Bu içeriğimizde Türk edebiyatının klasiklerine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Divân şiirine saklanmış birbirinden güzel, daha önce duymadığınız, mazmunlara göz atacak ve kullanımlarına şahit olacağız. Öncelikle mazmun ne demek bunu açıklayalım: “Kelime olarak , “anlam” ve “kavram” demektir. Divan Yazını’nda, kimi kavramları dolaylı bir biçimde anlatmak için başvurulmuş, her ozanın aynı anlamda kullandığı bir tür kalıplaşmış söz; örneğin Divan Şiiri’nde boy bos yerine servi, kirpik yerine ok, diş yerine kullanılan inci sözcükleri mazmundur.”  Kökeni Arapça olan bu kelime klasik edebiyatımızın yapı taşıdır.

1) Ahfeş اخفش :Yalnız gece gören; zayıf bakışlı.

Arap alimlerinden üç kişi bu lakapla anılır. Ebülhattab Abdülhamîd, Saidb. Mes’âde ve Ali b. Süleyman. Hangisi olduğu bilinmemekle birlikte bunlardan birisi kitap okurken devamlı yanındaki keçisiyle ilgilenir ve adeta dersi ona anlatırmış. Her dersten sonra da “Öyle değil mi” anlamında keçinin yularını çekerek onaylatırmış. Keçi bir müddet sonra şartlı reflekse girip her cümlenin sonunda başını sallar olmuş. Bunun için bir şeyi anlamadan başını sallayanlar Ahfeş’in keçisine benzetilir. Şairler bu imajı genellikle zâhid ve sofular için kullanmışlardır.

Deme koyun gibi mazlûmdur mürâîye

Başını sallarsa da mânend-i büz-i Ahfeş

                                                    Nâbî

2) Bintü’l- ineb بنت العنب : Şarap, üzümün kızı, bade.

Üzümden çekilmiş şaraba bintü’l-ineb denir. Şairler içki yerine kullanır. Arapça “bint” (kız) kelimesiyle de kelime oyunları yapılır. Farsçada da “duhter-i rez” şeklindedir.

Merd odur bintü’l-inebden gayrı bezm-i hâsına

Hiç ne avret uğratır ne pây-ı duhter bastırır

Sâbit

3) Ferzane فرزانه : Hakim, filozof, bilgili kimse.

Eskiden satranç oyununda vezire verilen ad. Kelime satranç tabirleri içinde tenasüp yoluyla kullanılır.

Ferzâne-i cihânsın o ruhlerle sen bugün

Şâhân-ı hüsn atın önünce piyadedir

Bâkî

4) Kebîkec كبيكج : Haşarat ve zaralı böceklerin iş ve hareketlerini düzenleyen meleğin adıdır.

Kitap kurdu ve güveler de bu meleğe bağlı olup izinsiz iş yapamazlarmış. Bu inanış sonucunda eskiden kitaplara “Yâ Kebîkec” yazılır ve artık kitabın her türlü haşarata karşı sigortası yapılırmış. Nitekim el yazması eserlerin pek çoğunun kapağında bu isim yazılıdır. Bir nevi haşarat ilacı yerine geçermiş. 🙂

Mülk-i Fâs içre odu müevvectir

Âhir-i nüsha-i Kebikec’tir

Münîf

5) Mengûş منگوش : Küpe. 

Bektaşîlikte mücerredliğe (evlenmemeye) karar veren dervişin sağ kulağına tören ile bir küpe takılır. Bu küpe demir, pirinç, gümüş, Necef taşı vs. birçok maddeden olabilir.

Mest olup Bezm-i Elest’ten tâze kıldık hûşumuz

Hûşumuzdan cümle âlem halkına mengûşumuz

Selâmî

6) Zünnâr زنّار : Papazların bir alâmet olmak üzere bellerine bağladıkları uçları püsküllü örme kuşak. Günümüzdeki robdöşambrların kuşakları gibidir. Bunu kullananlar uçlarını arkaya doğru sarkıtırlar ve en ucuna haç asarlar. Bu kuşak evlenmemeye delâlettir. Divân şiirinde saça benzetilir. Tasavvufta kendini Tanrı’ya adamak, hizmet, sülûk ve riyâzet alâmetidir. Bektaşîlerdeki tîğ-bend kuşağa da zünnâr adı verilir.

Zülfün gidermiş ol sanem kâfirliğin komaz henüz

Kesmiş velî zünnârını dahî müselmân olmamış

Ahmed Paşa

7) Gılmân غلمان : Tüyü ve bıyığı çıkmamış delikanlı anlamına gelen kelimedir. Cennet hizmetkarları yerine kullanılır. Cennetliklerin her istediğini yerine getirecek olan bu gençlerin dişilerine de hurî denir. Güzellik timsali olan Gılmân’ın çocukken ölenlerden oluşacağı rivayeti vardır. Bunlar nurdan yaratılmış gençlerdir.

İki cânibde durmuş hûr u gılmân

Nitekim ravza-i cennetde Rıdvân

Şeyhî

 

8) Ceres جرس : Çan, çıngırak. Kervan ve kervancılığın önemi sebebiyle birçok söyleyiş doğmuştur. Kervan göçerken çoğunlukla yavru develere veya kervanın arkasında gelen hayvana takılan çıngırağın sesi, kervan ehline bir uyarı anlamı taşırdı. Şairler bu sesten çeşitli imajlar ortaya koyarlar. Gönül, cân ile birlikte sevgilinin peşinden gitmek ister. Bu durum kervana benzer. Bu kervanın ceresi ise aşığın âh ve figânlarıdır.

Himmet ey kafile-sâlar-ı târikat tâ çend

Dûrdan gûşumu pür-şûr ede bang-ı ceresin

Nedîm

Kaynakça : PALA, İskender, “Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü”, Kapı Yayınları, İstanbul, 2014

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here