Her ne kadar Türkiye’de “Heykel Parkı” ismi altında parklar olmasa da bazı parklarda çeşitli sanatçıların yaptığı heykeller sergilenmekte. Fakat “Heykel Parkı” kavramı ülkemizin sınırları dışında gayet ilgi gösterilen ve desteklenen bir konsept. Heykel Parkları sanatın duvarlar arasına sıkışmaması, insanların sanat eserleri arasında vakit geçirebilmesi, toplumsal mesajlar verme, çocukların sanat eserleri arasında koşturup oyun oynamaları vb. birçok benzeri konuda olumlu açıdan yararlı bir konsept olduğu su götürmez bir gerçek. Şimdi de “Heykel Parkı” konseptinin Dünya’daki en göze çarpan 6 tanesini inceleyim;

Storm King Sanat Merkezi, New Windsor, New York

Adını yakınındaki Storm King Dağı’ndan alan ve ilk olarak 1960 yılında Ralph E. Ogden tarafından “Hudson Nehri Okulu” öğrencilerinin resimleri için müze olarak kurulan Storm King Sanat Merkezi, kısa bir süre içinde 20. yüzyılın en beğenilen sanatçılarının eserlerini içeren bir mekana dönüştü. Kurulduğu tarihten bu yana Alexander Calder, Grace Knowlton, Mark di Suvero ve Maya Lin gibi sanatçılarının eserlerinin yanı sıra geniş koleksiyonuna yeni parçalar eklemeye devam ediyor.

Ekebergparken, Oslo, Norveç

Norveç’in Oslo şehrinin güneyinde yer alan bu milli park ve heykel parkı sanat koleksiyoncusu Christian Ringnes tarafından başlatılmış ve finanse edilmiştir. Sadece 2013’ten beri açık olmasına karşın son 6 yılda koleksiyonuna performans sanatçısı Marina Abramović’in eserleri ve Salvador Dalí’nin Venüs de Milo’nun bronz heykeli dahil olmak üzere birkaç düzine sanat enstalasyonu* ekledi.

Enstalasyon*: Yerleştirme Sanatı olarak da bilenen, geleneksel sanat eserlerinden farklı olarak mekan ile birlikte ve mekanı kullanarak yapılan bir sanat türüdür.

Olimpiyat Heykel Parkı, Seattle, Washington

İçinde plajı bile olan bu park 20 Ocak 2007’de Seattle Sanat Müzesi tarafından oluşturulmuş. Puget Boğazı’na bakan bu park aynı zamanda kentin en büyük yeşil alanı olma sıfatını da sırtında gururla taşıyor. Parkın en ilgi çeken Alexander Calder’in kiraz kırmızısı “Kartal” ve Jaume Plensa’nın “Yankı” eserleri Instagram’da paylaşım yapmak isteyenler için kaçırılmaz bir nimet olarak parkta yer alıyor.

Hakone Açık Hava Müzesi, Hakone, Japonya

1969 yılında açıldığında Japonya’nın ilk açık hava müzesi konumundaydı, şimdi ise üzerinden yarım asır geçmesine rağmen, 1000’den fazla heykeli bir araya getirmesiyle ülkenin en ünlü sanat kurumlarından biri olmaya devam ediyor. Müze, büyük ölçüde Taro Okamoto ve Yasuo Mizui gibi Japon sanatçılara odaklanırken, aynı zamanda 20. yüzyıl İngiliz sanatçısı Henry Moore ve Empresyonist İtalyan heykeltıraş Medardo Rosso gibi uluslararası isimlerden oluşan ayrıntılı bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Müze ziyaretçilerine sanat eserlerinin yanı sıra nefes kesici dağ ve vadi manzarası sunmasıyla da ünlü.

Yorkshire Heykel Parkı, Batı Yorkshire, İngiltere

1977’de eski malikane parkında kurulmuş olan açık hava heykel müzesi şu anda 4 üstü kapalı galeri ve 200 kusur dönüm arazi üzerinde ziyaretçilerine hizmet veriyor. Kendisini “duvarsız bir galeri” olarak niteleyen devasa heykel parkı, Ai Weiwei, KAWS, Joan Miró, Tony Cragg ve Amar Kanwar da dahil olmak üzere heykel dünyasının kim tarafından yaratılan eserler için hem geçici hem de kalıcı bir ev olarak hizmet etti.

Socrates Heykel Parkı, New York City

1986’da New York’un ilk heykel parklarından biri haline gelmeden önce, Queens’in Long Island Şehrin’de bu topraklar terk edilmiş bir çöp sahası olarak hizmet etti. Bu fırsatı değerlendirip, bu parka imza atan heykeltıraş Mark di Suvero, dört dönümlük su kenarındaki araziyi aldı ve Socrates Heykel Parkı’nı yarattı. Benzerlerine oranla küçük olmasına rağmen şehrin yüksek gökdelenlerin arasında adeta saklı bir cennet gibi kendisi korumaya ve sanatseverler ve sanatçılar için bir alan sunmayı başarıyor.

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here