ABD yapımı gerilim filmi 21 Grams, birbirinden ayrı hayatlara sahip üç insanın kaderinin tek bir noktada kesişmesini konu alıyor. Sean Penn, Benicio Del Toro ve Naomi Watts‘ın başrollerini paylaştığı film, her oyuncusuna ayrı ayrı ödül kazandırmayı da başarmış. Paramparça Aşklar ve Köpekler ile adını duyuran İspanyol yönetmen Alejandro González Iñárritu‘nun eseri olan film, 2004 yılında izleyicisi ile buluşmuştur. Birdman, The Revenant, Babel gibi olay yaratmış filmlerin ardındaki isim olan Oscarlı yönetmen Iñárritu’nun ilk dönem filmlerini izlemek isteyenler için başvurulabilecek bir yapıt.

21 Grams, parça parça sahneleriyle ayrı insanların hayatlarını zaman faktörü gözetmeksizin kullanarak başlıyor. Filmin ilk 30 dakikası boyunca bu sahneleri bir araya getirip anlam kurmaya çalışmak ise bu noktada bir anlam ifade etmiyor. Bir trafik kazası sonucu 3 ayrı insanın hayatı kökten bir değişime uğruyor ve her biri bambaşka insanlar olarak karşımıza çıkıyor. Her karakterin geçmişi, şu anı ve geleceği arasında sıkışıp kaldığımız, karakterlerin hayatlarının dönüm noktasına şahit olduğumuz filmde, vazgeçişler ve yeniden başlayışlar bir arada kendini gösteriyor. Yaşadıkları sonucunda hayattan beklentileri değişen karakterlerimizin ortak özelliği ise yaşadıkları acılar oluyor.

Matematik profesörü olan Paul Rivers (Sean Penn) kalp yetmezliği oldukça ileri seviyede olsa da sigara içmekten vazgeçmeyen, kendi tabiriyle ölümü bekleyen bir adamdır. Aynı zamanda karısı ile çocuk sahibi olmak konusunda ayrı fikirlere sahip olmaması onun huzurlu bir ev ortamından mahrum olmasına neden olmuştur. Hayatta kendisine tutunacak hiçbir neden göremeyen bu adamın bakışlarından tavırlarına kadar her zerresinden vazgeçmişlik akmaktadır. Yaşamın tüm bu hiçliği içinde onun yaşaması için birinin ölmesi gerektiği fikri ise Rivers’ın psikolojisini daha derinden etkilemektedir.

Filmin güzel yıldızı Naomi Watts’ın hayat verdiği Cristina Peck ise geçmişte uyuşturucu bağımlılığı olan ancak çocuklarının doğması ile bu kötü durumu ardında bırakan bir kadındır. Eşini ve çocuklarını çok seven, hayatını düzene oturtmayı başarmış Cristina’nın trafik kazasında tüm ailesini kaybetmesi yaşamını alt üst eder. Bir anda yapayalnız kalan genç kadın, sevdiklerini kaybetmenin acısını atlatamazken bağımlılık ile yeniden yüz yüze gelir. Yaşamak için tekrar bir sebep bulamayacağını düşünürken intikam, öfke gibi güçlü duygular onu ele geçirmeye başlar.

Jack Jordan (Benicio Del Toro) ise geçmişte uyuşturucu bağımlısı olan, bu bağımlılıktan kurtulduktan sonra ise hayatına koyu bir Hristiyan olarak devam eden bir adamdır. Kararlarının ardında duran ve sert yapılı bir insan olan Jordan, yaşadıklarından ders çıkarmış ve kendi yöntemleri ile bu öğrendiklerini çevresindekilerin bir şekilde kafasına sokmaya çalışan birisidir. İki çocuklu bir aile babası olan Jordan’ın yaptığı trafik kazasının ardından 3 kişinin hayatına mal olması, tüm bildiklerini yeniden sorgulamasına neden olur. Jack, yaptıklarının acısını kabullenip vicdan azabını dibine kadar yaşarken, bu duygusal işkencenin yanında benlik mücadelesi içinde bocalamayı sürdürecektir.

Filmin adı ise Duncan MacDougall‘ın yaptığı oldukça tartışmalı bir deney sonucu insan ruhunun ağırlığının 21 gram olması teorisinden gelir. İnsan ruhunun ve bedeninin manasını çözme karmaşasına giren Paul, hayattan vazgeçtiği noktada bize de ayrı soru işaretleri getiriyor. Diyaloglara fazla yer vermeyen filmde, sözcükler amaca yönelik kullanılarak karakterlerimizin özelliklerini net bir şekilde ifade etmeyi tercih ediyor. Soğuk bir havanın izleyenleri sardığı bu kasvet dolu filmde, en göz dolduran kısım ise ruhsal acılarını ekran başındakilere hissettirmeyi başaran oyuncu kadrosu oluyor. Beklenmedik anlarda sorularımıza cevap veren film, belirli bir amaca hitap etmemiş, bir durumun içinde kaybolan insanları bize göstermiş.

21 Grams, senaryosu ve hikâyeyi anlatış biçimiyle oldukça farklı bir yapım. Gerçeğe yakın karakterleri ile yaşadıklarımızı sorgulatmayı başaran film, adeta kadere inanan bir bakışa sahip. Tesadüfler ve beklenmedik olaylar ile dolu film, zaman kavramıyla oynayarak izleyenlerin de kafa yormasını istiyor. 21 Grams, oldukça ağır ilerlese de izleyicilere başka bir bakış kazandırmayı başarıyor. Hiçlik içinde savrulan hayatları görüp yaşamını farklı bir bakışla tekrardan gözden geçirmek isteyenler için oldukça etkileyici bir film.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here