Yalnız Fransız edebiyatında değil, dünya edebiyatında da yeni bir dalın uzamasına vesile olan Montaigne’in hayatına kısaca değinip, bizleri en çok etkileyen cümlelerini sizlerle bu yazımızda paylaşacağız.

Deneme türünün babası olarak kabul ettiğimiz Fransız düşünür Michel de Montaigne, 1533 yılının 28 Şubat günü Bordeaux’da dünyaya geldi. Köklü bir aileye sahipti ve ailesi Katolik inançlarına sıkı sıkıya bağlıydı. Soylu bir aileden gelmenin avantajı olarak babası Montaigne’i küçük yaşta eğitime yönlendirdi. Montaigne, aldığı eğitimin muhakkak hakkını verecekti. 1546 yılında Collége de Guinne’yi bitirdikten sonra Bordeaux’ta 2 yıl edebiyat eğitimi aldı. Daha sonra ise Toulouse Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. Bordeaux parlamentosunda bir süre danışmanlık ardından belediye başkanlığı ve Etat Généraux’da milletvekilliği yaptı. Kendini bürokrasinin ve siyasetin göbeğinde bulan Montaigne eğitim ve iş hayatı boyunca başarılı bir adam oldu. Almanya ve İtalya’yı gezdikten sonra Fransa’daki iç savaş nedeni ile kendisine dedesinden kalan şatoya çekilerek felsefe ve edebiyat üzerine çalışmaya başladı. İşte, edebiyatta yeni bir sayfayı bu çalışmaların neticesinde açacaktı. 1580 yılında Denemeler (Les Essais) yayınlandı. Denemeler dönemin kralı tarafından çok sevildi. Belediye başkanı olduktan sonra ise eserine eklemeler yaparak yeniden bastırdı. 13 Eylül 1592 tarihinde hayata veda etti.

    Montaigne’e büyük dedesinden kalan Bordeaux yakınlarındaki şato.

Kuşkusuz, Montaigne’i akıllarımıza kazıyan “deneme türünün kurucusu” olması. Felsefe ile harmanlanmış bir türü yazın hayatımıza kazandıran usta edebiyatçıyı ölüm yıl dönümünde anmadan geçmek olmazdı. Montaigne her ne kadar kitabın önsözünde “Kitabın konusu kendimdir.” dese de eser herkese hitap ediyor. Denemeler’i okurken aslında hayatın özüne vardığınızı hissediyor olacaksınız. Eseri henüz okumamış olanlar ve yeniden okumuş gibi hissetmek isteyenler için aşağıya mini bir alıntı serisi bırakıyoruz.

  • Bir amaca bağlanmayan ruh yolunu kaybeder. Çünkü her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
  • En fazla korktuğum şey korkunun kendisidir.
  • Kendini olduğundan az göstermek alçakgönüllü olmak değil, aptallıktır. Kendine olduğundan az değer vermek korkaklık ve pısırıklıktır. Kendini olduğundan fazla göstermek de çoğu kez kibirden değil aptallıktandır… Kendinden aşağıya bakıp da kafasına hayran olan insan, gözlerini kendinden yukarıya, geçmiş yüzyıllara kaldırsın. O zaman, yüzlerce dehanın ayakları altında kalacak ve burnu kırılacaktır.
  • Bir şey koparır bizden yıllar, akıp giderken.
  • Az sonra değişebilirim.Yalnız halim değil, amacım da değişebilir.
  • Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum;o da daha sorumsuz ve daha rahat yaşamak.
  • Arzumuz kararsız ve değişkendir; hiçbir şeyi muhafaza etmeyi bilmez, hiçbir şeyden de yeterince sevinç duymaz. İnsan bunun sebebini, sahip olduğu şeylerdeki bir kusura atfeder ve arzularıyla umutlarını bağladığı, onurlandırıp saygı gösterdiği, hiç bilmediği ve hiç anlamadığı şeyleri besler içinde, bunlarla tıka basa doyurur kendini.
  • Bazen önce beden, bazen de önce ruh boyun eğer yaşlılığa. Midesinden ve bacaklarından önce beyni zayıflamış çok kişi gördüm.
  • İnsan yaşamı denen bu yolculukta benim bulduğum en iyi destek, kitaptır ve ondan yoksun insana acırım.
  • Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. Öyle uzun yaşamışlar vardır ki pek az yaşamışlardır. Şunu anlamakta geç kalmayın: Doya doya yaşamak yılların çokluğuna değil sizin gücünüze bağlıdır.