Her şehrin yaşamış olduğu acı tatlı hikayeler vardır. Ve yine, her şehrin bu hikayelere uzun yıllar tanıklık eden, yıllandıkça güzelleşen, güzelleştikçe daha da değerlenen ve korunması gereken simgeleri vardır. Bu içeriğimizde mimari yapının en güzel örneklerini ve birçok edebi esere konu olmuş, hikayeleri de kendileri kadar güzel ve etkileyici olan şehir simgelerini ele alacağız.

1. Ankara/Anıtkabir ( Türkiye )

Ülkemizde Cumhuriyetin en önemli simgelerinden biri olan Anıtkabir’in görkemli ve etkileyici yapısının altında büyük zaferler, başarılar, bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun öyküsü ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşı yatıyor. Bunun yanı sıra Anıtkabir’in esrarengiz ve biraz hüzünlü havasının da bu eseri daha da ilgi çekici bir yapı haline getirdiği söylenebilir.

Her yıl yaklaşık 8 milyon ziyaretçi ağırlayan ve görkemli bir izdiham yaşanan Anıtkabir özellikle 10 Kasım’da ve ülkemiz için önemli olan diğer özel günlerde daha kalabalık ve duygu yüklü olur. 10 Kasım tarihinde tüm kalabalığa ve Ankara’nın sonbahar ayazının keskinliğine rağmen insanlar Ankara’nın en güzel tepelerinden birine yapılmış mozoleye doğru yürürler. Mustafa Kemal Atatürk ise bu mozoleye 10 Kasım 1953 günü büyük bir törenle getirilmişti. Anıtkabir’in inşa edilmesi, yeri, mimari özellikleri, görünümü, anlam kazanması için Atatürk’ün ölümünün üzerinden 15 yıl geçmesi gerekmişti.

Anıtkabir inşaatı 1943’te başladı ve 10 yıl sürdü. Ankara caddelerinde yapılan son derece anlamlı ve güzel bir törenin ardından Anıtkabir 10 Kasım 1953’te yani Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden 15 yıl sonra resmî olarak açıldı.

“ Anıtkabir’in Ötesi Atatürk’ün Mezar Mimarisi “ adlı kitabın yazarı Christopher S. Wilson Anıtkabir’i ’Atatürk’ün mimari temsili’ olarak yorumluyor.

anıtkabir gece ile ilgili görsel sonucu"

2. Roma/Kolezyum ( İtalya )

Roma’nın en gizemli ve büyük yapısı olan, ‘ Ölüm Arenası ‘ olarak da bilinen Kolezyum döneminin en kanlı gerçeklerine ve en ilginç kahramanlık hikayelerine gözcülük etmiş bir yapıdır. Bu tarihi ve eski yapının altında verilen mücadeleler ve kültürel birikintiler göz önüne alındığında devasa büyüklükteki eserin ihtişamını daha iyi kavrayabiliriz.

Kolezyum’un bulunduğu yerde önceden İmparator Neron’un sarayı varmış. Ama onun bu gösterişli sarayı ve savurganlığı halkın isyanına sebep olmuş. Bu süreçte Roma’da Neron’un ölümünden sonra kanlı savaşlar yaşanmış ve saray da yıkılmış. Ardından İmparator Vespasion, Kolezyum’u sarayın bulunduğu alana inşa ettirmiş ve bu dev yapının inşaatı 10 yıl sürmüş.Vespasion’un veliahtı Titus bu yapıyı M.S 80 yılında tamamlamış.Bu yapı tamamlandıktan sonra günlerce ve gecelerce süren acımasız ve kanlı güreşler, kurban etme törenleri gibi değişik kültürel faaliyetler yapılmış.

Kolezyum’un mimarı bilinmemektedir. Titus’un bu mükemmel yapıdan başka bir yapı inşa etmesin diye mimarını hayvanlara yem ettiği de söylenmektedir.

kolezyum ile ilgili görsel sonucu"

3. Agra/Tac Mahal ( Hindistan )

Hindistan’ın mistik havasını soluyan, aşkın gücüyle ayakta duran ve görenleri büyüleyen Tac Mahal… Aşkı sonsuzlaştırmanın kutsallığını her bir taşında fark edebileceğimiz bu şaheser Şah Cihan’ın, eşi Mümtaz Mahal’e olan aşkının ve bağlılığının simgesi olarak bilinir.

Şah Cihan ve Mümtaz Mahal‘ın evlilikleri babaları tarafından çok önceden alınmış bir kararmış. Alınan bu karardan 5 sene sonra da Şah Cihan ve Mümtaz Mahal evlenmiş ve bu durum 20 yıl sürecek bir aşkın başlangıcı olmuştur. Tarih, Şah Cihan ve Mümtaz Mahal’ın aşkını anlatan kayıtlarla doluymuş. Aynı zamanda Şah Cihan eşine hem kişisel, hem de devlet meselelerinde çok fazla güvenirmiş ve birçok yetkisini de onunla paylaşmış. Politikadan hoşlanmamasına rağmen Mümtaz Mahal sevdiği adamı bir an bile yalnız bırakmamış, onunla seferlere bile gitmiş. Ne yazık ki çok acı bir şekilde gittikleri seferlerden birinde doğum yaparken ölmüş.

Geçici olarak güzel bir bahçeye gömülmüş fakat Şah Cihan çok sevdiği eşinin yaşama veda etmesinin verdiği derin acıyla hayata küsmüş ve eve kapanmış. Bir süre sonra ise aşklarını ölümsüzleştirmek için Tac Mahal’i yaptırmış ve bu mükemmel eseri dünya tarihine bırakmıştır.

tac mahal ile ilgili görsel sonucu"

4. Los Angeles /Hollywood Yazısı ( ABD )

Tepelerin ardında hayali olan insanların hayallerini gerçekleştirmek için düşlediği büyülü, eğlenceli ve ışıltılı bir dünya… Sinema, eğlence, dans, müzik, şöhret ve belki de daha fazlasına şahit olabileceğiniz zamanın ve sınırların ötesinde bir yer: Hayaller şehri  “Hollywood” namı diğer “Hollywoodland!”

Hollywood Levhası 1923 yalında , Los Angeles’ın Hollywood bölgesinde yaşayan ve maddi durumu pek iyi olmayan kesimin iskanı için yürütülen bir projenin başlangıcı olarak hazırlanmış ve ilk başlarda tabelanın ismi Hollywoodland olarak yazılmıştı.  Sinema sektöründe çığır açmış bir yerin önceden gayrimenkul sektörüne ev sahipliği yapmış olmasının da bir hayli ilginç olduğu söylenebilir.

Gayrimenkul uzmanları, Crescent Sign Company ile 13 harfin güneye bakacak şekilde tepelere yerleştirilmesi konusunda kontrat imzalarlar. Şirketin sahibi olan Thomas Fisk Goff ( 1890-1984 ) levhayı tasarlar. Levhanın her harfi 9 metre genişliğinde ve 15 metre uzunluğundadır. Ayrıca tam 4000 ampul kullanılarak ışıklandırılmış ve estetik görünümü tamamlanmıştır. Levha yerine yerleştirildiğinde ise takvimler 13 Haziran 1923’ü gösterir. Projenin maliyeti ise 21000$ dır.  Bazı kaynaklara göre, levhanın kalıcı olması planlanmamıştır. Levhanın yaklaşık olarak 1-1,5 yıl kalması planlansa da Los Angeles’ta Amerikan sinemasının popülerlik kazanmasıyla birlikte uluslararası bir sembol haline geldiği için korunduğu söylenir.

Levhanın resmî bakım ve onarımı 1939 yılında sona erer. Ancak ne yazık ki levha bu tarihlerden sonra çeşitli kazalara ve kasıtlı yapılmış hasarlara maruz kalır. Tüm bu kazalar ve görülen zararlardan sonra levha çeşitli güvenlik önlemleriyle koruma altına alınır.

hollywood yazısı ile ilgili görsel sonucu"

5. Berlin/Berlin Duvarı ( Almanya )

Acılar, kayıplar, gözyaşları, özlem ve yüreklere dokunan hatıralara şahit olan 46 kilometre uzunluğundaki dikenli tellerle çevrelenmiş, çaresizliğin timsali soğuk bir duvar… Utanç duvarı olarak da bilinen Berlin Duvarı aldığı bu ikinci ismi yaşanan onca acıdan ve insaniyeti , merhameti yok eden olaylardan dolayı hak ettiği söylenebilir.

Berlin Duvarı’nın yapılış süreci II. Dünya Savaşı’nı kaybeden Almanya’nın yaşadığı en karmaşık ve en kötü süreçlerden biridir. Bu yenilgiyle Almanya ve başkenti Berlin işgalci ülkeler arasında dört kısım olarak paylaşılmıştır. Sonrasında batı ittifakı birleşmeyi önermiş ve Sovyet güçlerinden olumsuz yanıt almıştır. Alınan bu olumsuz cevap ise yeni rejimlerin oluşmasına ortam hazırlamıştır.

Almanya’nın yeniden oluşumunu sağlamak isteyen batı ittifakı Doğu Almanya kısmındaki Sovyetler ve yönetimine karşı bir cephe ve güç oluşturma girişiminde bulunmuşlardır. Bunu fark eden Sovyetler ise yeni bir rejim ve çözüm bulma arayışına girmişlerdir. Doğu Almanya’da gerçekleştirilen sosyalizm ve otoriter yönetim, halkı bıktırmış ve Batı Almanya’ya kaçışları beraberinde getirmiştir. 1952 yılında ise Doğu ve Batı Almanya arasında bu utanç sınırı belirlenmiş ve 13 Ağustos 1961 yılında tamamlanacak olan bu duvar bir gecede örülmüştür. İlk başta tel örgüler ile kaçışlar engellenmeye çalışılsa da, 270.000 kadar insan Batı Almanya’ya ulaşmayı başarmıştır. Duvarın daha etkili olması ve kaçanların daha kolay farkedilmiş için duvarın doğu tarafı beyaza boyanmış, ancak yapılan bu hamle de başarısızlık örneği olmuştur. Duvarın geçirmemesi için birçok tehlikeli önlemler alınsa da birçok insan tünel kazma ve balon uçurma gibi yöntemlerle duvarı geçmeyi başarmıştır. Ancak ne yazık ki herkes bu kadar şanslı değildir ve tahmini olarak 240 kişinin bu duvarı aşmaya çalışırken öldüğü tespit edilmiştir. Tüm bu kaçışların verdiği zararlardan dolayı 13 Haziran 1990 yılında duvarın yıkımı başlamış ve 1992 yılında tamamlanmıştır.

berlin wall ile ilgili görsel sonucu"

Kaynak 12345

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here