İlk Homo Sapiens, yani düşünen insan, bundan tam 100.000 yıl önce evrildi. 50.000 yıl öncesinde de bugünkü davranışlarımızın çoğu görülmeye başlandı. Müzik, din, duvar resimleri, takılar, ticaret… Bu kadar şey gelişirken soyut düşünce de gelişti elbette. Dilin iletişim aracı olmaktan çıkıp düşünceyi ve toplumu şekillendirmeye başlamasının da 70.000 yıl öncesine dayandığı düşünülüyor. Tam 70.000 yıl… Bizler tam 70.000 yıldır konuşuyor, düşüncelerimizi kendi iradelerimizle şekillendiriyor, belki çevremizi de ikna etmeye çalışıyor ve fikirlerimizle kendimize bir yol çizebiliyoruz. Bunları yazarak kendimizden sonrakilere aktarabilmeye ise 5.000 yıl kadar önce başladık. 5.000 yıl bile yeterince fazlayken 70.000 yıldır bu dünyadan geçen her bir insanın kendi fikirlerine sahip olduğunu düşünürsek, kim bilir bu fikirleri rakamlara dökmek istesek kaç basamaklı bir sayı elde ederdik? Peki ya binlerce yıldır düşünen bu sayısız insanın zihinleri hiç ortak noktalarda buluşmadı mı? Elbette buluştu. 65.000 yılda neler düşünüldüğünü nereden bilebiliriz ki? Belki de atalarımız ve biz, dünyadaki bütün düşünceleri çoktan tükettik ve tarih insanoğlunun zihnini bir döngüye hapsetti? Hatta belki de bu düşünceyi de, binlerce yıl önce bir atamız düşünmüştü.

Evet, zihinlerimizi biraz açtıysak yazımızın amacına gelebiliriz. Elbette bütün düşünceleri tükettiğimizi hiçbir zaman kanıtlayamayız veya tüketmediğimiz hiçbir zaman kanıtlanamayacak. Ama en azından tam iki bin yıl önce yaşamış bir adamın idealarını okuyabiliyor ve aslında düşüncenin zamandan nasıl bağımsız bir kavram olduğunu görebiliyoruz. Yüzyıllar önce aynı gezegeni paylaştığımız bu adamın kemikleri toprakta eriyip gideli çok oldu, fakat yine bu gezegende, şu an bile, onun herhangi bir sözüne katılabilecek milyonlarca kişi olabilir; bu sizce de muazzam bir şey değil mi?

Bahsettiğimiz bu kişi Romalı filozof Cicero’dan başkası değil. MÖ. 106-43 yılları arasında yaşamış olan Marcus Tullius Cicero, Roma tarihinin en büyük düşünürlerinden biriydi. Cicero; bir devlet adamı, yazar ve avukattı. Onun aforizmaları aynı zamanda Yunan-Roma Eskiçağ’ına açılan küçük birer penceredir. Sözü daha fazla uzatmadan sizleri Cicero’dan derlediğimiz aforizmalara bırakıyoruz ve en azından bir tane, yüzyıllar önce söylenmiş ve size hitap edebilen bir düşünce bulabilmenizi umuyoruz.

  • Ruh gülmeyle yenilenir.
  • Onur sanatları besler.
  • Hata yapmak her insana özgü ama hatada ısrar etmek sadece aptal bir insana özgüdür.
  • Ölmek istemiyorum ama ölü olmayı da umursamıyorum.
  • Kendi kentinde silahlı adamların koruması olmadan yaşayamamaktansa bin kere ölmek daha iyi değil midir? İnan bana bu koruma değil, asıl vatandaşların sevgisi ve iyi niyetiyle korunman gerekir, silahlarla değil.
  • Talih cesurlara yardım eder.
  • Ruhu bedenden ayırmak, ölmeyi öğrenmekten başka bir şey değildir.
  • Felsefe ruhun kültürüdür.
  • Vatandaşlar için âdil olmayan barış bile en âdil savaştan iyidir.
  • Beni nereye götürürse götürsün, şimdi aklı izleyeceğim.
  • Alışkanlığın büyük bir gücü vardır.
  • Ölüm iyiliklerden değil kötülüklerden uzaklaştırır.
  • Başkalarının kusurlarını görüp kendi kusurlarını akla getirmemek budalalığın bir göstergesidir.
  • Haksızlığa uğramak haksızlık yapmaktan iyidir.
  • Hiç olmadı, yazacak hiçbir şeyin olmadığını yaz.
  • Ben aynı kişiyim. Düşmanlarım benden bana ait olan şeyleri aldı, beni değil.
  • Sana devletle ilgili az yazıyorum, zira bu sayfanın bile bana ihanet etmesinden korkuyorum.
  • Umarım beni yaşamaya zorladığı için teşekkür edeceğim o günü görebilirim.
  • Olmuş olanla uğraşmayalım, diğer işlere bakalım.
  • Dostluk akrabalığın üzerindedir. Zira iyi niyet akrabalıktan kopabilirken, dostluktan koparılamaz; nitekim iyi niyet ortadan kalktığında dostluğun adı da kalmaz, akrabalığınki ise devam eder.
  • Roma halkının imparatorundan mı, yoksa Hannibal’dan mı bahsediyoruz? Ey bir erdemin gölgesini bile görmemiş, çılgın ve zavallı adam! (Ceaser’ı eleştirmektedir.)
  • Ne tür bir savaş olduğunu görüyorsun. Bu vatandaşlar arasındaki çatışmadan değil, tek bir ahlaksız adamın küstahlığından doğmuş bir iç savaş.
  • Bir insanın hitabeti ne kadar güçlü olursa, o kadar çok doğrulukla ve en üst seviyedeki bir sağduyuyla dizginlenmelidir. Eğer konuşma yeteneğini bu erdemlerden yoksun olan kişilere aktarırsak onları hatip yapmış olmayız, sadece çılgın insanlara silah vermiş oluruz.
  • Barış umudunu kaybettim, bizimkiler savaşı da yönetemiyor.
  • Kendinle konuşuyormuşsun gibi her şeyi kendisinden dinleyebileceğin birine sahip olmaktan tatlı ne var?
  • Bilge olduğun için en iyi şeyleri istemek, en zor şeyleri düşünmek ve başına ne gelirse katlanmak zorunda kalacaksın.
  • Onlardan biri olsaydım, sadece kralı değil, aynı zamanda krallığı da devletten söküp atardım. Hep anlatıldığı gibi, kalem bende olsaydı, inan bana, sadece bu sahneyi değil, aynı zamanda tüm hikayeyi tamamlardım. Caesar’ı öldürmek bir suç ise, yalvarırım Antonius, senin başına ne geleceğine bir bak!
  • Sürgüne sığınakmış gibi sığınıyorlar.
  • Zalimlik her çağda baş belasıdır.
  • Tarih zamanın tanığı, hakikatin ışığı, belleğin yaşamı, yaşamın öğretmeni, geçmişin habercisidir.
  • Yüreğe dokunan konuşma her şeyin kraliçesidir.
  • Aptal insan, bir şeye sahip olmaya başladıktan sonra ölür.
  • Ah, insanların umudu ne kadar aldatıcı ve talihi ne kadar kırılgan, çoğunlukla yolunun ortasında paramparça olur, çöker ve daha limanı göremeden rotasında enkaza dönüşür.
  • Sadece avamın değil, aynı zamanda az eğitimli insanların düşüncelerinin de baskısı altındayız.
  • Eğitimsizlerin anlayamayacağı, eğitimlilerin de okurken sıkıntı çekeceği yazılar yazmak istemedim.
  • Kuşkusuz şimdi hem talihin açtığı en ağır yarayla sarsılmış, hem de devlet yönetiminden uzaklaştırılmış biri olarak acının çaresini felsefede arıyorum. (Burada en ağır yaradan kastı kızı Tullia’nın ölümüdür.)
  • Uygulamaya dökmeden, erdeme sadece bir sanatmış gibi sahip olmak yetersizdir.
  • Koşullar zahmetten çok onur verdi bana, çektiğim sıkıntı kadar da şan; kötü insanların mutluluğundan üzüntü duymaktansa, iyi insanların beni özlemesinden daha büyük mutluluk duydum.
  • Her zaman göktekileri izle, insana özgü olanları küçümse.
  • Yeryüzünün sadece küçük bir kısmına bağlıyız ve birçok soy bizi tanımıyor; buna rağmen ismimizin çok geniş bir şekilde gezinip yayılabileceğini mi sanıyoruz?
  • Dostluğu tüm insanî unsurların önüne koyun; doğaya bu kadar uygun, iyi yada kötü durumlara bu kadar yakışan hiçbir şey yoktur.
  • Ruhtaki heyecan ortadan kalktığında hayvan ile insan; hatta insan ile ağaç kütüğü, taş ya da benzer türde bir şey arasında fark olduğunu söyleyemem değil mi?
  • Tiranlara bir süreliğine yalandan saygı gösterilir. Talih bu ya, çoğunlukla olduğu gibi, bir gün düşerlerse dosttan ne kadar yoksun olduklarını anlarlar.
  • Kimse şanslı bir aptaldan daha çekilmez olamaz.
  • Kısa süren her acıya, ne kadar şiddetli olursa olsun, katlanmak gerek.
  • İyi ve kötü şeyler bilinmeyince insanların yaşamı büyük ölçüde karışır, bu hatadan dolayı genelde hem en büyük hazlardan kaçılır hem de zihindeki en acı kederlerle işkence görülür; bilgeliğe tutunmak gerekir, o ki bizi korkulardan ve güçlü arzulardan sıyırıp tüm yanlış düşüncelerin temelsiz karakterinden çekip alarak en kesin hazza götüren bir rehbermiş gibi davranır. Nitekim bilgelik tektir, hüznü siler zihinlerden, bizi korku içinde tir tir titremekten kurtarır. Onun önderliğinde tüm güçlü arzuların ateşi sönmüş bir şekilde, huzur içinde yaşanabilir.
  • Yaşamdan, tat vermediğinde tiyatrodan çıkar gibi ayrılalım.
  • Her şeyin küçük bir başlangıcı vardır.
  • Açık ki, iş yapmak için doğduk.
  • Bir araya gelmiş insanlar topluluğunu sağlam ve âdil bir şekilde koruyan sisteme hukuk denir.
  • Öğrettiğini söyleyenlerin otoritesi öğrenmek isteyenlere çoğunlukla engel teşkil eder.
  • Bizzat doğa “tanrı” kavramını insanların aklına sokmuştu.
  • Doğanın bütün bunları bir zihin olmadan nasıl yapabildiğini anlamadığınız için, tartışmayı bitirecek şekilde açıklama yapamayınca, tragedya şairleri gibi, tanrı fikrine sığınıyorsunuz.
  • Keşke yanlışları bulabildiğim gibi doğruları da kolayca kanıtlayabilsem.
  • İnanç, tanrılara karşı adalettir. Din, tanrılara tapma bilgisidir.
  • Kenti surlardan çok dinle korumaya özen gösteriyorsunuz.
  • Erdemin övgüsü tümüyle erdeme dayanır.
  • Haksızlıklar çoğu kez yasanın aşırı zekice fakat kötü niyetle yapılmış bir yorumuna dayanan hilekârlıktan doğar.
  • Rüşvetin dibi yoktur.
  • Ataların ritüellerinden en iyilerini sürdür.
  • Yönetici konuşan bir yasa, yasa da sessiz bir yöneticidir.
  • Her şey bitmek için başlar.