Leonardo da Vinci‘nin Mona Lisa portresinin dünyanın en ünlü resmi olduğunu söyleyebiliriz. Onu koruyan kurşun geçirmez camı hesaba katmazsak 77 cm x 53 cm gibi ufak ebatlara sahip bu resim genelde kendisini gören insanlara “Bu kadar küçük müymüş?” dedirtiyor. Bu eser her yıl yaklaşık altı milyon ziyaretçiyi Louvre Müzesi’ne çekmektedir. Ziyaretçilerin çoğu şaheseri birkaç saniyeliğine görebilmek için saatlerce bekliyor. Bu ikonik eser, Versay Sarayı’nın salonlarına zerafet katmış, Napolyon‘un Tuileries Sarayı’ndaki yatak odasını süslemiş ve 1911’den 1913’e kadar da Paris’te mütevazi bir dairede bulunan bir sandığın içinde saklanmıştır. Mona Lisa, her yıl sadece bir gün, yerinden indirilerek temizleniyor.

Peki Mona Lisa’yı neden bu kadar çok biliyoruz ve bu bir rastlantı mı?

Ressam elbette tabloyu yaparken tüm bunları düşündü mü düşünmedi mi kimse bilemez fakat gizem yaratarak dünyaya bir karmaşa bıraktığı kanıtlanabilir bir gerçek. Mona Lisa’yı gerçekten kusursuz bir sanat eseri olduğu ve onu çok iyi çözümleyebildiğimiz için mi seviyoruz veya biliyoruz yoksa tüm insanların gülümsemesinden, bakışlarından bahsetmesinden kaynaklanan bir bilmişlik, tanımışlık mı bu? Eğer Mona Lisa gözleri ile kendisine bakan kişiyi takip etmese bu kadar bilinebilir miydi? Yahut birçok sansasyonel olaya vesile olmasa bu kadar popüler olabilir miydi ya da gerçekten bu kadar popüler olduğu için mi birçok olayın hedefi haline gelmişti? Dünyanın en gösterişli müzesinde birçok koruma yöntemi ile korunan, önünde insanların çığlıklar atıp kuyruklar oluşturduğu bu eser tabii ki bu kadar merak uyandırıp izleyiciyi kendisine çekecektir. Sanat ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir insan bile Mona Lisa’yı kendi arkadaşıymışcasına biliyor ve suratını zihninde hemen canlandırabiliyor. Portrelerin kendine has bir gizemi her zaman oluyor. Örneğin; Van Gogh’un otoportrelerinden birçoğunda da fazlasıyla mesaj ve gizem bulmak mümkün. Ancak da Vinci bunu en iyi şekilde ortaya koyan sanatçılardan biri olduğu için böylesine ikonik ve kusursuz bir eser çıkmıştır. Ee… Kim derdi ki bir zamanlar Napolyon’un yatak odasını süsleyen bu ufacık portre gün gelecek milyonları kendine hayran bırakacak ve sanatın kalbi şekline bürünen bir başyapıt olacak.

Mona Lisa hakkında gülümsemesinden, surat ifadesine kadar birçok teori ortaya konmuştur. Tabloya bakanın gözüne çarpan dikkate değer bazı hususlar söz konusudur.

Portrede gösterilen kadının gözleri, izleyicileri kendisine bakarken takip edebilme gibi esrarengiz bir yeteneğe sahiptir. Bu aslında sadece da Vinci’ye özel bir özellik değildir fakat bu resimde bu etki eserin ayırt edici vasıflarından biri olmuştur.

Dünyanın en ünlü tablosunun bir diğer ayırt edici özelliği ise; kadının gizemli gülümsemesidir. Bir an canlı, mutlu ve ışıltılı iken bir sonraki an kayıtsız ve durgun bir gülümsemedir bu. Tabloyu beğenmek, sevmek veya sevmemek bir kenara dursun Mona Lisa dünyaya gelmiş en ünlü siyasetçilerin, yıldızların yüzünden daha tanıdık ve daha meşhurdur. Bu yüz gelecekte de unutulacak gibi durmuyor.

Mona Lisa tablosu günümüze kadar birçok suikast ve hırsızlık girişimlerine maruz kalmıştır. Hatta 1956 senesinde, üzerine asit dökülmek suretiyle saldırıya uğrayan tablonun restorasyonu seneler sürmüş; restorasyon sırasında tablonun büyük bir bölümü yeniden boyanmıştır.