Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
81

Dönemin Efsanesi serisine hoş geldiniz! Her yazıda bambaşka dönemlerde efsaneleşmiş, dönemine yepyeni soluk getirmiş filmleri, albümleri, kitapları, dizileri tüm yönleriyle inceleyeceğiz. Hem de spoiler olmadan! Bu haftanın konuğu Cowboy Bebop. Yayınlandığı 1998 yılından itibaren popülerliğinden hiçbir şey kaybetmeyen yapım 26 bölümlük TV anime serisine ve bir filme sahip. Japonya ve ABD başta olmak üzere dünya çapında türüne göre ciddi bir ticari başarı elde eden bu serinin efsane olarak anılmasını sağlayan detayları birlikte inceleyelim.

Hikayemiz 2071 yılında, dünyayı yaşanmaz hale getiren hiperuzay geçidi kazasından 50 yıl kadar sonrasında, “Bebop” isimli gemileriyle güneş sisteminde ödül avcılığı yapan kahramanlarımızın maceraları etrafında geçiyor. İnsanoğlu o kazadan sonra solar sistem üzerinde yaşanabilir gezegenlerde ve uydularında koloniler halinde yaşamaya başlamıştı. Artan suç oranıyla birlikte ödül avcılığı legal hale getirilmişti. Animenin başrolü olan karakter, Spike Spiegel, eski bir tetikçi. Eski bir polis memuru olan Jet Black ile birlikte kelle avcılığı yaparken yolları, animenin kadın başrolü olan, Faye Valentine ile kesişir. Daha sonrasında hikayeye 13 yaşındaki hacker Edward ve laboratuvardan kaçmış, çok zeki köpek Ein da katılır ve kadro tamamlanır. İki erkek, bir kadın, bir çocuk ve köpekten oluşan ve uzayda maceradan maceraya koşan ekibimiz başlangıçta “klişe” hissi uyandırsa da seriyi efsaneleştiren aslında konuyu işleyişte ve detaylarda gizli.

Öncelikle baş rolümüze yoğunlaşalım; Spike, eski bir tetikçi, yakın dövüş ve silah kullanımında ustalaşmış aynı zamanda yetenekli bir pilot. Öte yandan hayatı “her şey olacağına varır” mantığında akışına bırakmış şekilde yaşaması, sigara içmesi, dağınık gömlek yakası ve kravatı, kabarık saçları, hazırcevap tavırları onu, o dönemde Amerikan filmlerinde gördüğümüz havalı karakterlerle özdeşleştiriyor. Serideki herkesin “aslında kendi başıma da yeterim ama sizinleyim bir şekilde…” tavrı en çok Spike’ta dikkatimizi çekiyor. Çizimlerinde onu diğer animelerin ana karakterinden ayıran bir diğer özelliği ise kullandığı dövüş stilinin gerçeğe dayanması (Bruce Lee’nin geliştirdiği “Jeet Kune Do” stili). Geçmişiyle alakalı sıkıntıları seri boyunca peşini bırakmaması ama hiçbir zaman da açık açık bu konulara değinilmemesi sürekli hakkında merak uyandırıyor. Bu durum izleyicinin dikkatini sürekli Spike üzerinde yoğunlaşmasını sağlıyor. Bu pozitif bir özellik olmasına rağmen bu kadar güzel yan karakterlere sahip seride diğer karakterler için de daha çok detay öğrenmeliydik hissi uyandırıyor.

Her bölüm birbirlerinden bir şeyler öğrenen bu tatlı ve tehlikeli ekibin başı sonu olmayan günü kurtaracak kadar olan çabaları, sanatsal çizimleri, her karakterin yarattığı imajlar o döneme kadar yapılmış eserlerle arasına hep fark koyuyor. Serinin yönetmeni ve yaratıcısı Shinichirō Watanabe eserlerinde hep çok yönlü bir sanatçı olduğunu gözler önüne seriyor. Hem kovboyluk, hem uzay, hem de insanların kültür farklılıkları gibi her biri ayrı ayrı seri olabilecek konuları bir araya getirerek eşsiz bir lezzet ortaya çıkartıyor. Bu da her eserinde eleştirmenlerden ve izleyicisinden pozitif geri dönüş almasıyla kanıtlanıyor. Hiçbir detayı üstünkörü atlamayan yönetmenimiz izleyicilere  seriyle bağ kurabilecek belirli nesneler göstermeyi de unutmuyor (sigara, uzay, Jericho 941 R, kahve, noodle…).

Serinin en az diğer özellikleri kadar göze çarpan detaylarından biri de müzikleri; Amerikanvari, 50ler, 60lar Jazz/blues havasında olan ve Yoko Kanno’nun elinden soundtrackler Cowboy Bebop’ın aslında sadece Japonya’da yayınlanması için yapılmamış tüm dünyaya hitap edebilir yapısını destekleyici nitelikte. Bir diğer göze çarpan ilgi uyandıran detay ise bölüm isimlerinin albüm, şarkı veya müzik türü isimlerinden esinlenilmiş olması.

Kaynak: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
81

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here