

İyice görüyorum artık düzeni.
Orada, bir avuç insan oturuyor yukarıda,
aşağıda da bir çok kişi.
Ve bağırıyor yukardakiler aşağıya:
“çıkın buraya gelin ki,
hepimiz olalım yukarıda.”
Ama iyice gözlediğinde görüyorsun,
neyin saklı olduğunu
yukardakilerle, aşağıdakiler arasında.
Bir yol gibi gözüküyor ilk bakışta.
Yol değil ama.
Bir tahta bu.
Ve şimdi görüyorsun açıkça;
bu bir tahterevalli tahtası.
Bütün düzen bir tahterevalli aslında.
İki ucu birbirine bağımlı.
Yukardakiler durabiliyorlar orada,
sırf ötekiler durduğundan aşağıda.

Ve ancak;
aşağıdakiler, aşağıda oturduğu sürece
kalabilirler orada.
Yukarıda olamazlar çünkü,
ötekiler yerlerini bırakıp çıksalar yukarı.
Bu yüzden isterler ki;
aşağıdakiler sonsuza dek
hep orada kalsınlar.
Çıkmasınlar yukarı.
Bir de, aşağıda daha çok insan olmalı yukarıdakilerden.
Yoksa durmaz tahterevalli.
Tahterevalli.
Evet, bütün düzen bir tahterevalli.