Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3994

Sevgili Yaşar Kemal, Halet Çambel’i aktardığı bir yazısında: ‘’Halet Çambel’i anlatmak zor.’’ diye giriş yapar ve ardından ekler: ‘’Onu derinlemesine anlamak zaman ister.’’ Umuyorum ki onu bu yazının kısıtlı zamanına sığdırabilir ve Türk spor tarihinin yanı sıra Türk arkeoloji tarihinde de elde ettiği başarıları nakledebilirim.

Halet Çambel, Prusya Askerî Akademisi’ni bitirip Cumhuriyet Dönemi’nde uzun seneler milletvekilliği yapmış, Türk Tarih Kurumu’nun kurucularından Hasan Cemil Çambel’in kızı olmakla birlikte, Osmanlı İmparatorluğu’nda çeşitli nazırlıklarda ve elçiliklerde bulunan, sadrazamlık yapan İbrahim Hakkı Paşa’nın torunuydu. Bu yüzden de 26 Ağustos 1916’da babasının ataşe olarak görev yaptığı Berlin’de dünyaya gelmişti. Babası, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün de yakın bir arkadaşıydı ve aile birkaç yıl sonra Türkiye’ye dönüş yapacak, yeni doğan kızları aynı zamanda Cumhuriyet’in kızlarından olacaktır.

Halet Çambel, Berlin Büyükelçisi İbrahim Hakkı Paşa’nın kızı Remziye Hanım ve Berlin askeri ataşesi Cemil Bey’in kızı olarak 1916 yılında Berlin’de dünyaya gelir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İsviçre ve Avusturya’da yaşadıktan sonra 1924 yılında Çambel ailesi Türkiye’ye döner. İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nden 1935 yılında mezun olan Halet Çambel, yine bu yıl içerisinde Fransa Hükümeti’nden aldığı bursla Paris Sorbonne Üniversitesi’nde arkeoloji eğitimine başlar. Üniversitede arkeoloji eğitiminin yanı sıra eskrim ve binicilik ile uğraşan Çambel, 1936 yılında Atatürk’ün isteği üzerine Suat Fetgeri Aşeni ile birlikte eskrim dalında Berlin Olimpiyatları’na katıldı ve Aşeni ile olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcu olarak tarihe adına yazdırır. Bildiğiniz üzere o yıllarda özellikle 1936 Berlin Olimpiyatları çerçevesinden bakacak olursak Avrupa’nın üzerinde belirgin bir biçimde Nazi rüzgârlarının sert estiği görülür. Hal böyle iken Suat Fetgeri ile birlikte olimpiyat oyunlarında Türkiye’yi temsil eden ilk kadın sporcu olan Halet Çambel, bu ırkçı ideolojinin ne ifade ettiğinin farkındadır çünkü kendisi de Berlin doğumludur ve bu ateş çemberinin içinden gelmiştir. Köklü bir ailenin kızı olan Çambel, Türkiye’de yaşarken birçok Yahudi komşunun içinde büyümüştü ve Almanya’da Hitler’in seçimi kazanmasıyla birlikte Yahudilere karşı tutumunun ne olacağı hususunda netti. Bu ileri görüşlülüğü sebebiyle Hitler’le tanışma teklifini reddetmiş, adını duyurmuştur. İşte kıyametler koparken adını bir kahraman gibi böyle duyurmuştu Çambel. Bunu söylerken 20 yaşındaydı ve yalnızca sporcu duruşu ile değil karakteriyle de etki alanını bu sayede genişletmiştir. İlk Müslüman kadın atletlerden biri olan Çambel, Hitler’i de reddetmesiyle de tarihin sayfalarını adını taşımış olur.

Sporculuğunun yanı sıra aldığı Arkeoloji eğitimine devam ederek o alanda birçok ilke ve çalışmaya imza atan Halet Çambel, 1938 yılında aynı üniversitede doktora çalışmalarına başlamış, 1939 yılında Yazılıkaya-Midas şehrindeki kazılara katılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sebebiyle de Fransa’ya dönemeyen Çambel, 1944 yılında İstanbul Üniversitesi’nden doktora derecesini alır. Anadolu’da yapılan pek çok arkeolojik çalışma ve araştırmada yer alan Çambel, 1947 yılından itibaren Karatepe-Aslantaş kazılarına katılır. Kazı çalışmalarının tamamlanmasının ardından bulunan eserlerin korunması, restorasyonu ve sergilenmesi için büyük bir mücadele vermiştir ve Türkiye’nin ilk açık hava müzesi olan Karatepe-Aslantaş Milli Parkı’nın kurulmasını sağlamıştır. 1960 yılına gelindiğinde İstanbul Üniversitesi’nde Prehistorya Anabilim Dalı’nı kurdu ve kürsü başkanı oldu. 1960 askeri darbesinin ardından bir süre Almanya’da ders veren Çambel, 1963 yılında tekrar Prehistorya Kürsüsü Başkanlığı’nı üstlenir ve emekli olduğu 1984 yılına kadar bu görevi sürdürür. Pek çok ödülün yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi Fahri Doktora Unvanı (2005) sahibi olan Halet Çambel, 12 Ocak 2014 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini yumar.

Spor sosyoloğu İlknur Hacısoftaoğlu, bu kimliğin onun için ne kadar önemli olduğunu şu sözlerle anlatıyor bize: “Halet Çambel, kariyerini spor üzerine kurmuş bir kadın değil. Zaten yaşadığı dönemde spor üzerine kariyer kuran bir kadın yok. Ben o dönemki kadınları daha ziyade öncü kadınlar olarak niteliyorum. Özellikle Cumhuriyet elitlerinin kızları gerçekten bir idealle vatana bağlılar, değiştirmeye/dönüştürmeye yönelik bir tutkuları var. Kendilerine Cumhuriyet’in kızları olarak misyon biçiyorlar.”

İşte bu misyon kendisine beraberinde olimpiyatı ve hiç bitmeyen spor aşkını da getirir. Küçüklüğünde birçok hastalığa elverişli olan vücudu bunu görmezden gelir ve adeta inat edercesine binicilikten eskrime, bisikletten okçuluğa kadar birçok farklı branşla ilgilenmiştir. Halet Çambel, yalnızca “Olimpiyat tarihimizdeki ilk kadın sporcu” unvanıyla değil, aynı zamanda Türkiye arkeolojisinde birçok arkeolojik kavramı da dile getiren çok yönlü bir bilim insanıydı. Fakat yapılan röportajlarda ve yakınlarının kendisi hakkında söylenenlere bakacak olursak, onun her daim tevazu içinde olup alçakgönüllü oluşu ile gönüllerde taht kurduğunu ve kadınların belki de bugün sporun her dalına yakın olmasında büyük etkisi olduğunu söylersek yanlış olmaz. İyi ki böyle kadınlarımız var, var olmaya devam etsinler!

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3994

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here