Bizi güldürmesi, çılgın gülümsemesi, gereksiz gevezelikleriyle gönlümüzde taht kuran; kimilerine göre kötü, kimilerine göre de iyi olan Joker karakterini dünden bugüne canlandıran aktörleri daha yakından tanıyoruz.

Sinema tarihinde Joker karakterini ilk kez 1966 senesinin yazında, Leslie H. Martinson’un yönettiği Batman konulu süper kahraman filminde görme şansı elde ettik. Cesar Romero, o şen kahkahaları ve alaycı bakışları ile daha o zamanlardan bile Joker’in kalplerimizde nasıl taht kuracağının sinyallerini vermişti. Dönem şartlarının izin verildiği kadarıyla yapılan çekimlerin yanı sıra, oyuncuların makyajları da bir o kadar değişiklik göstermesine rağmen, Cesar Romero başarılı oyunculuğu ile bizlere makyajın aslında çok da önemli olmadığını, karakterine tam olarak büründüğün zaman her şeyin başarılı bir şekilde gerçekleştirilebileceğini kanıtlayıp belki de ilk kez Joker o kadar da kötü değildir diye düşünmemize yol açtı.

Cesar Romero’nun gönüllerde taht kurmasından tam olarak 23 sene sonra ise, Warner Bros’un yapımını üstlendiği ilk Batman filmi vizyona girdi. Bu kez Joker karakterini canlandıran oyuncu The Shining filmiyle öne çıkan Jack Nicholson oldu. Jack, Joker karakterinin üstesinden öyle iyi geldi ki Burton’ın da Joker karakterini daha fazla ön plana çıkarması ile birlikte, insanların Joker karakterine olan bakışının değişmesinde büyük rol oynadı. İnsanlar artık Joker’in sadece basit bir kötü karakter olduğunu düşünmüyordu. Geçmişini, bu kadar kötü eylemlerde bulunmasının sebebinin ne olduğunu düşünmeye başladılar.

Şimdilerde, ünlü yönetmenin çektiği Batman filmlerini pek de iyi anmıyoruz, belki Nolan, The Dark Knight ile çıtamızı yükselttiği için, belki de dönemin şartlarından kaynaklanan çekim kalitesinden böyle kaynaklanıyordur. Sadece şunu diyebiliriz, 1989 yapımı olan Batman uyarlaması, Joker karakteri için bir dönüm noktası oldu.

1993 senesinde ise işler biraz farklı ilerledi, Warner Bros ilk kez orijinal bir tiyatro filmi çıkarmaya karar verdi ve yönetmen koltuğuna Eric Radomski ile Bruce Timm oturdu. Bu film birçok insana göre, en iyi süper kahraman animasyonu uyarlamasıydı.

Star Wars serisinde Luke Skywalker’ı canlandıran ünlü oyuncu Mark Hamill ise Joker’i seslendiren o isim olmayı başarmıştı ayrıca Mark Hamill Joker’in o deli gülüşlerini öyle bir yapıyordu ki artık Batman animasyonlarındaki, Joker karakterinin aranan ismi haline gelmesi kaçınılmaz oldu. 13 sene sonra bile, Batman: The Killing Joke isimli yetişkin animasyonunda Joker karakterinin seslendirmesini yapmıştı.

Zurnanın zırt dediği yere gelmiş bulunuyoruz, 2008 yapımı Christopher Nolan filmi olan The Dark Knight her şeyi değiştirdi. Bir kere, Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi ve Brokeback Dağı gibi kült haline gelen filmlerde izleme şansı elde ettiğimiz Heath Ledger’i ilk kez Joker olarak gördük. Bu durum bazıları tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı, bazıları tarafından ise büyük bir mutsuzlukla. Heath, Joker karakteriyle o kadar iyi uyum sağladı ki aynı sene içerisinde vefat eden ünlü oyuncuyu ekranlarda bir daha göremeyecek olmak hayranları başta olmak üzere herkesi çok üzdü.

The Dark Knight uyarlamasından 8 sene sonra ise DC Comics’in Suicide Squad isimli süper kahraman filminde Joker olarak Jared Leto’yu görme şansı elde ettik. Bu isim o kadar beklenmedikti ki açıklandığı dönemlerde çoğu hayran bunun bir şaka olduğunu düşündü. Değildi. Daha öncelerde Fight ClubPanic RoomAmerican Pyscho ve Mr. Nobody gibi filmlerde birbirlerinden farklı rollerde görmüş olmamıza rağmen, Leto’nun Joker performansı hakkında her kafadan farklı bir ses çıktı. Bazıları role hiç yakışmadığını, izlemesinin tek sebebinin güzel yüzü olduğunu söyledi, bazıları ise en iyi Joker olduğunu.

dünden bugüne joker

Şimdilerde ise, medya yeni çıkacak olan Joker uyarlaması solo filmle çalkalandı desek yalan olmaz. Todd Philips’in yönetmen koltuğuna oturduğu filmde Joker karakterini canlandıran oyuncu ise Gladiator ve Her filmleriyle ün kazanmış olan Joaquin Phoenix. Bir çizgi roman uyarlaması olduğu halde, 76’ncısı düzenlenen Venedik Film Festivali‘nin en büyük ödülü ‘Altın Aslan’ Joker filmine verildi ki bu çoğu hayranın film için olan beklentilerinin artmasını sağladı.

Phoenix, Walk The Line filmi ile Altın Küre Ödüllerinde en iyi erkek oyuncu kategorisinde ödül kazanmış olsa da aynı film ve Gladiator ile aday olduğu; BAFTA, Oscar ve Altın Küre Ödüllerini kazanamadı. Ödüllü bir oyuncu olmasa dahi, fragmanlardan gördüğümüz ve izleme şansı elde eden insanların tepkisine bakarak; bizi büyük bir şaheserin beklediğini düşünmeden edemiyoruz, tabi bir de Phoenix’i bekleyen o ödülleri.

Peki ya sizce şimdiye kadarki en iyi Joker kimdi?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here