1980’li yıllarda insanların kendini yansıtmak için kullandığı bir araç olan sneakerların hikayesine kaldığımız yerden devam etme vakti geldi. İlk yazımızda bahsettiğimiz başlangıç döneminden sonra belki de tüm oyunu değiştirecek bir döneme geçiş yapıyoruz artık: “Yükseliş”

Yıl 1990’lara geldiğinde sneaker kültürü bir alt kültürden ana akıma taşınmış ve belli bir topluluk tarafından benimsenmeye başlamıştı. Bir ayakkabıdan daha fazlası haline gelen sneakerlara ise erişim internetin yaygın olmamasından ve olsa bile sneakerlara dair bir kaynak bulunmamasından dolayı çok kısıtlıydı. İnsanlar yeni çıkacak sneakerları ancak televizyon reklamlarından ve belirli sneaker dükkanlarını ziyaret ederek öğrenebiliyordu. Bu dönemde kilometrelerce yol yapan sneakerheadler, kendisine ait en iyi sneakerları bulmak için büyük bir yarışa girmişlerdi. Bu yarışın farkında olan girişimci kişilikler ise tüm sneaker dünyasını değiştirecek bir atılım yaparak resell piyasasını geliştirmeye karar verdi.

Resell dediğimiz tekrar satış kavramı aslında basit bir düzen üzerine kurulmuştu. Perakende satış noktalarında satışa sunulan sneakerlara erişim o zamanlar herkes için kolay olmadığından, fazla talep göreceği tahmin edilen ayakkabılar insanlar tarafından alınıyor ve üstüne ücret eklenip satılıyordu. Bu sistem zamanla sneaker dünyasının bir ekonomik sisteme sahip olmasına sebep olmuştu. Satış noktalarına yakın olan insanlar en iyi sneakerları topluyor ve satarak kazanç elde ediyorlardı. Bu durum kısa sürede yayıldı ve piyasa genişledi.

Bu sebepten dolayı artık fazla talep göreceği tahmin edilen sneakerlar için dükkanlar önünde sıralar oluşuyordu. Bunlardan en büyüğü ise Nike Dunk SB Low Staple “NYC Pigeon” isimli bir ayakkabı için 2005 yılında gerçekleşmişti. Nike, her Dünya şehri için bir Nike Dunk SB modeli tasarlamaya karar vermişti. Paris, Tokyo ve benzeri büyük şehirler için tasarlanan bu modellerden biri de New York için tasarlanan Pigeon modeliydi. Bu özel konsept, sneakerheadler tarafından duyulduğu andan itibaren ayakkabı için satılacağı mağaza önünde uzun bir kuyruk oluşmuştu. Kuyruk caddelerce uzadı ve artık kaldırımları hatta yolları kullanılamayacak bir hale getirdi. Bununla birlikte sıradaki insanların çıkardığı tartışmalar tansiyonu iyice yükseltmişti.

Çevre sakinlerinin bu durumdan rahatsız olmasından dolayı bölgeye polis geldi ve sırayı dağıtmaya çalıştı. Sırada bekleyen sneakerheadler gitmek istemeyince ise polis müdahale etme kararı aldı. Ağır müdahalenin ardından sneakerın satılacağı mağazanın yetkilileri, sıradaki kişileri mağazanın içine alıp arka kapıdan çıkararak insanları oradan çıkarmaya başladı.

Bu olay, bölge ve ulusal basında büyük bir yankı uyandırdı ve sneaker kültüründen haberdar olmayan binlerce kişiyi de sneaker oyununa dahil etti.

Sınırlı sayıda olan sneakerları elde etme yarışının miladı olan bu olaydan sonra ise sneaker dükkanlarının önünde sıra bekleyen insanları görmek artık normal bir hale gelmişti. Kendi içinde gelişen ekonomisi ve topluluğu ile sneaker kültürü, bir alt kültürden pop kültüre dönüşmeye başladı.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here