25 Ocak 1882’de Londra’da dünyaya geldi Virginia Woolf (doğum ismiyle Adeline Virginia Stephen).

Hani günlük hayatta bir şey düşünmeye başladıktan dakikalar sonra, düşünceler zincirinin öbür ucunda, bambaşka bir konuda kafa patlatırken buluruz ya kendimizi… İşte bilinç akışı denilen bu tekniği ustalıkla kullanarak karakterlerinin içsel monologlarını tüm çıplaklığıyla önümüze serdi Virginia Woolf. Kural ve kalıpları yıkarak edebiyatta modernist hareketin en önde gelen isimlerinden biri oldu.

Eserleri

  • Dışa Yolculuk (1915)
  • Gece ve Gündüz (1919)
  • Jacob’un Odası (1922)
  • Mrs Dalloway (1925)
  • Deniz Feneri (1927)
  • Orlando: Bir Yaşamöyküsü (1928)
  • Dalgalar (1931)
  • Yıllar (1937)
  • Kendine Ait Bir Oda (1929)
  • Londra Manzaraları (1931)
  • Flush, Bir Köpeğin Romanı (1933)
  • Üç Gine (1938)
  • Perde Arası (1941)
  • Virginia Woolf’un Günlükleri
  • Pazartesi ya da Salı (1921)

Virginia Woolf, yaşadığı dönemdeki kadın-erkek eşitsizliğinden dolayı diğer erkek kardeşleri gibi okula gönderilmedi. Fakat babasının kütüphanesinde kendini geliştirerek kadınlığın talihsiz yazgısını reddedip bu ataerkil toplum düzeninin tekerine çomak sokmaya kararlıydı.

Feminist bir manifesto niteliğindeki “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın.” sözleriyle Victoria devri kadınlarının deniz feneri oldu, fırtınalı gecelerin dev dalgalı sularında yol gösterdi onlara. Öyle ki ölümünden yıllar sonra bile bizlere.

Henüz 13 yaşındayken annesini kaybetti. Kendi deyimiyle “olabilecek en büyük felaket” idi onun hayatında bu olay. Hastalığının tohumları daha 13 yaşındayken atılmaya başladı böylece ruhuna.

Ne kadar güçlü ve sıradışı düşünceleri, sağlam bir duruşu olsa da hassas ve duyarlı kişiliği onun sonunu getirdi. 2. Dünya Savaşı ile birlikte kronik bir buhran haline gelen ruhsal hezeyanlarına artık dayanamayan Virginia Woolf, 28 Mart 1941’de ceplerine doldurduğu taşlarla, kendini evlerinin yakınındaki Ouse Nehri’nin sularına bırakarak dünyaya veda etti.

Mezar taşında Dalgalar adlı kitabının “Kendimi sana doğru savuracağım, yenilmeksizin ve boyun eğmeden, ey ölüm!”  cümleleri yazmaktadır.

Eşi Leonard Woolf’a bıraktığı yüreklerimizi yakan intihar mektubunun orijinal metni ve çevirisini aşağıdan okuyabilirsiniz.

Leonard Woolf’a, 18 Mart 1941

“En sevdiğim;

Yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç zamanların bir diğerini artık atlatamayacağız. Ve ben bu sefer iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım ve odaklanamıyorum. Bu yüzden bana göre yapılması gereken en iyi şeyi yapıyorum. Bana verilebilecek en büyük mutluluğu verdin. Her şeyim oldun, bir insanın ne kadar yanında olunabilirse o kadar yanımdaydın. Bu iğrenç hastalık gün yüzüne çıkmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Daha fazla savaşmaya gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam rahatça çalışabileceğini biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Bak, doğru düzgün yazamıyorum bile. Söylemek istediğim şu ki, hayatımdaki bütün mutluluğumu sana borçluyum. En başından beri sabırlı ve inanılmaz iyi oldun bana. Söylemek istediğim, bunu herkes biliyor, beni kurtarabilecek biri olsaydı o sen olurdun. Bana karşı mutlak iyiliğin dışında her şeyi kaybettim. Artık hayatını mahvetmeye devam edemem. Başka iki insan, seninle ben kadar mutlu olamazdı. V.”

 

 

 

Son olarak, farklı zaman dilimlerinde yaşamış üç kadının bir gününü Mrs. Dalloway kitabı ekseninde birleştiren ve Nicole Kidman‘ın Virginia Woolf rolüyle Oscar ödülü kazandığı Saatler (The Hours) filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here