Frida Kahlo, 1907 yılında Mexico City’de fotoğraf sanatçısı bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. Çizdiği resimlerle bizlere kendisi hakkında çok fazla şey anlatan Frida, aynı zamanda dış görünümü ve stiliyle akıllardan silinmeyecek bir etki bıraktı.

2004 yılının Nisan ayında keşfedilen gardırobu sayesinde, Frida hakkında öğreneceğimiz daha çok şeyler var gibi gözüküyor. Kendisi gibi Meksikalı olan eşi sanatçı Diego Rivera ve arkadaşı Dolores Olmedo‘nun özel isteğiyle 50 yıl boyunca saklanan gardırobunun parçalarına şimdi bir göz atalım.

Frida Kahlo Müzesi’nde sergilenen 300 parçalık kıyafet, takı, ayakkabılar ve hastalığından dolayı devamlı kullanmak zorunda olduğu korseler, Frida’nın kişiliği hakkında bize birçok değerli bilgiyi de beraberinde getiriyor.

Sağ bacak protezine sabitlenmiş, Çin motifleriyle süslü kırmızı deri çizmenin üzerinde somon rengi iplere tutturulmuş çanlar bulunmakta.

Frida Kahlo ile özdeşleşen Tehuana geleneksel kıyafeti sadece vücudundaki kusurları gizlemeye yarayan bir nesne değil, aynı zamanda onun için ikinci bir beden olmuştu. O, bu geleneksel elbise tarzını kimliğini güçlendirmek, politik görüşlerini, geleneklerini yansıtmak ve kusurlarıyla başa çıkabilmek için kullanıyordu.

Yüzünü çevreleyen el örgüsü danteller ve saçlarına taktıkları çiçekler ile Frida’nın kendini bir sanat eserine çevirerek dikkat çekmeyi amaçlaması, o dönemde kadınların toplumda arka planda yer almasına tepki niteliği taşıyordu.

Aynı zamanda AlmanMacar bir baba ve İspanyolMeksikalı bir annenin kızı olan Frida, geleneksel kıyafetlerinin yanı sıra gardırobunda kendi etnik çeşitliliğinin de göstergesi olan Guatemala, Çin, Avrupa ve Amerika esintileri taşıyan bluzlara da sahipti.

Hayatı boyunca 22 ameliyat geçiren ve ameliyatların vücuduna kattığı görsel orantısızlık ile pek de barışık olmayan Kahlo, kıyafetlerinde bolca geometrik desenler kullanmayı tercih ediyordu.

Yukarıda görülen bu Tehuana bluzları, farklı geometrik desenlerin buluşmasının en iyi örneklerinden. Hem güzel görünümleri hem de resim yaparken hareketleri kısıtlamayan formlarıyla, Frida için ideal bir seçimdi.

Rei Kawakubo, Dai Rees ve Jean Paul Gaultier gibi birçok tasarımcı, defilelerinde Frida Kahlo’nun korselerinden ilham almıştır.

Bu koleksiyon bizlere Frida’nın aslında serginin de çıkış noktası olan, “Appearances Can Be Deceiving” adlı portresini anımsatıyor. Resimde en dikkat çekici unsur, Frida’nın korsesi ve kıyafetleriyle nasıl bütünleştiği ve bir olduğudur. Bu, onun özel ve iş hayatının, politik görüşünün ve kültürel geçmişinin nasıl iç içe geçtiğini ve Frida’yı artık bu unsurlardan bağımsız olarak görebilmemizin mümkün olmadığını göstermektedir.

Eğer Frida Kahlo’nun en büyük ilhamı kendi his dünyası, çektiği sıkıntılar ve kendi kimliğini bulmak için yaşadığı içsel çatışmalar ise, bu sergi, kıyafetlerin insan üzerindeki psikolojik etkilerine ve bir kumaş parçasının nasıl güvenli bir alana dönüşebileceğine en güzel kanıt olarak gösterilebilir.

Doğup büyüdüğü ve hayatının sonuna kadar yaşamını sürdürdüğü ev, bugün Frida Müzesi olarak Coyoacan, Mexico City’de bulunmaktadır.

Kaynak

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here